logo

Yıldız Kenter bile, Ekrem’in eline su dökemez!


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

Hepimiz hayret ettik.

“Bir ilçe belediye başkanı, bu performansı nasıl gösterebilir, niye daha önce keşfedilmemiş” dedik, şaşkınlığımızı dile getirdik.

“Adam acayip rol yapıyor” dedik, tespitimizi yaptık.

“Şovmen” dedik, sıfatını söyledik.

“Hiç teklemeden, binbir yalanı, ardı ardına sıralayabiliyor..” dedik, vurgumuzu yaptık…

Ama içimizden, hep şunu geçirdik:

“Yani olur da.. Bu kadar profesyonel olunamaz.. Yıldız Kenter bu adamın eline su dökemez. Levent Kırca binlerce lira harcayarak girdiği kılıktan kılığa rolleri, bu adam sadece gözlerini biraz fazla açarak, biraz fazla kırpıştırarak başarabiliyor.. Bu işte bir gariplik var.. Mutlaka bir yerde hata yapacak ama, nerde, ne zaman?” dedik, bekledik.

Yenilenen seçim öncesinde, Ordu valisine “it” diye hakaret edince, “Hah işte.. Gösterdi gerçek yüzünü” dedik.

Ama bir de baktık ki..

Devletin valisine “it” diye hakaret etmesini bile, kendi hesabına puana dönüştürdü:

“Ben it demedim.. Basit dedim.. Ordakiler şahittir.. ‘Kurbanın olayım, VIP bizim neyimize.. Şurdan herkes gibi geçip gidelim’ diyerek, milletvekilimize yalvardım.”

Bunu o kadar güzel bir ses tonu ile anlatıyordu ki, ben bile izlerken, “bırakın da geçsin gitsin adamcağız, uğraşmayın garibanla” diyesim geldi..

Ama artık şifreler çözülüyor..

Yenikapı’da sergiye açılan arabaları iade ettiğini açıkladıktan hemen sonra, İSKİ’nin yaptığı ihale ile AK Parti döneminde kim o araç kiralaması ihalesini almış ise, aynı şirkete ihaleyi kazandırarak..

Bocalamanın işaretlerini verdi..

Su faturalarına zam haberleri ile ilgili olarak..

“Biz zam yapmayacağız demedik ki” açıklaması ile sinyalleri çaktı…

“Temel atmama töreni”nin literatüre gireceğini kendi ağzından açıklaması ile sendelemeye başladığını gösterdi..

Ve sonunda kendi yandaşları bile, bizim hayret ettiğimiz gerçeği, kendisine yöneltip, soruyu sordu:

“Nasıl delirmiyorsunuz?”

Tamam işte..

Soru bu idi..

“Ekrem İmamoğlu, nasıl delirmiyor?”

Bu kadar yalana, dolana..

Bu kadar ikircikli tavıra..

Bu kadar rol kesmelere..

Farklı kimlikler sergilemeye..

Nasıl delirmiyor?

Bizimle röportaja yanaşmadığı için, bu soruyu biz Ekrem beye yöneltemedik.

Hürriyet’ten kovulan, şimdi işsiz olduğu için(!) İngiltere’de gezen Ayşe Arman, Londra’da bulmuş Ekrem İmamoğlu’nu ve sormuş, bu soruyu..

İlginçliği görüyor musunuz?

Sadece Ekrem bey değil, bizi hayretlere düşüren.

Ekrem beyle oturup kalkanlar da, bizi hayretler içinde bırakıyorlar..

Yandaş bir gazetede çalışan, yandaş olmayan bir gazeteci.

Sonra, kapı önüne konulan o gazetecinin, İstanbul’dan Antalya’ya gider gibi, İngilterelere gidip, oralarda gezintiye çıkması..

Ve tesadüf bu ya..

Bir Türk gazeteci ile bir Türk belediye başkanını, Türkiye’de değil de..

İngiltere’de bulup, Londra’da röportaj yapıyor..

“Bey baba, İstanbul’un suyu mu çıktı ki, Londra’da röportaj yapıyorsunuz” diyeceğim ama.

Bunların bereketsizliği, İstanbul’un barajlarındaki suları bile götürdü, % 35’ler seviyesine indirdi..

Adam çıkmış diyor ki, “her sene mevsimsel olarak barajlardaki doluluk oranı bu seviyelere iner!”

Eeee, sonra ne olur, Bay Ekrem?

Varsayalım, bundan sonraki takvimde, mevsimsel dönüşümlerle beklediğin yağmur yağmadı..

İstanbulluya suyu nereden temin edeceksin, nereden getireceksin, var mı bir planın?

Sakın Nurettin Sözen dönemindeki gibi, “Yalova’dan tankerlerle getiririm” deme..

3 milyonluk şehre belki böyle bir çözüm bulabilirdiniz..

16 milyonluk şehire değil tankerler, tır’lar, helikopterlerle su taşısanız..

Çare olmaz..

Su konusundaki önümüzde süreçte yaşayabileceğimiz sorunu görmezden gelen ve geçiştirmeye çalışan Bay Ekrem’in şifrelerinin çözüldüğü noktasındaki tespitimin esas sebebi, İngiltere’de para aramaya gittiğini unutup, şu sözleri sarf etmesi:

“Cumhuriyet Bayramı kutlamanın, bir geleneği vardır. Yüzde 75’i, yüzde 80’i dış sermaye tarafından yapılmış bir binayı açmakla, ‘Cumhuriyet Bayramı kutladım!’ diyemezsiniz.”

Ne güzel söyledin, bay Ekrem?

