logo

Yazar: Fatma Barbarosoğlu

Fatma Barbarosoğlu
E-Posta: f.barbarosoglu@gmail.com
Web Sitesi: http://www.basaksehirnet.com
Biyografi:

Yazarın Tüm Yazıları Aşağıda Listelenmiştir.

  • Tanıklıklarımızı  belgeselin dili üzerinden idrak etmek…

    Tanıklıklarımızı belgeselin dili üzerinden idrak etmek…

    01 Şubat 2019 YAZARLAR

    İşin tanımı ziyadesiyle değişti; en iyi iş, en çok ses getiren demek. Ses getiren şeylerin çoğu, akla ziyan kalbe ziyan şeylerin peşi sıra sürükleniyor. “Kötü olanı ortaya getirmeyin muhakkak alıcısı çıkar” nasihatini, tüketim kültürü tersinden bir anlayışla, havada kapıyor, alıcısı çıkacak her şeyin satıcısı biz olmalıyız diyerek kötü olanı en parlak şekilde ambalajlayarak sun...
  • “Aynı göğün altında üç nefes”

    “Aynı göğün altında üç nefes”

    30 Ocak 2019 YAZARLAR

    Yabancı ülkelerde çekilmiş belgeselleri hayranlıkla seyrederken niye bizde sıradan insanın hikayesi anlatılmıyor diye gamlanırdım. Kültürü en iyi görebileceğimiz “yer”, “sıradan insan”ın günlük yaşantısıdır. İki gün önce karşıma böyle bir belgesel çıktı. Önce ismine vuruldum: “Aynı Göğün Altında Üç Nefes.” Heyecanla seyretmeye başladım. Çok çarpıcı ve derin bir yakalayışl...
  • “Karne hediyesi”

    “Karne hediyesi”

    25 Ocak 2019 YAZARLAR

    -I- Biraz sonra size bir market atmosferinden, bir kırtasiye atmosferinden nasıl Proust’un satırlarına düştüğümü anlatacağım. Marcel Proust/Kayıp Zamanın İzinde/ Swanların tarafı. Akşamın dar vakti bir markete girdim, sebze alıp çıkacağım. Market sebzeleri sıkıntılı malum. Sebzelerin peşinde vakit geçirirken küçük bir kızın “baba baba” diyen civelek sesi geliyor kulağıma....
  • Hepimiz için tatil ödevi: Çocuklara sorumluluk bilinci kazandırmak

    Hepimiz için tatil ödevi: Çocuklara sorumluluk bilinci kazandırmak

    23 Ocak 2019 YAZARLAR

    I- “Karne tatili” gelince karnelerin dağıtıldığı günden, okula dönüleceği güne kadar “uzmanlar”, eğitimciler, velilere tavsiyelerde bulunur. Yaşadıkları zamanın ruhunu kavrayamamış uzmanlar, otuz yıl öncesinin önerilerini tekrarlamakta bir beis görmüyor. Mesela bir tanesi diyor ki, çocuklarınızla evde tıkılıp kalmayın, onları sinemaya, tiyatroya götürün. Bu şu demek ço...
  • Peyami Safa’nın hikayelerinde “erkeklerin dünyası”…

    Peyami Safa’nın hikayelerinde “erkeklerin dünyası”…

    11 Ocak 2019 YAZARLAR

    -I- Ötüken Yayınları Peyami Safa’nın Server Bedii adıyla imzaladığı kitapları seri olarak basmaya başladı. Server Bedî’lerin yanı sıra, Peyami Safa’nın İstanbul Hikayeleri de, Serhat Hamişoğlu tarafından1924 yılında Suhulet Matbaasında yapılan ilk baskı esas alınarak hazırlandı ve okuyucunun dikkatine sunuldu. Kitap 190 sayfa ve içinde 36 hikaye var. Dolayısıyla İstanbul Hik...
  • DİB’in takviminin dili “akademik”, Denizbank’ın takvimi toprak kokulu

    DİB’in takviminin dili “akademik”, Denizbank’ın takvimi toprak kokulu

    09 Ocak 2019 YAZARLAR

    I- Ocak ayını, takvimler ve kurumların “yeni yıl” hediyeleri üzerinden değerlendirmeye niyetliyim. Niyetimin toplumsal karşılığının da olması bendenizi ayrıca sevindirdi/sevindiriyor. Geçen hafta Çarşamba günü yayınladığım Dünden bugüne takvim yaprakları ve “imkanlı metinler” adlı yazıya bir “cemile”/mektup geldi. Mektubun sonunda pdf olarak Diyanet Takvimleri üzerine yapılm...
  • Türkiye çok okuyor çokkk

