logo

‘Yapanın yanına kar kalıyor’ dünyası


Mustafa Karaalioğlu
m.karaalioglu@gmail.com

Dünya sorumsuz ve bencil liderlerin denetimine geçince zaten çözülemeyen büyük sorunlar şimdi dikkat bile çekemez hale gelmiş bulunuyor. Bir yanda Trump, bir yanda Putin, öte yanda Çin yönetimi sacayağında küresel problemler büyüdükçe büyüyor ve duyarlılık can çekişiyor.

Kendi ülkelerini demokratik değerler ve insan hakları açısından geri götüren liderler aynı zamanda başka ülkelerde sebep oldukları problemlerin tartışılmasını da engelliyorlar. Şu anda yaşanmakta olan küresel bir çaresizlik halidir.

Kudüs-Filistin meselesi böyle… ABD Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul ederek durumu sadece kötüleştirmedi, içinden çıkılmaz hale getirdi ve Filistin sorunu artık tam anlamıyla çözümsüz bir noktaya itildi.

Kırım, Rusya’nın yanına kâr kaldığı için Müslümanların siyasi ve insani haklarından haber bile alınamıyor. Kırım’a usulen sahip çıkmak bile imkansız hale geldi. Başta Halep olmak üzere Suriye’de yaptığı bütün katliamlar da Rusya’nın yanına kâr kaldı. Şimdi İdlip’te aynı şeyi yapmasın diye bütün dünya sadece rica edebiliyor.

Peki üzerinde titrer göründüğümüz Myanmar’dan haber var mı? Var… Konu bir şekilde geçtiğinde sıradan cümlelerle Rohingya Müslümanlarının meselesi mırıldanıyor. Oysa, Birleşmiş Milletler bu bölgede yaşanan insanlık probleminin 4 kriterle soykırım olduğunu açıkladı. İslam dünyası sus pus otururken sadece Kanada parlamentosu Arakan’da yapılan soykırımı resmen kabul etti. Geri kalanlar yine sessiz…

***

Bir zamanlar bizde de Uygur meselesi dert edilirdi, bilmem şimdi hatırlayan var mı? Çin şu sıralar Şincan’da daha da akıl almaz bir zulme imza atıyor.

Uluslararası Af Örgütü rapor yayınlayarak yaşanan trajedinin boyutlarını bir kez daha ortaya koydu. Raporda Çinli yetkililerin geçen yıl yaşanan ve yaklaşık 200 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayları dünyaya çarpıtarak aktardığı ifade ediliyor. Çin, olayların ardından yaşananlar için Uygurları sorumlu tutarak kurbanların çoğunun Han soyundan gelen Çinliler olduğunu iddia etmişti. Af Örgütü ise, Çin güvenlik güçlerinin sivil Uygurların barışçıl gösterilerine gereksiz biçimde sert güç kullanarak tepki verdiğini ortaya çıkardı. Uygurlar karşı karşıya bulundukları toplu tutuklamalar, kayıplar ve işkenceleri protesto ediyordu. Olayların üzerinden bir yıl geçmiş bulunuyor ve Çin yönetimi şimdi de 8 milyon Müslüman Uygur’un yaşadığı Şincan’ın yönetim merkezi Urumçi’nin sokaklarına on binlerce güvenlik kamerası yerleştirdi.

Resmi verilere göre, olaylarla ilgili olarak şimdiye dek 198 kişi hüküm giydi. Dokuz kişi idam edilirken, en az 26 kişi de ölüm cezalarının infazını bekliyor.

Uygurların içinde bulundukları acınası durumu hiç olmazsa merak edenler Hakan Albayrak’ın dün KARAR’da yayınlanan “Kardeş aileler ve dönüştürme merkezleri” başlıklı yazısını okusunlar.

