logo

08 Kasım 2016

”Bedelini ödemeye devam edecekler”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Sırtını bir yerlere dayayanlar, bunların bedelini ödemeye devam edecekler. Biz sırtımızı hakka ve halka dayıyoruz, farkımız bu” dedi.

erdoganCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium’da 5. Esnaf ve Sanatkarlar Şurası’nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başbakanlık görevine geldiğim günden beri kamuda çalışma sistemini, devlet memuriyeti anlayışını değiştirmek için çok çalıştım ama pek az mesafe aldım diyebilirim. Niye? Anayasa değişikliği gerektiriyor. Ancak vazgeçmiş değiliz. Bu konuda yaptırdığım çalışmalar sayesinde Başbakanlık’ta ve ilgili bakanlıkların elinde çok ciddi bir birikim oluştu. Hükümetimize her fırsatta bu birikimi kullanarak bürokratik oligarşiyi yıkıp yerine ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışını hakim kılacak bir kamu personel rejimini kurması tavsiyesinde bulunuyorum” dedi.

“SIRTIMIZI HAKKA VE HALKA DAYIYORUZ”

Erdoğan, “Bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devletimiz yok. Kimse başka hesabın içine girmesin. Başka hesabın içine giren, bunun bedelini ödeyecektir ve ödüyorlar. Sırtını bir yerlere dayayanlar, bunların bedelini ödemeye devam edecekler. Biz sırtımızı hakka ve halka dayıyoruz, farkımız bu” diye konuştu.

“BİZİM MEDENİYETİMİZDE BÖYLE BİR YAPILANMAYA ASLA YER YOKTUR”

Konuşmasında FETÖ’ye de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu darbe (15 Temmuz) başarılı olsaydı, FETÖ ne yapacaktı? Sadece kendisine biat edenlere hayat hakkı veren bu örgütün, karanlık yüzünü anlamak için daha ne kadar tecrübe yaşamamız gerekiyor? FETÖ’nün ‘himmet’ adı altında esnaf ve sanatkarlarımızı adeta haraca bağlayan, maddi baskı yanında, manevi tehdidi de kullanan anlayışı, ne ahlakidir ne İslamidir. Bizim medeniyetimizde, kültürümüzde böyle bir yapılanmaya asla yer yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

“PARTİM KAPATILDIĞI ZAMAN SİZ NEREDEYDİNİZ?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“15 Temmuz, FETÖ’nün gerçek yüzünü görememiş olanlar için nihai ikazdır. Buna rağmen hala malum örgütün içinde kalmayı sürdüren varsa, inancına, ülkesine, milletine karşı açık bir ihanet içinde demektir. Aynı durum, bölücü terör örgütü için de geçerlidir. PKK’nın ve sivil uzantılarının, parlamento içindeki uzantılarının Türkiye’nin önünü kesmek için bir araç, tuzak olarak kullanıldığı apaçık bir gerçektir. Ülkesini ve milletini seven herkesin içinden geçtiğimiz şu kritik dönemde tüm imkanları ve gücüyle devletine sahip çıkması, inanç, mezhep ve köken istismarcılarına geçit vermemesi şarttır. Batı gazeteleriyle, bakanlarıyla, vesaireleriyle Türkiye’ye meydan okuyor. Peki, genel başkanı olduğum partim kapatıldığı zaman siz neredeydiniz?”

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

”Türkiye’de esnaf ve sanatkarla en yakın ilişkisi olan Başbakan, Cumhurbaşkanı kim deseler herhalde ilk sırada şahsımın yer alması lazımdır. Çünkü esnaflıktan gelme bir siyasetçiyim. Lise yıllarımdan itibaren hep siyasetin içinde oldum ama aynı zamanda geçimimi sağlamak için ticaret de yaptım. Çocuklarıma da hep ticaretle uğraşmaları memuriyetten uzak durmaları tavsiyesinde bulundum. Kamu görevi elbette önemlidir ama bir yönüyle insanın gerçek potansiyelini ortaya koymasına mani olur.

”BU MİLLET ONLARI SIRTINDA TAŞIMAYA MECBUR KALMASIN”

Gençlerimize rızıklarını illa devlet kapısında değil dışarıda birikimlerinin olduğu alanlarda aramalarını tavsiye ediyorum. ‘Devlete kapağı bir atayım ondan sonra zaten benim para pul derdim olmaz.’ Mantık bu. Memurin Kanunu’nun değişmesi lazım. Hakkını veren çalışan devam etsin ama çalışmıyorsa bu devlet bu millet onları sırtında taşımaya mecbur kalmasın.

