logo

06 Kasım 2019

28 Şubat’ta terörist elebaşı Mazlum Kobani izleri?


Bülent Orakoğlu
b.orakoglu@gmail.com

Öcalan Kenya’da Yunan Büyükelçiliği Rezidansı’nda ikamet ederken, Kenya güvenlik güçleri, MİT, MOSSAD ve CIA işbirliğiyle yakalanmıştı. Naibori Havaalanı’nda bekleyen Türk güvenlik güçlerine paket edilerek teslim edilen Öcalan 16 Şubat 1999 tarihinde Türkiye’ye getirilmek üzere özel bir uçakla yola çıkarılmıştı.

Öcalan yakalandıktan sonra kendisi için özel olarak hazırlanan İmralı adasına getirilmiştir. Kısa sürede Öcalan’ın İmralı’da Ankara 2 No.’lu DGM’since yargılama süreci başlatılmıştır. Terörist başı Abdullah Öcalan DGM savcıları tarafından İmralı Cezaevi’nde alınan ilk ifadelerinde ateşkes konusunu şu şekilde dile getirmiştir. ’’Bu ateşkes konusunu biraz açmak istiyorum. Ateşkes önerisi bize Avrupa temsilcimiz Kani Yılmaz ve kod Mazlum Kobani ( Ferhat Abdi ) isimli arkadaş tarafından getirildi. Abdi Şahin’e ise bu öneriyi Selim Okçuoğlu isimli avukatlık yapan HADEP’te faaliyet gösteren kişi getirmiş. Bana getirilen ateşkes önerisi çok kapsamlıydı. Olağanüstü hal ve geçici köy koruculuk sisteminin kaldırılacağı Türkiye’nin üniter yapısına halel gelmemek kaydıyla birtakım düzeltmelere girişileceği belirtilmişti. Bu belge sanırım şimdi Avrupa arşivimizdedir. Fırsat olursa ileride bu belgeyi getirtiriz.” Aynı konuda terör örgütünün sözde cezaevleri temsilcisi Sabri Ok’la da bir görüşme yapılmış. Sabri Ok kendisi ile görüşüldüğünü aynı önerilerin kendisine de yapıldığını söyledi. Öcalan kendisini sorgulayan DGM savcılarına kendisinin de bu konuda anlaşma yapmak istediğini kendisine yapılan önerileri bu nedenle doğru kabul etmek durumunda olduğunu açıklamıştı. Öcalan ifadesinin devamında MGK Toplumla ilişkiler Başkanlığı’nda görevli bir albayın Brüksel’deki temsilciliklerine (PKK terör örgütüne ait) gelerek aynı önerileri getirdiğini belirtmiş, kendisinin bu önerilerin ciddiyetine inandığını özellikle DGM savcılarına ifade etmişti. Öcalan’a göre 1993’te de Özal’ın bu çeşit düşünceleri olmasına rağmen ordu o zamanlar bu konuya hazırlıklı değildi. Ancak kendisine bu kez getirilen önerilerde artık ordunun bu konuya hazır olduğu belirtiliyordu. Bu nedenle 1 Eylül 1998’de ateşkesi tek taraflı olarak ilan ettiğini zira resmen olmasa bile fiilen ateşkes şartlarına bağlı kalınacağına inandığını ifade etmişti. Öcalan ayrıca Selim Okçuoğlu ile 2 yıldan bu yana görüştüğünü kendisinin arabulucu durumunda olduğunu da DGM savcılarına ifade veya itiraf etmişti. Öcalan İmralı duruşmalarının 2’nci gününde yapılan duruşmada devlet içinde bazı yetkililerle görüştüğünü de kayda geçirtmişti.

ÖCALAN’IN YAKALANIP TÜRKİYE’YE GETİRİLMESİYLE BİRLİKTE UZLAŞMACI OKÇUĞOĞLU YURT DIŞINA KAÇIRILDI

Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı, darbe sürecinde, TSK içerisinde Çevik Bir’e bağlı bir grubun PKK ile görüştüğünü tespit etmişti. Bu ekibin, PKK terör örgütünün bazı üst düzey mensuplarıyla görüştüğü ve bu durumdan da mevcut siyasi iktidar Refah-Yol’un haberinin olmadığı anlaşılmıştı. Anayasal bir şekilde halkın oylarıyla seçimle iş başına gelmiş siyasi iktidar bizzat Genelkurmay 2’nci Başkanı Çevik Bir tarafından yok sayılarak terör örgütü ile yapılan görüşmeler iktidardan gizlenerek yapılıyordu. Bu durum siyasi iktidardan gizlendiği için açık bir şekilde vatana ihanet suçunu oluşturuyor. Görüşmeler Abdullah Öcalan ile Bursa Cezaevi’nde tutuklu olan sözde PKK cezaevleri sorumlusu Sabri Ok arasında geçiyordu. Sabri Ok, Öcalan’a Çevik Bir’den bahsediyor ve diyor ki: “Geldiler, konuştular. Askerler şu anda çözüme sivil iktidardan daha yakın.” Güneyde özerk bir Kürdistan devletinin kurulması, Türkiye için geçici köy koruculuğunun kaldırılması gibi o süreç içerisinde çok ciddi anlamda suç olabilecek birtakım görüşmeler darbe hukuku içinde yapılabiliyordu. Bu görüşmelerin dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş Paşa’nın Hatay İli Reyhanlı İlçesinde Suriye’yi PKK terör örgütüne yardım ve yataklık yapmakla suçladığı sert ve tehditkar açıklamasına kadar sürdüğü biliniyor. Zira Ateş Paşa’nın bu açıklamasından sonra Suriye Öcalan’ı sınır dışı etmişti. Bu sayede Öcalan’ın paketlenip Türkiye’ye teslim edilmesinin de önü açılmıştı. Ancak 28 Şubat’ta terörist elebaşı Öcalan’ın arabulucusu Selim Okçuoğlu’nun irtibatta olduğu PKK’nı n Avrupa sorumluları Kani Yılmaz ve Mazlum Kobani ile görüşen askerlerle yapılan örtülü bir anlaşma var mı yok mu? Özellikle MGSB ve MASK’ta irtica 1’inci tehdit olarak ele alınırken, PKK terör örgütünün tehdit olarak alt sıralara indirilmesinin arka planında ne var? Öcalan ve manevi oğlu Mazlum Kobani’nin 28 Şubat’çılarla ilişkisini MOSSAD ve CIA birlikte mi sağlıyordu? Öcalan’ın yurt dışında yakalanıp Türkiye’ye getirilmesiyle birlikte uzlaşmacı Selim Okçuoğlu yurt dışına kaçırıldı. Kani Yılmaz PKK tarafından öldürüldü. Terör elebaşı Mazlum Kobani ise PKK muhibbi devletlerin gözbebeği oldu. Neden acaba?

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
168 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...