logo

28 Temmuz 2019

Devlet Üniversitesi mi? Vakıf mı?


Mustafa Tezcan
mtezcan@finalegitim.com.tr

Özellikle tercih haftasına her şey sıkıştırıldığında veli ve öğrencilerin en çok sorduğu sorulardan bir tanesi şu oluyor: “Hocam devlet üniversitesi mi yoksa özel üniversite mi? Hangisini tavsiye edersiniz?”

Ben bu sorunun cevabını farklı birkaç yönden bakarak  veriyorum. Üniversite öğrenciliği İstanbul’da geçmiş birisi olarak “İstanbul’da okumanın bir ayrıcalık” olduğunu düşünüyorum. Çünkü “İstanbul’un kendisi ayrı bir üniversitedir.

Türkiye’nin en büyük firmaları, kurumları, fuarları, organizasyonları İstanbul’dadır. İstanbul dünya çapında birçok çalışmaya ev sahipliği yapmıştır ve yapmaktadır. Bir öğrenci kentidir.

Bu özelliğinden dolayı puanı devlet üniversitesine yetmeyen bir öğrencinin özellikle İstanbul’da yaşıyorsa il dışına gitmektense biraz düşük puanla özel bir üniversitenin aynı bölümüne gitmesi gayet doğal. Zaten il dışına gittiğinde barınma, yemek, ulaşım gibi masraflar ciddi yekûn tutuyor. Öğrenci aynı masraf hatta daha düşük bir masrafla özel üniversitenin yüzde 50, yüzde 25 burslu bölümünü okuyabiliyor. Dolayısıyla hem evinden gidip gelmiş oluyor hem de düzenini bozmamış oluyor.

Elbette aileden uzakta olmanın kazandırdığı birçok sorumluluklar ve beceriler var, bunlar tartışılmaz. Kendi ayakları üzerinde durmak, aylık bütçe oluşturmak, doğru arkadaş seçmek, tertip, düzen, disiplin, zaman yönetimi, önceliklerin tespiti, yemek pişirmek v.b.

Ama bir çok aile de şöyle düşünüyor:

“Yanımızda, gözümüzün önünde olsun, üniversite bitince nasıl olsa ayrılacak.”

“Bizim kendi iş yerimiz var. Okul çıkışında iş yerine gelir işi de öğrenmiş olur. Zaten adama ihtiyacımız var.”

“İl dışında bile okusa iş için zaten İstanbul’a dönecek. Okurken hem stajı burada yapar hem de çevre oluşturmuş olur.”

Son on yıldır Türkiye‘de özellikle de İstanbul’da birçok özel üniversite açıldı. Özel üniversiteler devlet üniversitelerinden ve yurt dışından birçok hocayı da transfer etti. Bu elbette önemli bir özellik ve özel üniversitelere çok katkısı oldu. Bazı hocaları ortak derslere sokan özel üniversiteler alanında uzman kişileri getirip misafir hoca olarak ders ver- diriyor. Sektörün ve hayatın içinde olan bu kişilerin öğrencilere katkısı büyük oluyor elbette.

Ayrıca şu da bir gerçek, her öğrenci ayrı bir ilgi istiyor. Öğrenciyi üniversiteye gönderdikten sonra onlardan aldığımız geri dönüşümler bizim için değerli ve önemli bir bilgi. Tam kaynaktan aldığımız bu bilgi üniversitenin iç işleyişi hakkında bilgi sunuyor. Özel üniversitelere giden öğrenciler ilgi ve alakadan çok memnun. Hocaların kendileri ile il- gilendiklerinden, ulaşılabilir olduğundan özellikle memnunlar. Bu da onların geleceklerinde iş hayatlarındaki performanslarına yansıyor.

Öğrenciler kendilerine iyi davranılan, değer verilen ortamlarda bulunmaktan elbette keyif alıyorlar. Bu paralı okumanın getirdiği bir şey değil, orada oluşan bir kültür ve değer sistemi.

Birçok vakıf üniversitesi öğrencilerine çok iyi teknik imkanlar da sunmaya başladı. Bu da bir tercih sebebi oldu. Velilerin tercih yapmadan önce tüm üniversitelere gitmeleri fikir almaları da üniversitelerin kendine çeki düzen vermesine, devlet ve özel fark etmez üniversitelerin kendi arasında bir rekabete dönüşmesine sebep oldu. Bu da elbette ka- liteye yansıyor.

