logo

22 Ağustos 2019

Kimler Kandil’le Kandil kimlerle beraber?


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Kandil, kayyum operasyonuna ‘siyasi darbe’ demiş ve herkesi ayağa kalkmaya, tepkiyi yükseltmeye çağırmış.

Bilin bakalım bu kime yarar? Hukuk ve demokrasiye sahip çıkmak için tepki gösterenlere mi? Yoksa onları, hukuk ve demokrasi adına değil de Kandil adına konuşuyormuş gibi göstermek isteyenlere mi?

CHP’nin kayyum kararlarına nasıl tepki vereceğini, dün Sözcü’de Kılıçdaroğlu’nun ağzından Deniz Zeyrek yazdı.

Şöyle: “Bu tür olaylar yaşanınca sokağa çıkmak, protesto etmek gibi durumları doğru bulmuyoruz. İstanbul’da aynı şeyi YSK eliyle bize yaptılar. ‘Ya sokağa çıkın ya boykot edin’ dediler. İkisini de yapmadık. Halkın ferasetine güvendik ve gördük.”

Sokağa çıkmadan karşı çıkma politikasında yüzde yüz haklı, yerden göğe katılıyorum. Ama sırf Kandil’deki terör çetesi, sokağa çıkılmasını istediği için ve bu, sokağa çıkanları Kandil’in işbirlikçisi diye karalayacak propagandalara hizmet edeceği için doğru değil.

Çünkü aynı düz mantıkla tam tersini söylemek de mümkün. Kayyum müdahalesi kime yarıyor, Kandil’in tepkisi kimin işine geliyor diye bakın, bakalım ne görüyorsunuz?

Terör örgütü, kritik zamanlardaki çıkışlarıyla kimin eline koz veriyor? O kozları, kim demokratik karşıtlarına karalama silahı olarak doğrultup hangi haklı tepkileri itibarsızlaştırmak, kirletmek ve sindirmek için kullanıyor?

Ve bu, kimlere ellerini güçlendirecek şekilde geri dönüyor?

Soruyu böyle sorduğunuzda; ‘kimler kimlerle beraber, kimler kimlerle ağız ve amaç birliği içinde’ kozu, tersyüz olup bumerang gibi onu kullanana dönüyor mu, dönmüyor mu?

Açıklayıcı olsun, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’a ait şu sözleri, Hasan Cemal’in T24’deki geçmiş tarihli bir yazısından alıntılıyorum.

Başbuğ, 24 Nisan 2016’da Hürriyet’ten Çınar Oskay’la söyleşisinde diyor ki:

“Terörün kökünü kazırım filan, bunlar hamaset.

Sıfırlamak, terörle mücadelenin kitabında yok, marjinalize edeceksiniz.

Nasıl?

Ben birilerini etkisiz hale getiriyorken, o gün örgüte 100 kişi katılıyorsa, bu fasit dairedir.

Örgütün silahlı gücü beş-altı bin kişidir.

Biz 30 bin kişiyi etkisiz hale getirmişiz.

Yani beş kere örgütü bitirmişim.

Ama gene var.

Ee kardeşim, katılımı önlemiyorsun!..”

Örgüt, gücünü hala nasıl koruyor, nereden eleman topluyor derseniz…Cevabı, Başbuğ’un yakındığı o katılım kısır döngüsünün kırılamamasında işte.

Ne vakit zorda kalsa, sandıktan umudu kestirip dağ propagandasına kapı açan yanlışlar yetişmedi mi örgütün imdadına?

Terör ağaları, sivil siyaset güçlensin, demokratik mücadeleyle kazanıldığı görülsün ve varlıkları anlamsızlaşsın ister mi hiç!

Kayyum kararlarına ne üzülmesi…Üzülseler, ‘istismar fırsatı doğdu, yaşasın’ diye sevinçten hemen kafa çıkarırlar mıydı?

Terör örgütleri doğaları gereği böyle havaları sever, yasak ve engellemelerden beslenirler, demokratik kapsayıcılıktan değil.

HDP’nin kriminalize edilmesi, sistemin dışına itilmesi filan Kandil’dekileri rahatsız etmez. Bilakis ekmeklerine yağ sürer. Demokrasiden rahatsız olur onlar, varlıklarına tehdit görürler.

Haybeye değil yani fırsattan istifade öne atılıp yeni bir çatışma ortamını körüklemek ve kışkırtmak istemeleri. Demokratikleşme ikliminde nefes bile alamaz, yaşayamaz Kandil.

(KARAR)

Etiketler:
Share
370 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...