Dünyanın insan hakları meseleleri saymakla bitmiyor. Ama ne yazık ki kötü liderler kuşağına mahkum olan bugünün dünyası bu acımasızlıkları değil çözmek konuşmayı ve paylaşmayı bile imkansız kılıyor. Geri kalan ülkeler süper güçlerin dayattığı atmosfere teslim olmuş, çaresiz vakit geçiriyor. Diplomasi de kamuoyları kadar çaresiz…

Bu kadar çaresizlik ve istiskal yeryüzü için tahammül edilebilecek olandan çok  fazla…

(KARAR)

Etiketler:
Share
152 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kaşıkçı cinayetinde ikinci aşama: Er Selman’ı kurtarmak

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Kafamızı netleştirelim, fotoğrafın tamamını gözümüzün önüne getirelim: Dünya tarihinde bir kişi konsolosluğa sokulup öldürülmemiştir. İlk defa böyle bir olayla karşı karşıyayız. Dünyada hiçbir devlet kendi vatandaşını, kendi konsolosluğunda böylesine hunharca öldürmemiştir. Ve dünya tarihinde hiçbir devlet, resmi konsolosluğunda, resmi devlet yetkilileri tarafından vatandaşının öldürüldüğünü itiraf etmemiştir. Fotoğrafımız budur ve bunu aklımızda tutalım. SUUD, CİNAYETİ NEDEN İTİRAF ETTİ? Suud, cinayeti Türkiye’nin cinayeti başarıyla çözm...
  • Hangi savaştan bahsediyoruz?

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Sadece kan gölüne dönen Ortadoğu’dakinden mi? Bitince yeniden başlamayanı hangisi? Galibi belli olunca barışı sabit olarak tesis edebilen bir zafer türü var mı herkesçe kabul gören? Bu sorular sonsuz sayıda çoğaltılabilir. Velhâsıl savaşı bizim dışımızda görmek gerçeğin üzerine örtü çekmek demek. Bu bir tür yabancılaşma hatta. Savaşın insan ile kaim olduğunu ve kesintisiz devam ettiğini aslında eskiye oranla bugünün küresel tüketim ve iletişim kültüründe idrak etmemiz çok daha kolay. Çünkü bilgi çağı dediğimiz bu dönemde her şey kadar savaş d...
  • Andımız, öğretmenimiz, Kemalizm’imiz!

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Cumartesi gün, 2. Batman Kitap Fuarı’nın konuğu olarak kadim dostum Muhammed Berdibek ile şehirdeydik. Yaklaşık 1,5 saat süren çok hoş bir konferans gerçekleştirdik Batmanlılarla. Ayakta durmaya zorlanacak kadar hasta olmama rağmen günün sonunda “iyi ki geldim” dediğim bir güzellik hissiyle doluydum. Konferansta yaşanan bir durum hariç… Bir genç kız “ben etnik olarak Kürdüm. Her sabah andımızı okuyarak büyümek çok tuhaftı. Siz andımız hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorunca bir başka dinleyici mikrofonu kapıp “Türkiye Cumhuriyeti’ne va...
  • Kaşıkçı’dan sonra başkaları da öldürülecekti Selman-Zaid projesinin Türkiye ayağı neydi? Erdoğan bugün nasıl bir açıklama yapacak? Selman’ı Trump bile kurtaramaz artık..

    23 Ekim 2018 YAZARLAR

    Kim ne derse desin, Cemal Kaşıkçı cinayeti, S. Arabistan Veliahtı Muhammed Bin Selman’ın bizzat talimatıyla gerçekleşmiştir. Türkiye’ye gönderilen cinayet ekibi, tamamen onun yakın ekibinden oluşmaktadır. Cinayete ilişkin “karartma” operasyonu yine bizzat kendisi tarafından yürütülmektedir. Kim ne derse desin, bu cinayette ya da bu operasyonda S. Arabistan, BAE, Mısır, İsrail istihbaratı ortak çalışmıştır. Olay ABD istihbaratının bilgisi hatta dahli ile yürütülmüştür. Daha önce birçok bölge ülkesinde yapılanlara benzer bir cürüm bu sefer Tür...