logo

11 Kasım 2019

‘Emin’ miyiz?


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

“Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz.

Kendisinden korkulmayan.”

“Kendine inanılan. İtimat edilen.”

“İnanan, güvenen.”

“Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.”

“Güvenilir.”

“Kendisine güvenilen.”

Tırnak içindeki tanımları bir sözlükten olduğu gibi aldım.

Okurken içimi ferahlatıyordu tanımlar.

“Kendisine inanılan, itimat edilen.”

“Güvenilir.”

Hangi kelimenin tanımı olduğunu tahmin etmişsinizdir.

“Emin.”

Peygamberimizin lakabı.

Mekkelilerin Cahiliye devrinde Peygamberimizden bahsederken kullandıkları sıfat.

Mü’min kelimesi de, iman kelimesi de aynı kökten.

Yani, ‘mü’min olmak güvenilir olmaktır’ desek doğru bir şey söylemiş oluruz.

Hayatı boyunca ‘Muhammedü’l Emin’di o.

Güvenilir.

Birkaç gün önce Mevlid Kandiliydi.

Dinde var mıdır diye tartışmanın kimseye faydası yok.

Hicri takvime göre Peygamberimizin doğum günü işte.

Tarih ilmiyle günü gününe tespit edilebilir mi?

Zor.

Tespit edilebildiği kadarıyla Müslümanlar Peygamberimizin doğumunu kutluyor.

Buradan bir ‘itikat’ sorunu çıkartmak saçma!

Ben seviyorum ‘Mevlid’ geleneğini.

Müslümaların yazdıkları, okudukları Mevlid-i Şerif’leri de seviyorum.

İçeriklerinde sorun mu var?

Mübalağa?

Sevince bir miktar olur.

Mübalağaları da seviyorum.

İşin orasında değilim aslında. Sakıncalı bulan, bulsun, ona da karışmam.

‘Din’ lafı edildiğinde, ‘mezhep,’ ‘itikat’ lafı edildiğinde kuş uçurtmayan din zabitleriyle mesafeli olmak daha sağlıklı.

Mevlid’i hatırlıyoruz.

Yani, nübüvvetten önce dahi Kureyş’in ‘Emin’ olarak andığı Peygamberimiz’in doğuşunu.

Kutluyoruz.

Emin miyiz peki?

Yani, bizler, güvenilir miyiz?

Bizler, biz, yeryüzündeki mü’minler.

Mesela, insanlar bizim dilimizden selamette mi?

Tekfir etmemizden, iftira atmamızdan, linç etmemizden…

Trollüklerimizden, selamette mi?

Yoksa usül, bir twitle salavat getirip öteki twitle trollük etmek mi?

Twitleri katlayarak!

İnsanlar güvenebilir mi bize?

Ticarette, inşaatta, taahhütte, memuriyette, işçilikte, ziraatte…

Askerlikte, sivillikte… Gazetecilikte.

Siyasette… İktidarda veya muhalefette…

Temiz miyiz? Güvenilir miyiz?

Yoksa bize güvenen keriz midir?

Dekart’ın ‘düşünüyorum öyleyse varım’ına mukabil ‘aldatıyorum, öyleyse varım.’

Acaba…

Bütün birikimimizi, bütün ahlaki ve medeni mirasımızı, dinimizi imanımızı inşaat harcına mı kattık?

Böyle şeylerin bizi Peygamberimizden uzaklaştırdığını düşünür müyüz?

Peygamberimize Süreyya yıldızı kadar uzak…

Yeni bir ‘laiklik’ mi keşfettik?

‘Din devlet işlerini birbirinden ayıran laiklik’ yerine ‘cep ve din işlerini birbirinden ayıran laiklik.’

Cep sadece bir sembol.

Her türlü düzenbazlık buna dahil.

Eski rejim eski laiklikte nasıl hassassa, ‘yeni laiklik’te o derece hassas bir kuşak.

Mevlid Kandili’ni bir de böyle düşünmekte fayda var.

(KARAR)

Etiketler:
Share
203 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...