logo

15 Kasım 2019

Cezayir’de seçimler halkı tatmin edecek mi?


Ahmet Varol
a.varol@gmail.com

Cezayir’de cuntanın adamı olarak bilinen Abdülaziz Buteflika’nın sağlık durumunun iyi olmamasına rağmen kendini beşinci dönem için cumhurbaşkanı seçtirmesinin ardından çıkan olaylar orduyu harekete geçmeye zorlamış ve Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Yardımcısı Ahmed Kayid Salih, Buteflika’nın artık görevini yürütmekten aciz olduğunu dile getirerek anayasanın 102. maddesi gereği istifa etmesi gerektiğini söylemişti. Onun bu açıklamasının ardından da Buteflika cumhurbaşkanlığından istifa etmek zorunda kalmıştı.

Daha sonra ordu yetkilileri olayların yatışmasını sağlamak amacıyla meydanlara çıkanların haklı olduklarını dile getiren birtakım açıklamalarda bulunmak suretiyle havayı yumuşatmaya çalışmışlardı. Tabii cumhurbaşkanının istifası sebebiyle ülkede yeni cumhurbaşkanının belirlenmesi için de seçim kararı alındı. Halka tercihini rahatça ortaya koyabileceği şeffaf ve dürüst bir seçim imkanı sunulacağı yönünde vaatlerde bulunularak olayların durdurulmasına çalışıldı.

Sonuçta 12 Aralık 2019 tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması kararı alındı. Meydanlara çıkanlardan bazıları seçimlerin sadece bir oyun olduğunu, kendilerinin sadece cumhurbaşkanının değil aynı zamanda sistemin değişmesini istediklerini dile getirerek gösterilere devam edilmesini savundular. Fakat devlette söz ve yetki sahibi olanlar, bir yandan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin meydanlara çıkan kitlelerin taleplerine cevap vereceğini ifade ederken bir yandan da gösteri ve eylemleri sürdürmek isteyenlere karşı tavırlarını nispeten sertleştirdiler.

Şimdi ülkede gündemin ana maddesi önümüzdeki ay yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri. Bu seçimler için 22 kişi adaylık başvurusunda bulundu. Ulusal Bağımsız Seçim İdaresi 2 Kasım Cumartesi günü yaptığı açıklamada bunlardan sadece beşinin adayluk başvurusunu kabul ettiğini duyurdu. Diğerlerinin başvuruları adaylık için aranan şartları taşımadıkları veya istenen elli bin imzayı toplayamadıkları gerekçesiyle reddedildi.

Adaylık başvuruları kabul edilmiş olanlar arasında Buteflika’nın cumhurbaşkanlığı döneminde görev yapmış iki eski başbakan, iki eski bakan ve bir de iktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi’nde görev yapmış ancak şu anda bu partiyi temsil etmeyen ve adaylık başvurusunu da bu parti adına değil Bağımsız Cephe Partisi adına yapmış olan şahıs var.

Eski başbakanlardan biri Ali bin Felis, diğeri de Abdülmecid Tebun. Adaylık başvuruları kabul edilenlerden İzzuddin Meyhubi daha önce kültür bakanlığı, Abdülkadir bin Karine ise turizm bakanlığı yapmış. Abdülaziz Beliyd de iktidar partisinin eski elemanlarından.

Adaylardan Abdülkadir bin Karine aynı zamanda ‘Cezayir’in İhvanı’ olarak kabul edilen Ulusal İnşa Hareketi’nin lideri. Bin Karine’nin hareketi, Buteflika karşıtı muhalif hareketin içinde de yer aldı. Diğer adaylar genellikle sistemle iç içe adaylar olarak kabul ediliyor. Ancak tabii söylemleri şimdi biraz farklı ve tüm adaylar halkın taleplerini göz önünde bulunduracaklarını, ülkeye gerçek demokrasiyi hakim kılmak için mücadele edeceklerini, ekonomik problemleri çözmek, yolsuzlukların önüne geçmek için çalışacaklarını söylüyorlar.