    Türkiye çok okuyor çokkk

    04 Ocak 2019 YAZARLAR

    Günün ve güncelin dilini küçük mekanlardan okuyorum. En net görüntü oralarda. Bir kitapçı dükkanı ya da bir kafe. Bir tadilatçı dükkanı ya da bir tamirci. “Herkes”in herkes ile karşılaştığı yerler buralar... Mahallemizin kitapçısı, tadilatçısı, ayakkabı ve çanta tamircisi, 16 yüzyıl kahvehaneleri gibi herkesin kendi meşrebine, yaşına göre mekan tuttuğu kafeleri, insanın kend...
  • Dünden bugüne takvim yaprakları ve “imkânlı metinler”

    Dünden bugüne takvim yaprakları ve “imkânlı metinler”

    02 Ocak 2019 YAZARLAR

    Eskiden neredeyse her evde insanların meşrebine göre tercih ettikleri “yaprak takvimler” vardı. Ülkü, Saatli Maarif en çok rastlananlardı. Rahmetli büyükbabam Saatli Maarif alırdı. Tarihî eser ya da bir çiçek resminin yer aldığı karton kâğıda raptedilmiş takvim yaprakları, ömür gibi bir bir dökülürken, o son yaprak, 31 Aralık, hüzünlü bir şekilde “biten ömrü” hatırlatırdı. Bizi...
  • “Metafizik feryat”/ “Âsım’ın Nesli başladığı yerde son buldu”

    “Metafizik feryat”/ “Âsım’ın Nesli başladığı yerde son buldu”

    28 Aralık 2018 YAZARLAR

    Aralık ayı biterken; sadece ömürden geçen bir yılın değil aynı zamanda Mehmet Akif’in Safahat’ının ıstıraplı atmosferine, tarih tekerrür ediyor korkusuyla yeniden yaklaşıyor olmanın kederini de taşıyorum son bir kaç yıldır. Nurettin Topçu’nun Mehmet Akif kitabını bilir misiniz? Kitabın yayın tarihi Mart 1970. Kitap zaman içinde kaç baskı yaptı? Dergâh yayınlarını arayıp sord...
  • Nihayetlenmemiş bir “sansür” hikayesi

    Nihayetlenmemiş bir “sansür” hikayesi

    26 Aralık 2018 YAZARLAR

    Zaman zaman sosyoloji öğrencisi gençlerin, ilginç soruları ile karşılaşıyorum. Soruya benzeyen soruları her zaman severim. İlginç bulduğum sorulara sadece o an cevap vermekle kalmam bir de üzerine yazı yazarım. Bazen de soruyu soranların kavrayamadıkları cevap üzerine yazı yazarım. Aşağıda okuyacağınız yazı böyle ortaya çıktı. Yüksek lisans yapmak isteyen iki arkadaş M ve S....
  • Cami cemaati olarak kadınlar ve erkekler

    Cami cemaati olarak kadınlar ve erkekler

    21 Aralık 2018 YAZARLAR

    I - Cami cemaati deyince aklımıza daha ziyade erkekler geliyor. Camilerimizin mevcut yapısının, tarihi bir gerçeklik olarak erkeklerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmiş olduğu da bir vakıa. Fakat son yıllarda camilerde kadın cemaatin sayısı artarken erkek cemaatin sayısı azalıyor. Erkeklerin sayısının azaldığını idrak etmemizi engelleyen durum elbette Cuma na...
  • Ertuğrul Tekkesi’nde bir kuşluk vakti: Geçmişin gölgesi, geleceğin enerjisi

    Ertuğrul Tekkesi’nde bir kuşluk vakti: Geçmişin gölgesi, geleceğin enerjisi

    19 Aralık 2018 YAZARLAR

    I - Zaman ve mekan idrakinde/kullanımında belki de tarihin en baş döndürücü değişimini yaşıyoruz. Değişimin hızlı olduğu dönemlerde kurum ve kuruluşlar, değişende değişmeyenin ruhunu yakalama basireti gösterebildikleri, geçmişin tecrübesi ile geleceğin ufuk çizgisini birleştirebildikleri oranda yeninin doğuşu nispeten sancısız olur. Geçmişten kopmak, geleceğe tutunmak, ta...