logo

20 Eylül 2019

Yeni PDY ve türbülans


Ahmet Taşgetiren
a.tasgetiren@gmail.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Pelikancılar” diye bilinen grubun karargahını ziyaret edip orada bir buçuk saat kaldığında şaşırmıştım.

Grubun adı, en etkin biçimde Davutoğlu’nun tasfiyesinde gündeme gelmiş, o zamandan bu yana da liderlik adına racon kesme eylemlerinde rol oynadığı konuşulmuştu. Erdoğan’ın ziyareti kaçınılmaz olarak Davutoğlu’na karşı yürütülen Pelikan operasyonu ile irtibatlandırılacaktı. Şaşırmıştım, demek sayın Erdoğan böyle algılanmasında bir beis görmüyordu.

Erdoğan’ın ziyareti Davutoğlu’nun yeni parti oluşumu sürecine denk geldiği için Ak Parti çevrelerinde yadırganmamış olabilirdi.

Ama diyelim Erdoğan’a yıllarca konuşma metinlerini yazacak kadar yakın olan Aydın Ünal, bu yapıyı “partiyi zehirleyen sinsi örgüt” diye tanımlamış, “Eğer durdurulmazlarsa, partiyi tüketinceye kadar asla durmayacaklar.” demişti.

Davutoğlu partiden ayrıldı. Ama partide “Pelikan eksenli türbülans” devam ediyor.

Hani bir PDY vardı ya… Paralel Devlet Yapılanması.

Ak Parti iktidarı “PDY”ye uyanıncaya kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın referandum sonrasında söylediği gibi atı alan Üsküdar’ı geçmişti.

Devletin her kurumunda bir “İmam” vardı. Hani o zamanların “Cemaat imamı.”

Biliyoruz ki o “İmamlar” oralara iktidarın bilgisi – iradesi dışında gelmemişlerdi. Mesela, “Bunların bu kadar yoğunlaşmaları yanlış olmaz mı?” itirazlarına karşılık “Alnı secdeye gelen adamlar” denilerek Yargı’daki örgütlenmeleri meşrulaştırılmıştı.

Birlikte yargı operasyonu yapmak için böyle “gözü kara” sözüm ona hakim ve savcılara ihtiyaç duyulmuştu. Aynı şekilde Emniyet’in stratejik noktaları da sonunda “Paralel Devlet Yapısı” olacak şekilde yığılmıştı.

Sonra? Sonrası malum. Fecaat.

***

Paralel Devlet Yapılanması bir gün, Emniyet – Yargı işbirliği ile bumerang gibi onların oralarda örgütlenmelerine imkan veren siyasi iradeyi yutmaya kalkmış, bildiğimiz acılı günlere gelinmişti.

O PDY ile mücadele sürüyor. Adı FETÖ oldu. Yani terör örgütü. O mücadelenin de iktidara ödettiği bir bedel var. Çünkü herkes biliyor ki mücadelede at izi it izine karıştı, sapla saman karıştı, ibadetle ihanetin sınırları çizilemedi vs…

Ve Ak Parti düşüş trendini gördü.

Şimdi “Pelikan” ile ikinci PDY olayı yaşanıyor. Eminim ki herkes benim bildiğimden çok fazlasını biliyor. Aman Allahım, ne kulisler dönüyor, her gün kimin gidip kimin kalacağına, Pelikancıların bugün kimin kuyusunu kazdığına, bu işten Reis’in haberinin olup olmadığına, Pelikancıların Reis adına ve onun haberi olmadan kumpaslar kurduğuna, Reis’ten sonrası için hazırlık yapılırken bu gidişle bir gün Reis’in ayağına basmanın kaçınılmaz olduğuna dair ne kulisler ne kulisler…

Türbülans halinde uçağın içini kontrol etmek kolay değildir. Kimin neye yapışarak kurtulmaya çalışacağı öngörülemez.

Şu anda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün hedefe konduğu bir gündem söz konusu. İşin içinde “Pelikanla iltisaklı – irtibatlı” bir medya grubu var. Artı onun hınk deyicileri çıkıyor peyderpey meydana. Bakan da kalktı “FETÖ’cülerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar”ın operasyonuna dikkat çekti.

Belli ki bu bir bakan yeme operasyonu. Gözlerine kestirdiler Adalet Bakanı Gül’ü. Ancak bu gidişle Reis’e toslamak da ihtimal dahilinde. Rivayet o ki, Yargı’da yapılan her şeyden, tıpkı daha önce olduğu gibi Reis’in haberi var. Yine rivayet o ki, “FETÖ’cü” diye suçlanan kişinin Yargıtay’a seçilmesinde Cumhur İttifakı’nın “müttefiki”nin ricası söz konusu. Şu şerhi de düşeyim: Böyle zamanlarda her haberi ihtiyatla karşılamak gerekiyor.

