logo

Fahişeyiz, ibneyiz, sürtüğüz, diyenden ne beklersiniz?


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

Diyorlar ki..

“Asla ve asla.. Taksim’deki kadın yürüyüşü sırasında ‘Ezan’a karşı bir protesto olmamıştır..”

Gösteride kimler var?

“Yılın en sürtüğüyüm” diyen orda..

“Feministim, fahişeyim” diyen orada..

“Namusu kirletmeden duramam” diyen orada..

Gayler orada..Homoseksüeller orada..

Ve dahi..

CHP İstanbul İl Başkanı ile CHP milletvekili Sera Kadıgil orada..

Kim bu Sera Kadıgil?

“O ezanlar ki şahadetleri dinin temeli ama. Benim yurdumun üstünde ebedi inlemesin artık nolur ya! Resmen ağzıma ağzıma okunuyor her sabah!” diyen bir bayan!

Bu bayan “bu sözleri sarfettiği için milletvekili yapıldı” haydi demeyelim..

Ama, “o bayan bu sözleri sarfettikten sonra ve bu sözleri sarfettiği biline biline milletvekili yapıldı” rahatlıkla diyebiliriz..

Bugünlerde, “Doğruyu söylememiz gerekir” diyerek sahne alıp, yapılan rezillikler içindeki küçük bir ayrıntıyı öne çıkarıp, “Yok yok, öyle yapmadılar” diyenler revaçta da..

Ben de o sebeble, “Ezana saygısızlığı sebebi ile milletvekili yapıldı” demiyorum..

Yoksa..

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalbini yarıp bakmadık ki?

Bakamayız ki?

Belki de, sırf o sözü sebebi ile milletvekili yapmıştır!

Her ne ise..

Sera Kadıgil’in inkar edilmeyen o sözleri sonrasında..

Küçücük bir özür bile dilemediği biliniyor iken..

Şimdi diyebilir misiniz ki, “Bu ülkede ezandan rahatsız olan hiç kimse yok!”

Evet, o sözlere de bir izahat getirilmişti(!):

“Hoparlörden çok ses çıkıyordu. Onu eleştirmişti” şeklinde bir kıvırmaya imza atılmıştı..

Şimdi de, ezan okunurken, asgari saygıyı göstermeyenlerin yerine, başkalarının yaptığı savunmadaki gibi: “Ezana saygısızlık ne haddimize. Ezanı duymadıkları için ıslık çalmaya devam etmişler!”

Peki, bu kadar tartışmadan sonra..

O gösteriye katılanlar çıkıp da..

“Özür dileriz, ezanı duymadık..” dediler mi?

Demediler..

Savunmayı kim yapıyor?

CHP yapıyor..

HDP yapıyor..

Bir de..

Doğrucu Davut’luğa soyunan, bizim mahalleden birileri yapıyor..

**

Bu ülkede 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında sela okuduğu için, onlarca camideki din görevlileri sözlü ve fiili saldırıya uğradılar mı?..

Uğradılar..

İzmir’dekini mi sayalım, Kadıköy’dekini mi, Edirne’dekini mi?

Mahkeme dosyalarına girdi, sela okuyan müezzine saldıranların, kırdıkları camlar..

Bıçak ile müezzinin üzerine yürümeler..

Kapı yumruklamalar..

Din görevlisine hakaretler eşliğinde yapılan tehditler..

Ama o saldırganları savunanlar, şimdi de, “yılın sürtüğüyüm” diyerek pankart taşıyıp, ezan okunurken ıslığa devam edenleri savunuyorlar..

“Ezana asla saygısızlık etmezler!”

Biliriz, biliriz. Asla saygısızlık etmezsiniz!..

**

Bu ülkede, ezan yıllarca Türkçe okutulmadı mı?

“Allahu ekber” yerine..

“Tanrı uludur” denilmedi mi?

Ezanı asli şekli ile okuyanlar cezaya çarptırılmadı mı?

Şimdi diyorlar ki, “Bu ülkede hiç kimse ezana karşı çıkmaz. Ezan protesto edilmez..”