Siyasi mekanizma üzerinde hâlâ önemli bir etki gücüne sahip olan ordunun açıktan veya işaret yoluyla desteklediği herhangi bir aday bulunmuyor. Ordunun üst kademesindeki yetkililer tüm adaylara eşit mesafede durduklarını göstermeye çalışıyorlar.

İktidarı hâlen elinde bulunduran Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi kendi adına bir aday göstermedi ama belli bir adayı destekleme konusunda karar alacağını açıkladı.

Şimdi cumhurbaşkanlığı seçimlerinin başkaldıran kitleleri tatmin edip etmeyeceği, yeni cumhurbaşkanının seçilmesinden sonra sistemin yapısındaki çarpıklıkların düzene girip girmeyeceği konusunda herkes tereddütlü. Ancak sistemin, yolsuzluklara ve usûlsüzlere kapı açan yapısında köklü değişiklikler yapılmadığı takdirde sadece yetkili ismin değişmesinin çok fazla bir şey sağlamayacağı da kesin görünüyor.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
29 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sakin yıllar

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kuşaklardır Bağdat’ta kumaş ticaretiyle meşgul bir aileye mensup olan Şeyh Muhammed Ârif Cumeylî, dört oğlunu yanına alıp hatıra fotoğrafı çektirdiğinde, sene 1938’di. Irak’ın Enbar bölgesinden Bağdat’a yerleşen Cumeyle aşiretinin üyelerinden Şeyh Muhammed Ârif, kumaş ticareti ve terziliğin yanında, İslâmî ilimlerle de meşgul olmuş, kendi çevresinde “âlim” sıfatıyla tanınan bir isim haline gelmişti. Cumeylî’lerin tek şöhreti ticaretteki dürüstlükleri ve dindarlıkları değildi. O dönemde Irak’ta bütün ağırlığıyla hissedilen İngiliz nüfûzuna karşı...
  • Duvardaki muz ya da şu acayip piyasa

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Besim Dellaloğlu hocanın ne dediğini anlıyorum elbette. Şöyle yazdı: “Siz sanatı hâlâ eser, yapıt, tual, pentür, malzeme mi sanıyorsunuz? Orada sanat olan muz değil. Koli bandı da değil. Orada sanat olan olay, edim, tavır fikir, provokasyonun ta kendisi. Ve muzcu başardı. Sanatı bir kez daha tartışmaya açmayı başardı. Üstelik hepimizi tartışmaya dâhil ederek. Sanat belki de artık sanatın sınırlarını tartışmaya devam etmeyi de içeriyor. Bir bakıma hepimizi sanat eleştirmeni, hatta sanatçı kılarak…” En azından Trabzon Belediyesi’nin duvara ban...
  • Greta Sendromu ya da Sindirella Masalı

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Sindirella masalını hepimiz biliriz, birçok kez okumuş ve seyretmişizdir. Rivayete göre, bu meşhur masalın ilk versiyonunun tarihi, Milattan Önce altıncı yüzyıla dayanır. Avrupa’da 500 çeşidi bulunan masalın bildiğimiz son uyarlaması ise Fransız yazar Charles Perrault ve Grimm Kardeşlere ait. Biz, hem Disney hem de Hollywood yapımlarında bu masal senaryosunu dünyanın en çok tutan senaryo kalıbı olarak izledik. Şimdi nereden çıktı bu masal girişi derseniz çok haklısınız elbette! Biz televizyoncuların zihni, bir meslek alışkanlığı olarak hep çağr...
  • İddiaları ve gerçekleştirdikleri arasında İslamcılık

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    İslamcılığı yeni veya yinelenmiş sorular etrafında tartışmaya açan Yetkin Düşünce dergisinin merkezi sorusu İslamcılığın iddialarıyla gerçekleştirdikleri arasındaki fark. Bununla bir muhasebe tutmaya çalışıyor, İslamcı iddialara sahip olanları hesap vermeye çağırıyor, belki kendisi de hesap vermeye çalışıyor. Bu bağlamda benimle gerçekleştirdikleri uzunca söyleşiden, derginin değerli yöneticilerinden müsaadeyle, konuyla ilgili bir kesitle daha baş başa bırakmak istiyorum. İslamcılık Türkiye’de nasıl bir imkan ve zafiyeti içinde barındırmakta...