logo

Durmuşoğlu Duran atını bulsun mu?


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

Anlatacağı çok şeyi olan ve açık seçik cümlelerle anlatacağı şeyleri anlatıp duran bir adam.

Güzel şeyler anlatır çoğu zaman. Dinleyesiniz gelir.

Belki çocukluğunda ve ilk gençliğinde Erzurum’un o uzun kış gecelerinde kesbettiği bir melekedir.

‘Bağdat’tan Dönen Şiirler’in şairi Şaban Abak’tan söz ediyorum. (Ebabil Yayınları.)

Özelliği olan, kendi tadı, rayihası olan bir şiiri var Şaban Abak’ın.

“Çekici parmağıma indirdiğim gün/Sevdakar bir çırak olduğum anlaşıldı/Gülümsedi ustam”

“Parmağımın ucundan acıyı emerek büyüdüm ben/Gül desenli kılıçlar işledim merhametli/Aşkı övme savaşlarına girdim bismillah/İlk hamlede en güzel yerimden yaralandım/Çok iyi savaştım ve yenildim.”

Bu mısraların arasında “Parmağımın ucundan acıyı emerek büyüdüm ben” mısraının altını çiziyorum.

Bir de “Çok iyi savaştım ve yenildim”in.

Acının oğullarını ve çok iyi savaşıp yenilenleri selamlıyorum.

(İyi savaşıp yenilmek, kötü -ya da yanlış- savaşıp yenmekten iyidir.)

Şaban’ın biraz işportacılığı vardır. Yani ‘İşportacının Şiiri’ boşuna değildir.

“Gelelim beri yüzüne, yelkenlere yel satarım

Mevsim sonu sevdalara kurumuş gül satarım

Ustamı kurşunlamışlar hem ağlarım hem satarım

Ben kaderimden kaçarım, kaderim zabıtadan”

“Zabıta Rüşvet İçmez,” ve suyumuz Leyla’dır.

“Bu su Leyla, bu su sarhoş, bu su yalpa vuruyor

Bu su bir şair boğmuş, mısra köpükleniyor”

Arada, altını çizdiğim bazı mısralar.

“Kârımız yürek burkuntusudur.”

“Hohlasak kalbimizin ateşi yakar şehri.”

“Ve yalnızlık da üşür/Islak musalla taşında/Yoksulun elleri yok, eldivenleri üşür.”

***

Şaban zaman zaman anlatırdı “Durmuşoğlu Duran”ı. Kayıp Atlar Haritası basılmadan önce… Yani, daha yazılırken haberdar olduğum bir destan, Kayıp Atlar Haritası.

Aaa! Şimdi gördüm. “Kayıp Atlar Haritası”nın arka kapağında benim cümlelerim var! Benim imzamla!

Sürpriz oldu.

Ben, 2007 Kasım’ında, Yeni Şafak’ın kitap ekinde bu kitapla ilgili yazmışım.

Arşiv falan tutmadığım için uçup gitmiş. Düpedüz unutmuşum!

Aradım Şaban’ı. Gönderdi yazıyı. Hele yazımı bitireyim, okurum.

Kim Durmuşoğlu Duran?

Biziz, hepimiz.

Acemisi olduğumuz bir çağda, umarsız, kendi dilini, derdinin devasını arayan herkes.

Durmuşoğlu Duran’ın atını kaybetmesi, bizim halimize uyuyor.

“Durmuşoğlu Duran atını kaybedince adeta kendini kaybetti ve keder sarhoşluğuyla umut coşkunluğu dalgalanışı içinde söyledi şu şiiri Türkçe ve yaya. Bu odur.”

Eski destanların ara başlıklarını hatırlatıyor değil mi?

Hatırlatmıyor. Aynısı.

“Kalbi dahi yaya bir yolcuyum ben

Gittin yalnız seni değil kaybettim kendimi de

Seni bir arayan var, ya beni kim bulası?”

Bu, bir destan.

Hani ‘anlatıp duran bir adam’dan bahsediyordum ya yazının başında. Tam o adama, Şaban Abak’a yakışır bir destan.

Ayrıca, bizim şiir geleneğimizin yenilenerek dile gelişi.

Bence bu destan Şaban Abak’ın şiirini tam kıvamına getirdi. Baksanıza:

“O ne mumdur pervane söyle bana

Düşen yanmıyor, ayrı düşen yanıyor”

Duran Urumeli’nde:

“Ey gazi Tuna Nehri sırdaşım benim!

Sen söyle nedir bu mahzunluğumuz

Bu geç bulup erken yitirişimiz?”

Dağlara soruyor Duran, Tuna’ya soruyor, Mostar Köprüsü’ne soruyor…

“Ben ki aramaya çıktım

Ben aramaya çıkınca bir bulan vardır.”

Kitabın arka kapağındaki cümlelerimi aynen buraya alıyorum. Çünkü bugün de aynı fikirdeyim.

“Görünüşte kaybettiği atı Gülşah’ı arıyor Durmuş Oğlu Duran. Ama aslında medeniyetinin yeryüzündeki ve gökyüzündeki izlerini takip ederek, o izlerle konuşarak Diriliş’i, medeniyetinin dirilişini arıyor.”

Baktım, 2007’deki yazımda da ‘destan’da ısrar etmişim. Hatta, şimdi “Durmuş Oğlu Duran’ın arayışının devam etmesi gerekir” diyecektim. Onu bile demişim.

Şaban Abak’a sordum, evet, devam edecek.

Bulur mu Duran atını?

Belki bulur. Belki bulduğunu sanır.

Ah! Benim üstüme vazife değil. Şairi bilir.

Kahvehanedeki ‘yancı hakları’ gibi, okuyucunun da söz hakkı varsa… Aramaya devam etsin, daha iyi.

(KARAR)

Etiketler: » » » » » » » » » »
Share
548 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...