logo

26 Temmuz 2019

Beklediğim faiz bu değildi Merkez!


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Yeni Başkan Uysal’a bir ‘hoş geldin’ yazısıyla seslenmiştim. Faizle mücadelede yetersiz kalmakla suçlanan selefi Çetinkaya’nın akıbetini hatırlatmış, “Bırak inadı Merkez” demiştim.

Uysal’ın Merkez Bankası, şeytanın bacağını kıracak ilk adımı attı. Faizleri 4,25 puan indirdi. Fakat bu muydu beklenen?

Düşüşün yıl sonuna kadar toplam 8-9 puana ulaşması öngörülüyor, Karar’ın popüler ekonomi yazarı İbrahim Kahveci’nin rivayetçisiyim.

Fikri takip sorumluluğu üstümdeyken sormasam olmaz; neden alıştıra alıştıra? Şok tedaviyle neşteri köküne atmak varken faiz illetine pansuman yapmak iyileşmeyi uzatmaz mı?

Ekonominin süreci yaymaya tahammülü yok deniyor bir yandan. Eski başkan bu yüzden gitmedi mi?

Madem çözüm faiz, kaybettiğimiz zamanı da telafi edecek süratte bir acil müdahale daha etkili olmaz mıydı?

Elini titrek alıştırmamalı, toplamda 9 puan indirecekse hepsini birden indirmeli değil miydi MB?

Tek darbede güçlü bir operasyon, sanki bekleneni daha çok ve çabuk vermez miydi?

Biliyorsunuz; iktidarın faiz-enflasyon teorisine bir şans tanınmasından yanayım.

Ta iki sene öncesine dayanıyor bu görüşüm. “Ne duruyorsun Merkez” başlıklı bir yazıyla Merkez Bankası’nın faiz direnişini sorgulamaya başlamıştım.

Giden Başkan Cumhurbaşkanı’nın uyarılarına kulak asmadı, yerine gelen beni dinlemese bile Cumhurbaşkanı’nın sözünden çıkmaz diye ummuştum.

Çetinkaya’nın yüzde 6.5’tan devraldığı enflasyonu yüzde 15.7’lerde bırakmasının nedeni yanlış faiz politikası mıydı, denemeden öğrenemiyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kanaati hiç değişmedi, ‘faizin sebep, enflasyonun netice olduğu’nu düşünüyor hala.

Madem kanaatini koruyor ve ‘MB bağımsızken iktidar ne yapsın denmeyip enflasyondaki kötüleşmelerin hesabı benden soruluyor’ eleştirilerinde ısrarcı Cumhurbaşkanı…Ve madem Uysal, siyasi otoritenin koyduğu hedefleri gerçekleştirmek üzere oraya getirildi…Bu konuda bir görüş ayrılığı yaşamadığını, enflasyonu sıfırlamak için doğrusunun faizleri sıfırlamak olduğu tezini baştan kabul ettiğini varsayabiliriz.

Ayak direyen, zafiyet gösteren selefinin aksine, yüksek faiz heveslerini kan emici faiz lobisinin başına geçirmeye talip olan o.

Merkez’in faiz direnişi sona erdi, inadı kırıldı gerçi. Ama daha sert bir hamle, bir kararlılık gösterisi, piyasalara yeni Başkan’ın elinin ne kadar ağır olduğunu göstermeye yaramaz mıydı?

Aç gözlü faiz lobisine çalıştıkları suçlamasını yerle bir etmek tamamen Merkez’in elinde. Ne ki bu açılış, öngörüleri allak bullak edecek radikallikte olmadı. Siyaseten yükseltilegelen beklentilerin altında ve piyasaların önden satın aldığı marjların içinde yani iddialı teori karşısında cılız kaldı.

Enflasyondaki olası kötüleşmelerde sorumluluğu Merkez’in üstünden atacak gibi görünmüyor dolayısıyla son faiz oranları.

Başkan Uysal’a yönelttiğim o ‘hoş geldin’ sorusunu, izninizle tekrarlıyorum: İktidarın faiz ısrarı test edilmeden ‘nerede yanlış yaptığımız, sorunların ekonomi yönetiminden mi faiz lobisinden mi ya da dış müdahale ve oyunlardan mı kaynaklandığı’ nasıl açığa çıkacak?

Tartışmayı bitirecek şey belli…

“Bugün değilse ne zaman, haydi Merkez davran” diyerek noktalamıştım. Fakat bugün o gün değilmiş. ‘Sakın geç kalma erken gel’ bari!

(KARAR)

Etiketler:
Share
286 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...