logo

23 Ekim 2018

Dünyanın en çirkin Arabistanı!


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

“Birinci yeni” nedir, bilmiyorum, ama Turgut Uyar’ın “ikinci yenici” olarak nitelendirildiğini biliyorum. “Onun Dünyanın En Güzel Arabistanı” şiir kitabı da ne tesadüf, kütüphanemde var.

adamlar kadınları alıp arabistana götürürlerdi
dünyanın en güzel arabistanına…

Şairin mecazı değil, günümüzün gerçek Arabistan’ı ile ilgiliyiz. Bu Arabistan artık bildiğimiz Arabistan değil, “Saudi” Arabistan!

“Ne fark var?” diyeceksiniz, “toprak aynı toprak, halk aynı”.

Bu ülke epey zamandır ABD’nin modern sömürgecilik ilkelerine göre yönetiliyor. Suudiler ABD sömürüsünden ve tasallutundan hiç şikâyetçi değiller. ABD ne isterse vermekten de rahatsız olmuyorlar. Milyar dolarlar bir şekilde Okyanus ötesine gidiyor nasıl olsa. Onları şu sıralar en çok rahatsız eden, ABD’nin kıyıcılıklarını mesele etmesi. Suudî kıyıcılığı, gaddarlığı, zâlimliği… iki asırdır İslâm coğrafyasını kasıp kavuruyor. Osmanlı yönetiminin yenileşme hamlelerini dinden çıkış olarak gören Vahhabî ideolojisini benimseyerek isyan eden Suud hanedanı Mekke ve Medine’de ne kadar umran eseri varsa yerle bir etti. Bir tek Peygamberimizin kabrini yıkamadılar.

Yüzbinlerce Müslümanın kanına girdiler. Mukaddes toprakları sömürgecilere karşı savunmak için orada bulunan çok sayıda Anadolu evladını katlettiler. Bütün bunlar olurken onların dizginlerini tutan batılı ülke İngiltere idi. Şimdi bu rolü ABD üstlendi. Hatırlayalım, meşhur gazeteci katli hadisesinden önce Tramp ne dedi: “Ey Suud kıralı! Benim sayemde tahtında oturuyorsun, haddini bil!”

Bu dünya tarihinde görülmemiş rezillikte bir aşağılama şekliydi. Bu rezillik Tramp’ın zaten olumsuz olan imajını yerin dibine batırdı. Gazeteci katli vak’asının sırf bu yüzden çıkarıldığını bile düşünebiliriz. Ki şimdi Tramp göğsünü gere gere insancıllık maskesi takarak gazeteci katli meselesinin üstüne gidebiliyor!

Bu meş’um cinayetin Türkiye’de ve bilhassa İstanbul’da işlenmesine ne demeli?

İki asır önce zamanın Suud kıralı İstanbul’da yargılanmış ve Peygamberimizin kabrini yağmalamak suçundan idam edilmişti. “Kıralımızın idam edildiği ülkede biz de adam keseriz!”

***

Tabiî mesele bu kadar basit değil…

Vahabilikle ilgili çok sınırlı bilgisi olanların da malûmudur ki, bunların gözünde resim ve heykel kesinlikle şirktir!

Gazeteci katli dolayısıyla Suudi baş konsolusunun makamının ne menem bir yer olduğunu gördük. Üç tane Suud kıralının fotoğrafları koltuğun arkasına asılmıştı. Bu büyük kıt’adaki resimler fotoğraf olarak berbat olduğu gibi, çerçeveleri itibarıyla da iç bulandırıcı zevksizlikte idi. Büyük makam odası (hayır salonu) da farklı bir görüntü vermiyordu. Bu kadar güzellik hissinden, incelikten, zerafetten yoksun olanlar elbette böyle cinayetler işler! Adamlar Arabistanlarını Türkiye’ye getirdiler, dünyanın en çirkin Arabistanını!

Gelelim “bizim Cemâl”e… Yani Cemal Kaşıkçı’ya. Neden bizim? Meslekdaş olmamız, bizde önce böyle bir his uyandırıyor. Sonra isim ne kadar Türkçe. Hakkari’den Edirne’ye kadar binlerce Cemâl var. Muhtemelen Kaşıkçı soyadını taşıyan da hayli vatandaş mevcut. Basınımızın bu ismi baştan beri İngiliz lisanına göre (Jamal Kashoggi) değil de Türkçe söylenişe göre yazması halkın sempati duymasını kolaylaştırdı.