Ama karmakarışık bir sürecin işlediği muhakkak. Meselenin en karmaşık yanının da Yargı alanında gerçekleştiği bir gerçek. “Fettah Tamince olayı”na bakanlar, Üstad Necip Fazıl’ın “Bizde kanunlar eşek arılarının delip geçtiği bal arılarının yakalandığı ağlara benzer” sözünü hatırlamadan edemiyorlar. Kim kurtuluyor kim yıllarca içerde ömür tüketiyor?

Bereket ki Yargıtay’ın 16 Ceza Dairesi “Adalet” adına ümit verici farklılıklara imza atıyor. Bana göre Cumhuriyet’le ilgili son kararın gerekçesine göre hareket edilse, içerde FETÖ ile iltisaklı-irtibatlı diye 9-10 yıl ceza verilenlerin büyük kısmı beraat eder. “Terör örgütü olduğunu bilerek ve isteyerek destek verme”yi ana gerekçe olarak nitelediğinizde insanları bu çerçeve içine sokmak kolay değildir. Ancak “mensubiyet”i örgüt üyeliği gibi tanımladığınızda piknikte futbol oynamak bile örgüt faaliyetine dönüşebilir. Bu bizde bir çok örgüt davasında devreye giren uygulamadır. Maalesef sürüyor. 16. Daire bir pencere açmaya çalışıyor, bakalım “FETÖ suçlamaları”na maruz kalmadan ne kadar açabilecek?

(KARAR)

Etiketler:
Share
33 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Her şey kültür ve sanat için…

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Sirkeci Garı, 1890’dan beri İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı ve 129 yaşında. 1908’de Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak yapılan Haydarpaşa Garı ise 111 yaşında. İstanbul’un sembolü olan bu iki tarihi garda bulunan bazı binalar ve açık alanlar, önümüzdeki 15 yıl boyunca sadece kültür ve sanat etkinlikleri için kullanılmak üzere, 2017’de 10 bin sermayeyle, 29 yaşındaki bir girişimci tarafından kurulmuş bir şirkete kiralandı. Genç girişimci, hiçbir şekilde ticari amaçlar için kullanamayacağı bu tarihi mekanlardaki binalar ve...
  • Konu kapandı mı?

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin güneyinde başlattığı harekât, ABD’nin müdahalesi ile durduruldu. Bu elbette bir Amerika müdahalesidir! Ne için yapılmıştır peki? Orada konuşlandırdığı “Kürtler”den oluştuğu söylenen silahlı unsurlarını korumak için. Suriye bir vekalet savaşı sahası ve ABD bu sahada PKK/PYD unsurlarını kullanıyor. Bu müdahaleyi “Kürtler ölmesin” diye mi yaptılar peki? Asla ve kat’a. Onlar için Kürtler ölmüş, Araplar ölmüş, Türkler olmuş hiç mesele değil. Hepsi ölebilir, bir tek İsrail yaşa malıdır! ABD’nin Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu İsra...
  • Nuri Pakdil’in ardından

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Gençtim, habersizdim, Nuri Pakdil destanını Şaban Abak’tan işittim ilkin. Sene 1988. Nuri Pakdil çoktan çekip gitmişti o vakit. Nesi varsa (Kitaplar, kitaplar, kitaplar) dağıtıp bir otel odasında inzivaya çekilmişti. Cesaret isterdi ziyaretine gitmek; yeterince devrimci -bilhassa “antifiravunist”- bulmadıklarını azarlarmış ve devrimcilik konusunda Nuri Pakdil’den geçer not almak çok zormuş zira. Antiemperyalistlik, antikapitalistlik, antinasyonalistlik, “antifiravunistlik” standartlarını çok yüksek tutarmış. Fevkalade hassas...
  • ‘Esed’le ne yapacağız’ sorusuna geldik

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Endişeliydim, Barış Pınarı Harekatı sırasında başımıza bir çorap örüleceğinden. Trump bir türlü konuşuyordu ‘öteki Amerika’ bir türlü. Avrupa’da Macaristan hariç aleyhte beyanat vermeyen kalmamıştı. Münbiç’te rejim birdenbire yeni bir zemin kazanmıştı, üstelik YPG’yle temas halinde. Kobani de kapsam dışına çıkıyordu. Trump’ın tweetleri berbat mı berbattı. Mektubu tweetlerinden daha berbat. ABD Başkan yardımcısı Pence Ankara’ya gelmişti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tokalaşırken suratından düşen bin parçaydı. O saatlerde bor...