logo

03 Nisan 2019

Bundan sonrası daha önemli


Taha Akyol
t.akyol@gmail.com

İstanbul’da Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun öne geçmesi, iktidar bloku için en ıstıraplı seçim sonucu olsa gerek. Binali Yıldırım, içine doğmuş gibi şöyle demişti:

“31 Mart referanduma dönüştü. Adaylar konuşulsaydı, adayları mukayese etme imkânı olsaydı çok daha farklı bir sonuç doğurabilirdi.” (27 Mart)

Elbette fark rakamsal olarak büyük değil. Cumhur İttifakı’nın oyları 2018 seçimlerine göre İstanbul’da da Türkiye genelinde de sadece 2 puan geriledi.

2 Puan büyük bir kayıp değil ama…

Demokrasi tarihimizde hiçbir iktidarın elde edemediği muazzam medya gücünün ve kullanılan devlet kudretinin desteğine rağmen 2 puan kayba uğramak, rakamsal olarak büyük olmasa da siyasi olarak büyüktür; ciddiyetle tahlil edilmelidir.

AK Parti yine birinci parti olduğu gibi önümüzdeki yaklaşık 4.5 yılda ülkeyi yönetmeye devam edecektir. Bu dönemde zorlu reformları başarmak için siyasi atmosferi normalleştirmek, hukuk ve demokrasi kalitesini yükseltmek gerekiyor.

Medya ve iktidar gücü

Seçim dönemlerinde partizan yayın yapmanın kanuni yaptırımları vardı fakat OHAL döneminde 687 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırıldı.

Ve işte, bir gün içinde iktidarın 8 mitingini canlı yayınlayan haber kanalları, aynı günde Millet İttifakı’nın tek mitingini vermediler.

Bilinen ekranlar Meral Akşener’e ve Temel Karamollaoğlu’na tümden kapalıydı.

Orhan Yeneroğlu’nun aktardığı RTÜK verilerine göre, şubat ayı içinde, aslan payı AK Parti’ye ait olmak üzere, TV’lerde Cumhur İttifakı lehine 55 saat 17 dakika yayın yapılırken…

Millet İttifakı lehine belirli kanallarda sadece 10 saat 9 dakika yayın yapılmıştı. (Yeni Çağ, 21 Mart)

TRT yayınlarında durum daha eşitsizdi.

Ve seçim akşamı AA’nın tavrı gözler önünde cereyan etti. AA, Ekrem İmamoğlu’nun öne geçtiğini gösteren rakamları tam 14 saat gecikerek yayınladı! Bir haber ajansı verdiği rakamları geri çekti!

Bütün vatandaşların vergileriyle finanse edilen TRT ve AA, kamu kurumlarının siyasi tarafgirliği konusunda iki tipik örnektir.

Yargı ile ilgili güven sorunları zaten Adalet Bakanı Gül’ün de ifade ettiği bir gerçektir.

Önümüzdeki dört yıl

İbrahim Kahveci’ye sordum, Türkiye’nin bu sene sonuna kadar 82 milyar dolar dış borç ödeyeceğini, bunu çevirebileceğini söyledi “Bunu çevirebilmek için dışarıdan yüzde 7-8 gibi çok yüksek faizle döviz temin edilmesi gerekiyor” dedi.

Zorlu iktisadi reformları yapmak ve ehven şartlarla dış finansman bulmak için ülke içinde demokrasinin, hukukun ve kurumsal yapının kalitesi son derece belirleyicidir.

Zamanımızda World Economic Forum gibi kuruluşlar, ülkelerin iktisadi durumunu değerlendirirken sadece ekonomik verilere değil, aynı zamanda kurumların durumuna, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğü gibi faktörlere de bakıyorlar.

Seçim meydanlarında devletin gizli fişlerinin medya eliyle teşhir edilmesi, muhalif liderlerin hapse atılmakla tehdit edilmesi gibi davranışlar sırf seçim propagandası olsa bile hem siyasi kutuplaşmanın dozu hem yargı bağımsızlığı açısından iyi bir görüntü vermedi.

İktidar, her şey bir kenara, önümüzdeki dört yılda Türkiye’yi sağlıklı bir büyümeye geçirmek istiyorsa demokrasi ve hukuk kalitesini yükseltmek, yargının ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığını güçlendirmek, kamu kurumlarına güveni tesis etmek zorundadır.

Zaten “yapısal reformlar” denilen şeyler bunlardır.