Ama “Nasıl delirmiyorsun” sorusunu yönelten Ayşe Arman’a ilaveten, ben bir soru daha sorayım sana:

“İngiltere’ye gidiş sebebin ne idi?”

Bay Ekrem cevabı düşünedursun, delirmeye başladığının göstergesi cevaplarını da aktaralım..

Aynı röportajda, Bay Ekrem diyor ki: “Giyimle – kuşamla, cumhuriyet kadını olunmaz!”

Bunu söylemesinin üzerinden bir paragraf bile geçmeden, şu sözleri de sarf ediyor:

“Geçenlerde Kuzguncuk’ta bir genç kız geldi, ‘Giyimimden dolayı özür dilerim ama ben de bir cumhuriyet kızı olarak size sarılmak istiyorum!’ dedi. Türbanlıydı. Ben de, ‘Ne demek tabii’ dedim. Sarıldık.”

Demek ki ne imiş?

Giyimle kuşamla cumhuriyet kadını olunmazmış ama..

Giyimimden özür dilerim diyen türbanlıya da, “ne demek” karşılığı ile “Türbanla cumhuriyet kadını olunmaz” cevabı verilebilinirmiş..

Daha önemlisi..

Türbanla değil, gördüğün erkeğe sarılarak veya tersinden bakarsak..

Gördüğün kıza sarılarak..

Cumhuriyet insanı olunurmuş..

Olunur mu, olunmaz mı, tartışırız da..

Bir gerçek var, o da şu: Bay Ekrem’de delirme emareleri başladı..

Çelişkiler, sıralanmaya başladı..

Öyle ki..

Londra dönüşünde, gelmiş, ayağının tozu ile şu açıklamayı yapmış:

“Haliç’in kıyısında biyolojik arıtma tesisi mi gezdireceğiz insanlara. Biz, biyolojik arıtma tesisinin bütün İstanbul’da varlığına inanıyoruz ve en üst seviyede arıtma sistemlerini bu şehire harekete geçireceğinin dönemini hazırlıyoruz. Ama orası değil.”

Şimdi soracağım, Haliç’te biyolojik arıtma tesisini insanlara gezdirmeyeceksin de..

Haliç; SHP’li belediyeler döneminde olduğu gibi koktuğunda, burnunu tutmadan sokakta dolaşamadığında, neresini gezdireceksin?

Nasıl gezdireceksin?

Ne dedik, delirme emareleri başladı..

Adam herhalde, biyolojik arıtma tesisini, turistik tesis sanıyor olmalı ki..

“Neyini gezdireceğiz, insanlara” diyor..

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
248 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Logoterapi

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    İnsanoğlu hata ve nisyan ile malul bir varlıktır. Bu yüzden, her insan hayatta çok kere yanlış hesap yapar, yanlış kararlar alır ve er ya da geç bu yanlışların dramatik ve trajik sonuçlarını gayet ıstıraplı şekilde yaşamak zorunda kalır. Bu sebeple insan geç de olsa yanlışını anlamak, bundan dolayı kendini sorgulamak ve bir daha benzer yanlışlar yapmaması gerektiği konusunda kendisiyle hesaplaşmak zorundadır; fakat kimi insanlar ya kendi hatalarını kendilerine dahi itiraf edemeyecek kadar yüksek bir gurur ve onur katsayısına sahip olduklarından...
  • İslam dünyası neden mi geri kaldı?

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    90’lı yıllar Türkiye’de İslami kesimin entelektüel altın çağıydı. Kitapçılar, vakıflar buluşma mekanlarına dönmüş, yayınevleri sürekli yeni kitaplar basıyor, ülkenin en canlı entelektüel tartışmalarının kalbi ise dergilerde atıyordu. Bilgi ve Hikmet, Yeni Zemin, Tezkire, Köprü, İzlenim, Umran, Kitap Dergisi ilk akla gelenler. Müslümanların modern dünyayla ilişkilerinin masaya yatırıldığı, birlikte yaşam, demokrasi, laiklik konularında Medine Sözleşmesi gibi tezlerin ileri sürüldüğü bu dergilerden Bilgi ve Hikmet, 1993 yılında yayına ba...
  • Beni mahcup eden Bakan

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kaç kez eleştirdim Kültür ve Turizm Bakanlığını. Yurt dışında sergileri dolaşan bir sanatçıya sahip çıkmaktan daha önemli ne işleri olabilir diye. 19-12/06/ekran-resmi-2019-12-06-235557.png Bırakın ülkenin dünyaya sanatla tanıtılmasına desteği, davete rağmen kültür ataşeleri lütfedip katılmıyordu bile. Peç, Viyana derken şeytanın bacağı, Bakü’de kırılmıştı. Büyükelçi ve ataşe, Haydar Aliyev Müzesi’nde sergi açan Ahmet Güneştekin’i yalnız bırakmamıştı. Ama önceki gün İstanbul’daki açılışta, tam da görmek istediğim düzeye taşındı bu i...
  • Başkanlık sisteminin tutmayan tahminleri

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    Yerel seçimin hemen ardından başkanlık sisteminin gözden geçirilmesi cılız seslerle de olsa konuşulmuştu. Revizyon değilse bile aksayan yönlerin düzeltilmesi gibi bir girişimin gerekliliği dile getirilmişti. Tahmin edildiği gibi o girişim başlamadan bitti ve tahmin edileceği gibi bütün o söylentiler aslında yerel seçim şokuna karşı bir yatıştırma maksadı taşıyordu. Dahası, AK Parti’nin yerel seçimde büyük belediyeleri neden kaybettiğine dair anlama çabaları da kısa ve hararetli bir tartışmanın ardından unutulup gitti. Başkanlık sisteminin ak...