Özel üniversitelerin üzerinde durdum daha çok, çünkü devleti biliyoruz zaten. Ve velilerin niçin özel de seçebileceklerini anlattım.

Çok uzun yıllardır hizmet veren devlet üniversiteleri mevcut, bunlar her alanda kendilerini ispatlamış durumda. Zaten çok tercih edilmeleri bölümlerin puanlarından belli. Eski ve köklü olmaları, prestijli olmaları, çok fazla öğrencilerinin olması avantajlı yönler. Ama çok kalabalık ve büyük yapıların olması bazen peşinden hantallığı ve öğrenciler ile ilginin azalmasına ve kontrolsüzlüğe ve kalitenin düşmesine de sebep olabiliyor elbette.

Tercih ederken bunların da gözden kaçırılmaması kanaatindeyim.

Veli ve öğrencilerimizin gerçekten doğru bir seçim yapmaları dileğiyle…

Etiketler:
Share
309 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Her şey kültür ve sanat için…

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Sirkeci Garı, 1890’dan beri İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı ve 129 yaşında. 1908’de Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak yapılan Haydarpaşa Garı ise 111 yaşında. İstanbul’un sembolü olan bu iki tarihi garda bulunan bazı binalar ve açık alanlar, önümüzdeki 15 yıl boyunca sadece kültür ve sanat etkinlikleri için kullanılmak üzere, 2017’de 10 bin sermayeyle, 29 yaşındaki bir girişimci tarafından kurulmuş bir şirkete kiralandı. Genç girişimci, hiçbir şekilde ticari amaçlar için kullanamayacağı bu tarihi mekanlardaki binalar ve...
  • Konu kapandı mı?

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin güneyinde başlattığı harekât, ABD’nin müdahalesi ile durduruldu. Bu elbette bir Amerika müdahalesidir! Ne için yapılmıştır peki? Orada konuşlandırdığı “Kürtler”den oluştuğu söylenen silahlı unsurlarını korumak için. Suriye bir vekalet savaşı sahası ve ABD bu sahada PKK/PYD unsurlarını kullanıyor. Bu müdahaleyi “Kürtler ölmesin” diye mi yaptılar peki? Asla ve kat’a. Onlar için Kürtler ölmüş, Araplar ölmüş, Türkler olmuş hiç mesele değil. Hepsi ölebilir, bir tek İsrail yaşa malıdır! ABD’nin Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu İsra...
  • Nuri Pakdil’in ardından

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Gençtim, habersizdim, Nuri Pakdil destanını Şaban Abak’tan işittim ilkin. Sene 1988. Nuri Pakdil çoktan çekip gitmişti o vakit. Nesi varsa (Kitaplar, kitaplar, kitaplar) dağıtıp bir otel odasında inzivaya çekilmişti. Cesaret isterdi ziyaretine gitmek; yeterince devrimci -bilhassa “antifiravunist”- bulmadıklarını azarlarmış ve devrimcilik konusunda Nuri Pakdil’den geçer not almak çok zormuş zira. Antiemperyalistlik, antikapitalistlik, antinasyonalistlik, “antifiravunistlik” standartlarını çok yüksek tutarmış. Fevkalade hassas...
  • ‘Esed’le ne yapacağız’ sorusuna geldik

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Endişeliydim, Barış Pınarı Harekatı sırasında başımıza bir çorap örüleceğinden. Trump bir türlü konuşuyordu ‘öteki Amerika’ bir türlü. Avrupa’da Macaristan hariç aleyhte beyanat vermeyen kalmamıştı. Münbiç’te rejim birdenbire yeni bir zemin kazanmıştı, üstelik YPG’yle temas halinde. Kobani de kapsam dışına çıkıyordu. Trump’ın tweetleri berbat mı berbattı. Mektubu tweetlerinden daha berbat. ABD Başkan yardımcısı Pence Ankara’ya gelmişti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tokalaşırken suratından düşen bin parçaydı. O saatlerde bor...