İmamoğlu faktörü

Ekrem İmamoğlu sadece zorlu İstanbul yarışında öne çıkmasıyla değil, sıcak kişiliği ve siyasi olgunluğu ile de dikkat çekti.

Çok gerilimli geçen seçim gecesini anlatırken söylediği şu sözlerin altını çizdim:

“Biz kriz yönetimi yapmadık, bu kriz değildi; biz süreç yönetimi yaptık.”

Sıkıntılı anlarda itidalini kaybetmedi; öne geçtiğini YSK Başkanı açıkladığında zafer havasına girmedi. Duygu olarak sıcak, zihin olarak rasyonel bir kişilik ortaya koydu.

Siyasette bu tür davranışları teşvik etmek lazım.

İmamoğlu genç bir politikacıdır, belli ki politikada maraton koşucusu olacaktır.

Doğrusu, Binalı Yıldırım da kapsayıcı bir dille politika yürütmüştü.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisini farklı seçmen kitlelerine açması olumlu sonuçlarını veriyor.

İktidar Türkiye’nin önündeki zorlu dört yılını böyle gerilimler yaşamadan yönetmek istiyorsa, her şeyden önce siyasi tansiyonu düşürmesi, kapsayıcı bir tarz geliştirmesi gerekiyor.

(KARAR)

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » »
Share
249 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Neredesin Yusuf?

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Şol rivayet odur ki, kardeşleri ne yapıp edip babalarını ikna ederek Yusuf’u kıra götürme izni aldıklarında niyetleri kesin olarak onu öldürmektir. On erkek kardeşin onu da bu cinayet üzere anlaşmışlardır. Yusuf’u öldürüp çöle atıverecekler, başlarına bela olan bu güzeller güzeli çocuktan ebediyen kurtulacaklardır. Yusuf’u hırpalayıp, ağzını yüzünü kan revan içerisinde bıraktıklarında, kardeşlerin en büyüğü bıçağını çekmiş, kardeşini öldürmek üzere hamle etmiş, lakin onu öldürmeye muvaffak olamamıştır. Niye böyle olmuştur bu? Çünkü muradı b...
  • Buridan’ın eşeği ya da buldukça bunamak

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Buridan’ın eşeği alegorisi ile buldukça bunayanın hali arasında bir benzerlik yok. Olsa olsa tersinden bazı çıkarımlarda bulunulabilir. Buldukça bunayan genelde şımarık çocuk halidir. Verileni beğenmez, daha çoğunu daha iyisini ister. Daha çoğu ve daha iyisi verilse onu da elinin tersiyle iter. İstemem, diye bağırıp çağırır, tepinir... O ancak ona sırt çevirerek adam edilir. Hiç açlık yaşamadığı için açlığın ne olduğunu bilmez. İstemedikçe daha çoğunu verme yerine, “Sen bilirsin” diyerek önündeki de çekilirse bir süre sonra beğenmediği ne va...
  • Beton Ekrem, bu kadar parayı ne yapıyor?

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Hepsi birlik oldular.. Davutoğlu’cular.. Babacan’cılar.. Gül’cüler.. CHP’lilerin zaten kendi adayları idi.. Ülkücü geçinen İyi Partililer.. Ülkücüleri faşistlikle suçlayan Kürt ırkçısı HDP’liler.. Hatta.. Başkanlığa aday gösterdikleri ismin aldığı oydaki gerilemeye bakarsanız.. “Milli Görüş’ün tek temsilcisiyiz” diyen Saadet Partililer.. Hayatını Kur’an okumaya ve öğretmeye adayan Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebelerinin bir kısmı.. Kendilerini “Nurcu” olarak tanıtan, ellerinde günlük gazeteleri olan, aslında baş...
  • Para para para…

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Bir zamanlar Eurovision diye bir müzik yarışması vardı. Ajda Pekkan “Para para para” diye bir şarkıyla katılmıştı. “Petroil” diye bir sevgilisi de vardı bir zamanlar. Petrol’dü aşkımız. Para ile başımız belada. Para put, para fitne, para oltadaki yem! “Varlığı bir dert yokluğu yara” bu paranın. Bir bakıyorsunuz para muslukları kesilmiş. Bir bakıyorsunuz her yerden para yağıyor Türkiye’ye. Şimdi yeni bir operasyonla karşı karşıyayız. Söyleyeyim, içerideki patronlar, dışarıdaki patronlardan dibe vuran ekonomide satılık kelepir fabrikaları S...