Ezana saygısızlık sebebi ile bir dava açılacak olursa..

O dava kapsamında, ezan okunurken ıslık çalanların avukatlarının yapacakları savunma, şimdiden hazır:

“Ezan Arapça okunduğu için ıslık çalmaya devam edildi.. Ezan Türkçe okunsaydı, ıslık çalmaya devam edilmezdi..”

Hatta sosyal medyada dillendirdikleri şu savunma üzerinde de, avukatlar harıl harıl çalışıyorlar..

“Gösteri sırasında, birden bire, henüz açılmamış camiden ezan sesi duyulmaya başlandı! Diyanet’in hizmete açtığı bir camiden ezan okunsaydı, ıslık çalmaya devam edilmezdi!”

Doğru ya..

Taksim Camii henüz ibadete açılmadı. Dolayısı ile, Taksim Camii’nin olduğu yerde ezan okumak, bir gün bir gündür hesabı ile yasak..

Taksim Camii’nin bulunduğu yerde, küçücük bir binadaki mescidden okunacak ezan, ezan sayılmaz..

Diyanet’e bile sordurabilirler bunlar..

“Taksim’de okunan o ezan, yetkili bir müezzin tarafından mı okunuyordu?” diye..

Şeytana akıl öğretiyor gibi oluyoruz ama..

Onlar bunun planlamasını çoktan yapmışlardır..

**

Gezi isyanı sırasında neler olmuştu?

Polisle çatışan bir grup, Dolmabahçe Camiine sığınarak, “Polis camiyi bastı” algısı oluşturmak istemişlerdi..

Geziciler, belki de hayatlarında ilk defa camiye girmişlerdi..

İlk defa girdikleri için, ayakkabıları çıkarmaya ihtiyaç hissetmemişlerdi.

Görüntüleri kendileri yayınladılar. Mihrabda ayakkabıları ile bağdaş kuran geziciler.

Minbere ayakkabısı ile inip inip çıkan, hayatında ilk defa cami görmüş geziciler..

Ve ortalıkta her tür içecek kutusu..

Ama.. FETÖ sayesinde, Dolmabahçe Camiinin içinde yapılan o rezillikler de..

“Olur mu canım, geziciler hiç camiyi kirletir mi, camide hiç bira içilir mi?” sözleri ile savunulmuştu..

Ne imiş?

“Efendim bira kutusu aslında yoktu. Birileri sonradan getirmiş..”

Behey ahmaklar..

Kendi yayınladığınız görüntülerde, cami içinde minbere ayakkabı ile çıktığınızın görüntüsü var.

Ayakkabı ile mihraba bastığınızın görüntüsü var..

Ama savunma yapıyorsunuz, “Hiç olur mu, geziciler camide saygısız bir hareket yaparlar mı.”

Daha ne yapacaktınız?

Ertesi günü caminin içi, çöpten geçilmiyordu..

O çöpleri de, başkaları mı getirip, caminin içine koymuştu?

Lafa gelince, “Dine saygılılar”..

Ama icraata gelince..

Rezillik dizboyu!

Ve en önemlisi..

Ezan okunurken ıslık çalanların içinde..

“Orospuyum” diyenler olduğu halde..

Şimdi bize ahkam kesiyorlar: “Ezana saygısızlık etmezler!”

Ne yani?

Orospular ezana saygılı profili mi veriyorsunuz.

“Orospuyum” diyenin o gösteriye katılmasından rahatsız olmuyorsunuz da..

Ezan okunurken çalınan düdüklerin, ezana saygısızlık olarak nitelenmesinden sonra mı rahatsız oluyorsunuz?

Lütfen beyler..

Dürüst olun..

“Orospuyum” diye pankart taşıyandan, ne ezana saygı beklenir, ne de dine saygı!

Fiilen orospuluk yapanlar bile, ellerinde bir kağıt ile “orospuyum” demezler..

Onu yazıp taşıyanlar, fiilen o işi yapanlardan daha ahlaksızdırlar..

Nokta..

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
592 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...