logo

13 Aralık 2019

Gençler nasıl bir gelecek hayali kurabilir ki…


Mehmet Ocaktan
m.ocaktan@gmail.com

Geçenlerde bir arkadaşımın iyi bir üniversitede okuyan oğluyla konuşurken yüzündeki mutsuzluğu görünce “Türkiye’nin en iyi okullarından birisinde okuyorsun, daha yolun başındasın nedir bu halin, seni gören de hayallerini-umutlarını kaybetmiş sanacak” diyerek sitem ettim. Biliyorum ki üniversiteye girmeye hazırlanırken kendi geleceği ve Türkiye’ye ilişkin müthiş hayalleri, umutları vardı.

Peki ne olmuştu da bugün yüzünde umutsuzluk rüzgarları esiyordu?

Dedi ki “Mehmet amca Türkiye’nin geleceğini göremiyorum, Boğaziçi’nde ve iyi üniversitelerde okuyan arkadaşlarım var, umutsuzluğa düşüp teker teker Amerika’ya ve Avrupa’ya gidiyorlar. Ben gitmeyi düşünmüyorum ama, okulu bitirince burada bir geleceğimin olup olmayacağından emin değilim. Maalesef şu anda Türkiye’de tıpkı FETÖ yapılanmasına benzer bir yapılanma var ve bu yapının dışında kalanların hiçbir şansı yok. Devlet artık onların, biz sadece sayıyı doldurmak ve bir de askerlik yapmak için varız.”

Evet dramatik bir durum ama, ne yazık ki gençlerimizin gözündeki yeni Türkiye fotoğrafı bu…

Çünkü onlar, ülkede özgürlüklerin alanının her geçen gün daha da daraldığını görüp korkuya kapılıyorlar.

Çünkü onlar, üniversitelerine kayyım atanan bir ülkede akademik özgürlüğün sadece kağıt üzerinde var olduğunu görüyorlar ve bu yüzden de özgür demokratik dünya ile yarışabilecek bilimsel çalışma imkanlarının kısıtlandığına inanıyorlar.

Çünkü onlar, tweet atmaktan bile korkuyorlar, fikirlerini özgürce ifade etmeye kalktıklarında haklarını koruyacak bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığından emin değiller.

Çünkü onlar, iş bulabilmek için ehliyet ve liyakatin değil, ideolojik aidiyetin ve yandaşlığın geçer akçe olduğunu gördükçe ülkelerine olan inançlarını kaybediyorlar. Hepimizin görmesi gereken acı gerçek şu; Türkiye’de kendisi için bir gelecek görmeyen gençlerin sayısı giderek artıyor ve ülkeyi terk etmek istiyorlar. Mesela muhalif kimliklerinden dolayı ihraç edilen akademisyenleri görmek gençlerin kaygılarını arttırıyor. Ne yazık ki yarınlarının güvende olmaması, gençler için hayal kurmayı, hayat kurmayı imkansızlaştırıyor, bu yüzden de yurt dışına çıkışlar-kaçışlar artıyor.

Maalesef AK Parti son yıllarda ortaya koyduğu yönetim anlayışıyla herkesin kendini güvende hissettiği, özellikle genç kuşakların hayallerini daha da zenginleştirecek hukukun üstünlüğüne dayalı, ifade özgürlüğün teminat altına alındığı bir Türkiye görüntüsü oluşturamadı. Bu yüzden de gençler sadece kendi gelecekleri değil, ülkenin geleceğinden de endişe eder hale geldiler.

Oysa AK Parti 2002 yılında yola çıkarken öylesine dinamik ve güçlü bir Türkiye fotoğrafı çizmişti ki, herkes geçmişin yaralarını sararak müthiş bir gelecek hayali kurmaya başlamıştı. Hatta sadece Türkiye’de olanlar değil, ülke dışında iyi eğitim almış donanımlı gençlerimiz bile ülkeye dönerek bu yeni Türkiye umuduna katkı yapmaya hazırlanıyorlardı.

***

O gün AK Parti demişti ki: “Gençlik, ülkemizin sadece zenginliği değil, aynı zamanda dinamizminin ve değişim potansiyelinin kaynağıdır. Genç nüfusa sahip olmak Türkiye için büyük bir imkan ve fırsattır. Ancak, gençlerimizin çoğu iyi eğitilmiyor, işsiz bırakılıyor, enerjileri bastırılıyor, söz hakkı verilmiyor, güvenilmiyor ve hatta zaman zaman bir tehlike unsuru olarak görülüyor. Hedefimiz, özgür düşünceli, kendi başına karar verebilen, sorgulayan, kendi toplumunun ve evrensel anlayışın doğrularından haberdar olan ve hayatın güçlükleri ile baş edebilecek donanımlı ve yetenekli gençler yetiştirmektir.”

Peki bu iddialarından vazgeçen aynı AK Parti günümüzün gençlerini hangi güçlü Türkiye hayaline inandıracak?

Eğer sorgulayan, kendi toplumunun ve evrensel anlayışın doğrularından haberdar, özgür düşünceli gençler yetiştirmek istiyorsak, öncelikle Türkiye’yi “yargı kararlarının meşruiyetinin tartışıldığı” bir ülke olmaktan kurtarmak zorundayız. Düşünün ki Ahmet Altan Yargıtay tarafından tahliye edildikten sonra bile savcılık itirazıyla başka bir Ağır Ceza mahkemesi tarafından tekrar tutuklanıyor. 770 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala hakkında AİHM “derhal tahliye” kararı verdi, ama tahliye edilip edilmeyeceğinden emin değiliz. Peki yıllardır evrensel hukuk devleti standartlarını inşa edemediğimiz bu ülkede, gençler nasıl bir gelecek hayali kurabilirler ki…

(KARAR)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...