logo

Edebi kamudan bir “İtibar” geçti…


Fatma Barbarosoğlu
f.barbarosoglu@gmail.com

Birkaç hafta önce “Kaçan Bereket” diye bir yazıya başladım. Yazıyı İtibar dergisine göndermek niyetinde idim. İtibar’ın yayın yönetmeni değerli şair İbrahim Tenekeci’yi aradım. Yazının içinde yer vermek istediğim bir fotoğraf vardı. Fotoğraf benim çektiğim amatör işi bir fotoğraf. Teknik olarak nasıl gönderebileceğimi soracaktım.

İbrahim Tenekeci “İtibar’ı kapatıyoruz” dedi. Derin bir üzüntü ile sarsıldım. Üzüntümü kendisine ifade ettim. Sonra da “Bu kadar üzülme sebebim, hissettiğim suçluluk olmalı” dedim.

“Evet” dedi İbrahim Tenekeci “yolun başında birlikte yürüyeceğinize söz vermiştiniz, sözünüzde durmadınız.”

Hayır, verdiğim sözde durdum. Bendeniz dergilere pek yazı gönderebilen birisi değilim. Bu yüzden pek çok dergi muhiti “kırgınlığı”nı ifade etmiştir. Ama İtibar’a elimden geldiğince yazı göndermeye gayret ettim.

Türk Edebiyatı, Dergâh ve İtibar dergilerini daima muhit olarak gördüm. Türk Edebiyatı ve Dergâh bendenizin ilk yazılarını yayınlayan dergiler olduğu için rüçhan haklarını elimden geldiğince muhafaza etmeye özen gösterdim.

İzlenim, Anlayış ve İtibar dergilerinin yayın hayatına katılması, bendenizin yazar olarak kitaplarımı yayınladıktan sonraki döneme tekabül ettiği için bu üç dergiye, bizden sonraki kuşakları geçmiş ile buluşturacak atmosferi inşa ettiklerine inanarak, görev bilinciyle dahil olmaya dikkat ettim.

Geçmiş ile bugünü ve yarını buluşturmak meselesinde kuşağımın mesuliyetini daima dile getirdim/getiriyorum. Biz dün ile yarın arasındaki köprü olmaz isek pek zayıf olan edebi kamunun varlığına gereken katkıyı verememiş oluruz. Edebi kamu biraz da dergi muhitlerinde teşekkül eder. Sadece edebiyat dergileri değil, sanat ve düşünce dergileri de oluşturmuş oldukları atmosferle, siyasetten akademiye, sosyal hayata kadar pek çok noktaya ışık düşürürler.

Benim hayatımda da dergiler daima ışık oldu. Üniversite öğrencisi iken İslam, İlim ve Sanat dergilerini takip ederdim. Yüksek lisans öğrencisi iken Kadın ve Aile dergisinde çalıştım. İlk yazım Doğuş Edebiyat dergisinde yayılandı.

İzlenim dergisi Ayşe Böhürler ve Nazife Şişman ile; Anlayış dergisi Nazife Şişman ile dahil olduğumuz dergilerdi. Anlayış, Bilim Sanat Vakfı’nın muhiti etrafında şekillendiği için genç nesillerin neyi nasıl okuduğu ya da okumadığı konusunda doğrudan bilgi sahibi olduğumuz bir mecra idi. Ki, o dönemde Nazife Şişman ile birlikte Bilim Sanat Vakfı’nda Cumartesi günleri seminerler veriyorduk. Bilim Sanat Vakfı’nın sosyal bilim öğrencileri için ortak bir payda inşa etmesini daima çok önemli buldum.

İtibar dergisi, bir muhitin muhit kuran dergisi olarak değil, bir kişinin, İbrahim Tenekeci’nin muhit kurduğu bir dergi olarak İslami kesimin en dikkat çeken dergilerinden biriydi. İbrahim Tenekeci hem Kırklar dergisinde hem de İtibar dergisinde genç kalemlerden çok güzel şiirler ve öyküler yayınladı, itinalı dosyalar hazırladı. Genç şair ve yazar adaylarına kendi yazdıklarını görmelerini sağlayacak imkanlar sundu. Tenekeci’nin bu konudaki mihmandarı Mustafa Kutlu idi, bu manada Mustafa Kutlu’dan edindiği tecrübeyi yere düşürmeden taşıdı. Hatta Mustafa Kutlu’nun Nurettin Topçu ile İstanbul’un sularını gezmesine benzer bir tecrübeyi Tenekeci’nin de İtibar muhiti ile yaptığına, sosyal medyada paylaşmış oldukları fotoğraflar aracılığı ile şahit olup, erkek yazarların muhit inşa etme imkânlarına az gıpta etmedim.

Dergiler doğuyor, büyüyor… Ölüyor demeyeceğim. Büyüdükten sonra itinasızlıktan inciniyor, kırılıyor, yoruluyor. Ölen dergiler değil, muhitler daha ziyade. Network çağında muhitlerin ölmesi, bendenizi ziyadesiyle düşündürüyor.

İbrahim Tenekeci yıllardır hasbi olarak emek verip, gençlerin gayretini yanına yoldaş edinip 97 sayı süren bir dergi çıkardı.

İtibar’ın artık çıkmayacak olması, hepimizi düşündürmeli.

Daha iyi olabilecek iken artık olmayan işlerden, hepimizin payına düşen bir sorumluluk var.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
392 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...