logo

24 Mayıs 2019

Cep telefonlu cami performansı…


Fatma Barbarosoğlu
f.barbarosoglu@gmail.com

Her sene olduğu gibi bu sene de oruç tutanlar oruç tutmayanların sokaklarda aşikar bir şekilde yiyip içmesine gönül koydu. Oruç tutmayanların oruç tutanlara saygı göstermediğinden bahsetti. Açık olan lokantalar, kebapçılar eleştiri konusu yapıldı. Açık olan kebapçıların sahiplerinin kimliğini merak ettiniz mi?

Bazılarının sahipleri cami derneği başkanı mesela diyeyim de meseleyi yeni bir noktadan ele almanıza katkı sunmuş olayım.

Meseleyi yeni bir noktadan ele almanıza katkı sunayım demişken…

Oruç tutmayanların oruç tutanlara saygı göstermediği tartışmasını parantez içine alarak şu noktaya odaklanmanın faydalı olacağını düşünüyorum:

Oruç tutanlar niye teravih namazına gelmiyor? Camilerde kadınların sayısı her geçen artarken maalesef erkeklerin sayısı azalıyor.

Kadın cemaatin sayısının artması sevindirici bir gelişme lakin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cemaat ile namaz kılma noktasında bilgilendirici kamu spotları hazırlayarak üç ayların başlangıcından itibaren tekrar tekrar yayınlaması gerekiyor. Çünkü cemaat, cemaat ile namaz kılmayı, imama uymayı bilmiyor.

Saf tutma noktasında kadın cemaati ikna etmek pek mümkün değil. Herkes bireysel bir şekilde “takılma”yı tercih ediyor. Müezzin dua okurken cep telefonu ile konuşanı mı ararsın, imam ile namaz kılmaya başlamışken “a ben kendim kılacağım” diyerek cemaat tahiyyatta iken kıyamda olanı mı ararsınız?

Evlatların annelerini cep telefonu üzerinden denetlemeleri, annelerinin namazını ifsat etmesi ayrı bir dert. Nasıl mı? Çalan telefon, telefon değil de sanki başına bir şey gelmiş bebek gibi algılanıp namaz terkedilerek telefona cevap veriliyor: “Ben şimdi cemaatle namaz kılıyorum” deyip telefon açık bir şekilde cebe yerleştiriliyor. Telefondan gelen ses bütün şiddetiyle “Alo anne ne zaman bitiyor bu namaz, cevap versene anne” demeye devam ediyor.

Yaşlılar kısmında durum bu minvalde gayet yanlış bir şekilde seyrederken gençlerin cep telefonlu cami performansı bambaşka. Caminin kapısından adım atar atmaz selfi çekilmeye başlanıyor. Çekilen selfinin içine başka insanların görüntüleri girmiş bu vesile ile kul hakkı doğmuş hiç dertleri değil. Durmadan selfi çekiliyor. Nefes alır gibi. Her selam verişte cep telefonu ele alınıyor hemen bir poz inşa edilip, tuşa basılıyor.

Kadınlar birbiri ile saf tutmakta pek gönülsüz ama herkes kendi cep telefonu ile saf tutma noktasında pek kararlı. Telefonlar kapatma tuşuna basılıp çantaya konulacak iken sesi bile kapatılmadan, oldukça ışıklı bir şekilde ya secde edilecek yere yerleştiriliyor ya da yan tarafa konularak saf tutuluyor. Cep telefonlarının sesi mekanik bir ses olduğunda hadi nispeten katlanılıyor da oryantal müzik camiyi doldurduğunda bazen aklım başımdan gidecek bir daha geri gelmeyecek diye bir hayli endişe ediyorum.

Her namaz arasında hemen bir ekran kaydırılıyor. Ahali hangi haberin peşinde! Camiye gelmişsiniz. “Haber” burada, ezelin ve ebedin haberi burada, ayetlerde… “Gaiplerden bir ses geldi” mısraına sosyal medyadan kavuşmayı uman bir ahali bu topraklarda ne zaman hangi hızla bu kadar çoğaldı!

Velhasıl DİB’in teknoloji kullanımı, özellikle “ekranda kalma/ekran ile kalma” konusunda tekrar tekrar çarpıcı eğitim vidyoları hazırlaması gerekiyor.

Gençlerin dini elden gidiyor diyenlere hatırlatayım yaşlılar kısmı hiç iç açıcı değil.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
184 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Demek ki…

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Doğrusu bu kadar beklemiyordum. Bir kağıda herkes fikrini yazsın, saklayalım, bakalım kim doğru tahmin edecek deseler 51’e 49 civarında bir şey yazardım. Hadi olsun 52’ye 48. Birer puan bağımsızlar ve diğer partiler için düş, 51’e 47. Fark, benim tahmin ettiğimden çok fazla çıktı. Şu saat itibarıyla (20:00 civarı) 54’e 45. Demek ki benim ulaştığım göstergeler gerçekliği eksik yansıtıyor. Demek ki kamuoyu araştırma şirketleri -spekülatörleri, merdivenaltı anketçileri, siparişe uygun anket üreten sahtekarları hariç tutuyorum- bu işleri b...
  • 31 Mart’ın en doğru hikayesini seçmen yazdı

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Son birkaç yılda AK Parti’nin kendi ilkelerinden uzaklaştığını, reformist kimliğini kaybettiğini yazarak hiçbir hesabın ve beklentinin içinde olmadan uyarılarda bulunmaya çalışıyoruz. Bu süre içinde özellikle görevli troller tarafından linç kampanyalarına tabi tutulduk, AK Parti’ye ihanetle suçlandık. Oysa yaptığımız sadece, geçmişte bu ülkede özgürlük mücadelesi vermiş, Türkiye’nin sorunlarının çözümünün ancak hukukun üstünlüğünün sağlandığı demokratik hukuk devletiyle mümkün olabileceğine inanmış ve bu konuda ciddi mesafeler almış AK Parti ik...
  • Sandığın isyanı

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    23 Haziran’da kurulan sandık siyasal tarihin unutulmaz kilometre taşlarından birisidir. Sadece İstanbul seçimi değildir. Ekrem İmamoğlu açık farklı bir zaferle birlikte, belediye başkanlığından fazlasını kazanmıştır. Sonuçtan bağımsız olarak demokrasinin kazandığını kabul etmek lazımdır. AK Parti ise İstanbul belediye başkanlığını 31 Mart gecesi seçim verilerinin kesildiği anda kaybetmişti. Nitekim sabaha karşı seçim sonuçları bunu gösterdi. Tartışmalı, yanlış ve kesinlikle adil olmayan bir kararla seçimin iptal edildiği 6 Mayıs’ta da 23 Haz...
  • Basiretsizliğin ve ferasetsizliğin bedeli

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Ekrem İmamoğlu üç aşağı beş yukarı 31 Mart'taki kadar oyla kazansaydı, 'Gasp edilen hakkını geri aldı, adalet tecelli etti' denip geçilebilirdi; ama dünkü seçimin neticesinde bundan fazlası var: Adaletin tecellisi + maşeri vicdanı yaralayan eylem ve söylemlerin ağır faturası. 31 Mart'ta AK Parti'li Binali Yıldırım'a oy vermiş olan pek çok seçmen de bu sefer CHP'li İmamoğlu'ndan yana oy kullanarak faturanın şişmesine katkıda bulundu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İmamoğlu ve CHP'ye karşı varını yoğunu orta...