”DEVLET MEMURİYETİ ANLAYIŞINI DEĞİŞTİRMEK İÇİN ÇOK ÇALIŞTIM AMA…”

Başbakanlık görevine geldiğim günden beri kamuda çalışma sistemini, devlet memuriyeti anlayışını değiştirmek için çok çalıştım ama pek az mesafe aldım diyebilirim. Niye? Anayasa değişikliği gerektiriyor. Ancak vazgeçmiş değiliz. Bu konuda yaptırdığım çalışmalar sayesinde Başbakanlıkta ve ilgili bakanlıkların elinde çok ciddi bir birikim oluştu. Hükümetimize her fırsatta bu birikimi kullanarak bürokratik oligarşiyi yıkıp yerine ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışını hakim kılacak bir kamu personel rejimini kurması tavsiyesinde bulunuyorum.

”KİMSE BAŞKA HESABIN İÇİNE GİRMESİN”

Bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devletimiz yok. Kimse başka hesabın içine girmesin. Başka hesabın içine giren, bunun bedelini ödeyecektir ve ödüyorlar. Sırtını bir yerlere dayayanlar, bunların bedelini ödemeye devam edecekler. Biz sırtımızı hakka ve halka dayıyoruz, farkımız bu.

”BİZİM KÜLTÜRÜMÜZDE BÖYLE BİR YAPILANMAYA ASLA YER YOK”

Bu darbe (15 Temmuz) başarılı olsaydı, FETÖ ne yapacaktı? Sadece kendisine biat edenlere hayat hakkı veren bu örgütün, karanlık yüzünü anlamak için daha ne kadar tecrübe yaşamamız gerekiyor FETÖ’nün ‘himmet’ adı altında esnaf ve sanatkarlarımızı adeta haraca bağlayan, maddi baskı yanında, manevi tehdidi de kullanan anlayışı, ne ahlakidir ne İslamidir. Bizim medeniyetimizde, kültürümüzde böyle bir yapılanmaya asla yer yoktur.

”NİHAİ İKAZ”

15 Temmuz, FETÖ’nün gerçek yüzünü görememiş olanlar için nihai ikazdır. Buna rağmen hala malum örgütün içinde kalmayı sürdüren varsa, inancına, ülkesine, milletine karşı açık bir ihanet içinde demektir. Aynı durum, bölücü terör örgütü için de geçerlidir. PKK’nın ve sivil uzantılarının, parlamento içindeki uzantılarının Türkiye’nin önünü kesmek için bir araç, tuzak olarak kullanıldığı apaçık bir gerçektir.

”BİRİLERİ TEHDİT ETTİĞİ ZAMAN KEPENK İNDİREN DEĞİL…”

Terör örgütlerinin saldırılarına birlikte nasıl göğüs germişsek, geleceğimizi de birlikte inşa edeceğiz. Bunun yolu da her birimizin işini en iyi şekilde yapmasından geçiyor. Birileri tehdit ettiği zaman kepenk indiren değil, tehdit ettiklerinde de ‘benim rızkımın kapısıdır burası’ deyip orada direnecek esnaftan bahsediyoruz.

BATI’YA ELEŞTİRİ

PKK’nın ve sivil uzantılarının, parlamento içindeki uzantılarının Türkiye’nin önünü kesmek için bir araç, tuzak olarak kullanıldığı apaçık bir gerçektir. Ülkesini ve milletini seven herkesin içinden geçtiğimiz şu kritik dönemde tüm imkanları ve gücüyle devletine sahip çıkması, inanç, mezhep ve köken istismarcılarına geçit vermemesi şarttır. Batı gazeteleriyle, bakanlarıyla, vesaireleriyle Türkiye’ye meydan okuyor. Peki, genel başkanı olduğum partim kapatıldığı zaman siz neredeydiniz?

”KAPILARINI ÇALDIM UMURLARINDA DEĞİLDİ”

Ben belediye başkanıyım İstanbul’da şiir okudum diye içeri alınıyorum. Bu beyefendilerin kapılarını çaldım umurlarında değildi. Neredeydiniz? Şimdi benim ülkemi kana bulayan insanları hangi yüzle gelip savunuyorsunuz? Siz bu milleti ne zannediyorsunuz? Artık kendi kararını kendi veren bir millet var.

”GEÇMİŞTE BUNU RAHMETLİ ÖZAL’A DA YAPTILAR”

Hanımefendinin eline (Almanya Başbakanı Merkel’e) 4 bin terörist dosyası sıkıştırıyorum ne oldu diyorum 4 bin dosya, ‘Yargı bağımsız onların sayısı 4 bin 500 oldu’ diyor. Şimdi bakıyorum yeni yeni meydan okumalar çıkıyor. Aynı şeyi farklı yerlerden… Gazetelerde başlıklar, hepsi buraya yönelik. Fakat biz, sizin attığınız o başlıklara alıştık. Geçmişte bunu rahmetli Özal’a da yaptılar. Şimdi aynı şeyleri bize yapıyorlar. Ne yaparsanız yapın, şunu bilin ki bu millet artık uyanmıştır ve inşallah muasır medeniyetler seviyesinin üstüne de çıkacaktır.”

Etiketler: » » » » »
Share
154 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

BAŞAKŞEHİRNET