logo

20 Eylül 2019

“Adam evli çoluklu çocuklu”


Fatma Barbarosoğlu
f.barbarosoglu@gmail.com

Tefrika roman: Bölüm 10

Olayları hatırlıyorsunuz. Balık beyinli değilsiniz ya! Babaannemin salonunda babaannemin ninesine ait olmadığın bildiğim, ama onun öyle olduğunu iddia ettiği devasa çerçeveleri duvara raptediyoruz. Biz dediğime bakmayın hayatımda ilk defa gördüğüm kot gömlekli genç bir adam elinde matkap bekliyor. (Hatırlamıyorsanız geçen Cuma’ya şöyle bir göz atmanızı tavsiye edeceğim.)

Girişteki duvar ile devasa çerçeve birbiriyle buluşturulunca kot gömlekliyi matkabıyla birlikte girişte bıraktık . Biz babaannemle salona geçtik.

Babaannemin bol dantelli salonuna geçtik dememi bekliyorsunuz normal olarak. Hayır. Bütün danteller kalkmış. Bir iki goblen örtü kalmış sadece.

Ve gong sesi. Antreye asılan çerçevenin iki katı salona yerleştirilmiş bile. Bu defa içinde bir insan yok.(İnsanlı bir fotoğraf demek istedim.) Sadece elbise var.

“Eee” dedim babaanneme “bu elbiseyi ninenize Milano’dan mı getirmişler, Paris’ten mi ?Deniz yoluyla mı gelmiş elbise yoksa demiryolu ile mi?”

“…”

Misafirini yolculuyayım daha sana sorulacak ne sorularım var hele bekle babaanne dedim. Ama bu defa gözlerimle. Cep telefonumu açıp babama mesaj yazdım: “Babaannemdeyim seni yemeğe bekliyoruz.”

Babam şaşırmış mıdır mesajı görünce. Yok hiç şaşırmaz. Bu, ben babaannemle başa çıkamıyorum takviye lazım anlamına gelir. Eğer yeterli enerjiyi bulamaz ise bazen babam da kardeşini dahil etmek ister ama amcam her seferinde ustalıkla yan çizer. İster misin bugün amcam ile birlikte gelsin babam. Her duvarda kendilerini bekleyen limon küfü tuvalet ile karşılaşışınlar.

Kot gömlekli elindeki matkabı susturur susturmaz içeri damladı. (Ne ayıp değil mi böyle argo argo. Damladı filan diye. Oysa bana şöyle asil bir dil ile nihayet salona teşrif ettiler demek yakışırdı değil mi? DEĞİL. Sinirden beynim zonkluyor.)

“Sizi tanımış olmaktan çok mutluluk duydum” dedi kot gömlekli dizi film oyuncusu kılıklı adam. “ Eğer bir sakıncası yoksa küçük hanım ikimizi şöyle çerçevelerin önünde alabilir mi?”

Ne alaka?

Hadi bizim babaanne kendisine limonküfü renkli şifon etekli bir geçmiş –ki o dönemde şifon değil brokar kumaşlar moda idi benim bildiğim- inşa etmeye kalktı bu adam neyin kafasında.

O da yaptığı işi ne kadar iyi yaptığını ispat etmenin derdinde anlaşılan. Fotoğraf yoksa anlatılacak bir şey yok öyle mi?

Konuşarak enerjimi tüketmemeliyim. Matarasında bir yudum su kalmış çöl yolcusu kadar stratejik olmalı adımlarım. Neden, niçin, nasıl sorularını yut. Yuttum. Boğazımı yırttı ama yuttum yine de.

Çektim fotoğraflarını. Bir taraftan da aklımda güvenlik endişeleri. Adam bu fotoğrafı niye çektirdi? Belki babaannemin bankada çok parası olduğunu filan sanıyor. Belki gayri menkul alım satımı için…

Kendi başıma mücadele edecek gücüm yok. Babam gelene kadar oyalamam lazım. Babamın ne zaman geleceği hiç belli olmaz ki. Kafam sersem oldu. Sabah sabah hiç proteinsiz simitleri yiyince karbonhidrat tutukluğu yaşıyor beynim.

Aha babamdan mesaj geldi. “Biz öğlen yemeğini arkadaşlarla Mihrimah’ta yiyeceğiz. Beni yemeğe beklemeyin.”

Beklemeyiz. Ben vakit ikindi babam birazdan bu yakada olur diye şeyettiydim.

Bu kadar çaresiz kalınca her zamanki bayat taktiğimi çıkarıyorum sakladığım yerden. “Babaanne senin emniyet müdürü bu ara gelmiyor mu?”

Bir taraftan da göz ucu ile kot gömleklinin yüz ifadesini yakalamaya çalışıyorum.

“Galiba tayini çıkmış onun” diyor kot gömlekli.

Hayda! Gölgesi yeter dediğimiz kuzenimizin tayini tam da çıkacak zamanı bulmuş. “Ya Betül?” diyorum. “Baş komiser ile Emniyet müdürünü eş durumundan aynı zamanda eşleştirmeleri pek kolay olmasa gerek.”

Babaannemden önce kot gömlekli atılıyor. “Yok” diyor “komiser yenge burada kalacakmış.”

Ahaaha. Komiser yenge. Bunu Betül’e söyleyip biraz dalgaya almalıyım.

“Ha siz bizim bütün sülaleyi tanıyorsunuz yani!”

Bunu derken tanımasının iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi olduğuna bir türlü karar veremiyorum.

Kesin olan bir şey var bu kot gömlekli, şeytan tüyü ile teçhizatlanmış durumda. Konuştuğu herkesi manyetik etki alanına alıyor.

Bütün bunların bu kot gömlekli ile beni tanıştırmak için sahnelenmiş bir oyun olduğunu düşünmek o kadar iyi geliyor ki. O fasla geri dönüyor yorgun zihnim. Bütün bu yaşadıklarım gerçek olamaz. Babaannem ile bu adam oturdu böyle bir konsept belirledi “karşılaşma” için. Yoksa nereden bilecek Betül’ü filan.

Normalde çok kızacağım bir dümeni şimdi niye bu kadar hasretle beklediğime gelince, sorumluluk. Yaşlıları tuzağa düşüren çeteler filan. Envaı çeşit gençlik programı, uygulamasına müptela olan babaannemin, yaşlıları kandıran çete haberleri gelince nasıl kanal değiştirdiğini çok iyi bildiğim için bu konularda çok tedbirsiz davranacağından duyduğum endişe ile…

Boşuna heves. Kot gömlekli evli, çoluklu çocuklu.

Cep telefonunu çıkarıp oğlunun fotoğraflarını göstermeye durdu…

Devamı haftaya Cuma’ya inşallah.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
202 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-165743342-1');