logo

27 Aralık 2019

Ahmed Kayid Salih


Ahmet Varol
a.varol@gmail.com

Cezayir’in Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı, aynı zamanda geçtiğimiz Şubat ayında Cezayir’de gösterilerin başlamasından sonra ülkede siyasi dengeleri korumak ve sistemin halk hareketi karşısında çökmesini engellemek için vidaları gevşetme ve sıkma işlemlerini yürüten bu yüzden özellikle son on ay içinde bayağı popüler olan Ahmed Kayid Salih 23 Aralık Pazartesi günü ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. İki gün sonra yani 25 Aralık’ta da cenazesinin kaldırılması için tören düzenlendi ve törene resmi görevlilerin yanı sıra halktan da gerçekten büyük bir kalabalık katıldı. Normalde ülkedeki cunta yönetiminin ağır toplarından biri olmasına rağmen cenazesine halktan bu kadar büyük bir kalabalığın katılması onun ülkede son dönemdeki çalkantılarda dengeleri koruma ve kriz yönetme konusunda izlediği politikanın azımsanmayacak bir kesim tarafından kabul gördüğüne işaretti.

Daha önce de muhtelif yazılarımızda dile getirdiğimiz üzere Cezayir’de her ne kadar sivil bir yönetime geçilmiş olsa da ülkede ordu yine siyasi mekanizma üzerinde güç ve etki sahibidir. Gerektiğinde cumhurbaşkanını istifaya zorlayabilmekte, seçimleri yönlendirebilmekte ve kendi istediği adamı seçtirmek için şartları oluşturabilmektedir.

Bu ülkede geçtiğimiz Şubat ayında, ordunun desteğiyle dört kez üst üste cumhurbaşkanı seçilen Abdülaziz Buteflika’nın beşinci kez seçimlerde aday olacağını açıklaması üzerine patlak veren olaylar ve kitlelerin meydanlara çıkması üzerine o zaman aynı zamanda Savunma Bakan Yardımcısı olan Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Kayid Salih devreye girerek Buteflika’nın yeniden aday olmasına karşı olduğunu dile getirdi. Bunun üzerine Buteflika tekrar aday olmaktan vazgeçtiğini ancak seçimleri de belirsiz bir tarihe ertelediğini açıkladı. Onun adaylıktan vazgeçmesi olayların durulmasını sağlamadı. Bunun üzerine Salih, Buteflika’nın artık cukhurbaşkanlığı görevini sürdürmekten aciz olduğunu dile getirerek onun istifa etmesi gerektiğini ifade etti. Hemen ardından iktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi Merkez Kurulu üyelerinden ve partinin ileri gelenlerinden oluşan yüz kişilik bir ekip de Genelkurmay Başkanı’nın bu talebine destek veren açıklama yaptı. Ancak bazıları da Buteflika’nın görevinin seçime kadar sürmesi gerektiği görüşünü savunmaya başladılar. Bu tartışma üzerine ordunun ileri gelenleri muhtıra vererek Buteflika’nın istifa etmesini istediler. Bu talep üzerine Buteflika istifa ederek kenara çekildi.

Buteflika’nın istifasından sonra Salih, onun kardeşi Said Buteflika ile çetesinin yolsuzluklarının üzerine gidilmesi için davalar açılmasını sağladı. Bu davalar Abdülaziz Buteflika’nın himayesi altında yürütülen birçok karanlık işin üstünün açılmasına imkan verdi.

Halkın gösterilerinin ve eylemlerinin devam etmesi karşısında Salih, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı tarihi kesinleştirdi ve halka seçimlerin dürüst olacağı konusunda taahhütlerde bulunarak gösterilere son verilmesini, herkesin iradesini sandıkta ortaya koymasını istedi. Sonuçta 12 Aralık’ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı ve halkın önemli bir kesimi seçimleri boykot ettiği için katılım oranı %41’de kaldı. Sandıktan da ordunun desteklediği aday Abdülmecid Tebbun çıktı.

Yeni cumhurbaşkanının halkı teskin etmek için ülkede bir reform süreci başlatacağına ve insanların taleplerini nazarı dikkate alacağına toplumu ikna etmeye ve bu amaçla bir şeyler ortaya koymaya çalıştığı sırada on aylık süreç içinde kriz yönetiminde merkez noktada duran Genelkurmay Başkanı Salih ani bir şekilde hayatını kaybetti.

Ondan sonra ülkede gidişatın ne yönde olacağı, ordunun eski gücünü koruyup koruyamayacağı, Salih gibi dediğini yaptırabilecek bir lider çıkarıp çıkaramayacağı konusunda şimdilik net bir şey söylemek zor. Ama yeni dönemde etki gücünün sivil kesime geçmesi ihtimali daha yüksek.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...