Yakın dönemde Arabistan’dan bir kaşıkçı daha tanırız: Adnan Kaşıkçı. O 1970’lerin meşhurlarındandı. Babası Kayserili Türk, Suud sarayında doktor; annesi Arap imiş. Silah ticareti ile zengin olan, kirli işlere bulaşan ve jet sosyete rezaletleri ile tanınan bu zat geçen sene ölmüş. Cemâl Kaşıkçı’nın onunla bir akrabalık bağı var mı? Muhtemeldir. İkinci Kaşıkçı’nın birincisinin kötü şöhretini silecek bir mücadeleden geçtiğini ve kurban edildiğini söyleyebiliriz.

Bugün Suud yönetimi Filistin’in, hatta Kudüs’ün Siyonist devlet tarafından işgalini onaylayarak Müslümanları haklı tepkisini topluyor. Bu tavrı sürdürmesi her gün biraz daha zorlaşıyor. Bunu bilen ABD ve Siyonist devletin Suud hanedanının tavır değişikliğini önlemek için birtakım ameliyatlar (operasyonlar) yaptığından şüphe yok. Cemal Kaşıkçı cinayetini bu seriden bir vak’a olarak görmek lâzım.

Cinayetin azmettiricisi (ABD) şimdi kendini hesap sorma mevkiinde görüyor!

(KARAR)

Etiketler:
Share
152 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Aklı iptal edip cehaleti kutsallaştırırsanız…

    23 Ocak 2019 YAZARLAR

    Yüzyıllar içinde yaşanan tecrübeler göstermiştir ki, geleneksel İslam kültürünün oluşturduğu kurumsallaşmış din anlayışı, Kur’an’ın tek muhatap olarak aldığı insan aklını iptal etmiştir. Oysa Kur’an çok açık bir şekilde bireyi önplana çıkarmakta ve insanların, kişilerin peşinden giden sürüler değil, özgür bireyler olmasını istemektedir. Kur’an’ın tek muhatabı insan olmasına rağmen, Müslüman gelenek geçmiş nesilleri taklide dayalı bir din dili oluşturarak aklın anlamadığı ve benimsemediği konulara inanmayı bile fazilet olarak ortaya koymuştur. ...
  • Hâlâ aynı yerde miyiz?

    23 Ocak 2019 YAZARLAR

    Ziyauddin Serdar, Tebliğcilerle geçirdiği birkaç günün hasılasını şu sözlerle özetliyor: “İbadetlerin yerine getirilmesi, Cenab-ı Hak’la yapılan bir anlaşmaydı. Bu hazır formülü uygulayan cennetin garanti olduğuna güvenebilirdi. Tebliğciler ülkeden ülkeye özellikle de Müslüman ülkelerde milyonlarca insanın yaşamını mahveden şartları oluşturan ağır adaletsizlikler, dehşet verici acılar ve ihmaller için bir şey yapmayı düşünmüyorlardı.” Tebliğcilerin bazı ‘normal’ Müslümanlarla diyalogları ilginç. Tebliğci grubun lideri Hacı Sahip, Hindista...
  • Bir Özdil mi imale yapıyor!

    23 Ocak 2019 YAZARLAR

    Savunmaya bak; Mustafa Kemal kitabının 2 bin 500 liralık ultra lüks baskısından, saat 9’u 5 geçe sadece 1881 zengin Atatürkçü yararlanmayacakmış. Bu şaheserin 10 Kasım fontlusundan satın almaya parası çıkışmayacakları da düşünmüşler. Görmeyi çok istiyor ama alıp evinize götürecek peşinatı denkleştiremiyor musunuz? Mahrum kalmayacaksınız, müjdeler olsun. Sizin gibi dar gelirli Atatürkçüler için Kırmızı Kedi yayınevinin Beşiktaş mağazasında ziyarete açacaklarmış kitabı. Sükseli baskının bir nüshası, kutsal emanetler sandukasına benzer...
  • Erkek erkeğe yerel seçimlere giderken…

    23 Ocak 2019 YAZARLAR

    3 Nisan 1930’da kadınların belediye meclislerinde seçme ve seçilme hakkını kazanmasından bu yana Türkiye’de yapılan belediye seçimlerinde 30 binin üstünde belediye başkanı seçildi. 89 yıl boyunca belediye başkanı seçilen kadın sayısı ise sadece 119. Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı Artvin’in Yusufeli ilçesi Kılıçkaya beldesine 1930 yılında başkan seçilen Sadiye Ardahan’dı. Onun şehit Çıldır Kaymakamı’nın kızı, bir CHP milletvekilinin kız kardeşi ve bir binbaşının eşi olması, böyle bir makama getirilen kadınlar için aranan güvenilirl...