logo

07 Şubat 2019

Çember


Ahmet Taşgetiren
a.tasgetiren@gmail.com

Körfez’den gelen “Papalı” görüntülerin en net anlamı, “Arap dünyası” üzerinde çalışıldığının gerçeğidir.

Bu çalışmanın bir ayağı Suudlar üzerinde Muhammed bin Selman üzerindendir.

Bir başka ayak, Mısır’da Sisi üzerindendir.

Üstelik bu, İsrail’in de içinde yer aldığı bir network halindedir.

Amerika, Papalık ve İsrail… Eğer yukarda saydığımız ülkeler “İslâm dünyası” içinde yer alıyorlarsa, bu dünya üzerinde bir operasyon yapıyorlar demektir.

Bu operasyonun en azından söz konusu ülkelerde, yönetimler seviyesinde bir karşılığının bulunduğu gözler önündedir.

Bu operasyonun Türkiye ile ilgisi nedir sorusu da üzerinde kafa yorulacak bir sorudur.

Adı geçen ülkeler, Arap Baharı sürecinde “İslami muhalefet” diye nitelenebilecek halk hareketlerinin yönetimler planında tedirgin ettiği ülkelerdir. O süreçte Türkiye ise, muhalif damarı desteklemiştir. Dolayısıyla muhalefete karşı hassasiyet yanında Türkiye’ye karşı da bir pozisyon söz konusudur. Mısır, bu gerilimin en sert yaşandığı ülkedir ve orada dış destekli operasyon Türkiye’nin desteklediği Mursi’ye karşı Sisi’yi iktidara getirmekle sonuçlanmıştır.

Yönetimler Türkiye’ye karşı böyle negatif bir doku taşıyor.

***

Yönetimler böyle iken, halklarda durum nedir? Göstergeler tüm İslam dünyası halklarında “Erdoğan” ismi etrafında bir Türkiye sempatisi bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu sempatinin “İslam dünyası” gibi bir oluşum ümidiyle bağlantılı olduğu da düşünülebilir. Bununla birlikte, halk psikolojisi durduğu yerde durmuyor ve zaman içinde hakim yönetimler tarafından biçimlendiriliyor. O biçimlenme sürecinin de Türkiye’ye karşı kitle bilincine zehir kattığı söylenebilir.

Arap dünyası tabii ki sayılan bu üç-beş ülkeden ibaret değil. Ama bu networkün genişlemesi yolunda üç-beş koldan çalışma yürütüldüğü, Papa’nın son ziyaretlerinin devam eden sürecin safhaları olduğu açıktır.

Arap dünyasındaki Türkiye karşıtlığının Türkiye’nin İslam’a hizmet eden bir yönetim kadrosuna sahip olması üzerinden yapılmadığı, taaa “Osmanlı karşıtlığı”na kadar uzandığı açıktır. O zamanki zehirlenmenin de, İngiltere başta olmak üzere yine İslam karşıtı dünyanın iğvaları ile bağlantılı olduğu biliniyor.

Bir çemberden, bir kuşatmadan, bir alan daraltılmasından söz ediyorum.

Araplara yönelik tarla sürme ameliyesi orada bitmiyor.

Kürtler, üzerinde çalışılan bir başka İslam toplumu alanı. Bir süredir Suriye geriliminin ana odağının Türkiye ile Kürtler arasındaki problemde toplandığı, bir uluslar arası gündem durumunda. Biz, tabiatıyla “Türkiye’nin Kürtlerle bir sorunu yok” temasını işliyoruz. Bu tez, Kürtlerin en azından bir bölümü için doğru. Tıpkı Arap toplumlarının İslam öncelikli kesimleri gibi. Ama Arap dünyası üzerinde çalışan ve “Türkiye karşıtı” bir zemin oluşturmaya yönelen dünya güçleri, Kürtlerle de mesafe oluşturmanın çabası içindeler. Bu operasyonun da bir karşılığı oluşmuş durumda. Türkiye’de, Irak’ta, Suriye’de “Beka sorunu” teması, silahlı ve siyasi Kürt oluşumlarına karşı bir hassasiyeti yansıtıyor. Ortaya çıkan tablo şöyle: Amerika’nın, Avrupa’nın, yer yer Rusya’nın sahiplendiği bir Kürt temsiliyeti, buna karşı savunma halinde Türkiye…

Bunlar Türkiye’nin yakın hinterlandında gelişen hadiseler.

Bu durumda şu sorular önem kazanıyor:

– Bu kuşatmanın hedefi nedir?

– Bu kuşatma Türkiye için bir alan daralmasına yol açar mı?

– Bu kuşatma Türkiye’nin İslam dünyası ile ilgili tasarılarına ne ölçüde engel olur?

Türkiye’nin dış politikası söz konusu olduğunda dünyadaki her ülke önemlidir. Her ülkenin dostluğunu kazanmak, düşmanlığını azaltmak, ya da yok etmek istenir. İslam dünyası ise Türkiye’nin tabii güçlenme alanıdır. Bir insan, İslami bilinçlenme yoluna girdiğinden itibaren İslam dünyası üzerine kafa yormaya başlar. Bunu bilen farklı güçler ise, İslam dünyası diye bir olgunun asla oluşmaması, potansiyeller varsa -ki vardır- onların yok edilmesi için çalışır.

Şu andaki darmadağınıklık o çalışmaların eseridir. Bir ara yeniden kıvılcımlanma emareleri gözükmüştür. Şimdi onun da yok edilmesi için çalışılmaktadır.

Bu süregiden bir meydan okumadır. Sorun da bu meydan okumaya cevap verip verememekte toplanıyor.

Bu da çok ustalıklı bir satranç oyununu gerektiriyor. Sınavımız bu.

(KARAR)

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » »
Share
482 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...