logo

Ulusalcı generalin de, PKK sempatizanı kalemin de hedefinde AK Parti var!


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

AK Parti bir yandan 18. yaşını kutlamaya hazırlanırken, bir yandan da akla hayale sığmayan saldırılara muhatap oluyor.

AK Parti sayesinde bir dönem, rüyalarında göremeyecekleri makamlara gelenler ihanetlerine tam hız vererek nefislerinin emrinde uğraş verirken..

AK Parti karşıtları da, vicdana sığmayacak, akılla örtüşmeyen saldırılarla “AK Parti hakkında kafalarda nasıl bir şüphe oluşturabiliriz”in planını yapıyorlar..

Ulusalcılar, sanki kendi egemenlikleri döneminde ABD’ye tek bir itirazda bulunabilmişler gibi..

Oturup kalkıp, Suriye’nin kuzeyindeki güvenlikli bölge ile ilgili olarak, çarpıtma iddialarda bulunuyorlar.

Ne imiş?

“Aslında silahsız bölge planı, Türkiye’nin değil, ABD’nin kurgusu imiş!”

Ne imiş?

“Silahsız bölge de kurulsa, silahlı güçler 4 km-5 km, hatta daha aşağılara da indirilse, sonuçta karşımızda duran gerçek, Türkiye’nin PYD ile komşu olduğu bir tablo” imiş!

O kadar art niyetliler.

O kadar kötü niyetlerini açık ediyorlar ki..

Hani 4-5 km’leri, “Türkiye’nin güneyinden 300 km öteye gidecekler” diye tanımlasanız, ona da aynı gerekçe ile itiraz edecekler: “PYD ile komşu olduk. Bu başarısızlıktır!”

Sanki Türkiye, kendi güvenliği için değil de..

PYD’nin dünyanın herhangi bir yerinde devlet olmasını engelleme diye bir niyeti varmış, onun için güneyimizde silahsız bölge istiyormuş gibi bir önkabul ile algı oluşturmaya çalışıyorlar..

Yıllarca bu ülkede amirallik yapmış Türker Ertürk, bakın son 25 gün içinde yazdığı yazılara hangi başlıkları atmış:

20.07.2019 tarihli yazısına, “Türkiye geriye dönüşü olmayan bir yola girdi” başlığını atmış..

24.07.2019 tarihli yazısına, “Lozan’a düşmanlığın altında ne var” başlığını atmış..

31.07.2019 tarihli yazısına, “Hamas ve İhvan aşkıyla Doğu Akdeniz savaşı kazanılmaz” başlığını atmış.

07.08.2019 tarihli yazısına, “Tecavüzcüyle işbirliği yapmak” başlığını atmış.

14.08.2019 tarihli yazısına “ABD’nin kucağına atladılar” başlığını atmış..

Önce tehdit ediyor.. ABD ağzı ile konuşuyor..

“Geri dönüşü olmayan bir yola girdiniz, ayvayı yediniz” tehdidi ile sahneye çıkıyor..

Tahmin ettiğiniz gibi, S-400 ile konuya giriyor..

Ardından, tüm Batı’yı adeta ilah kabul ettiğini, 1920’li yıllarda Türkiye’ye dayatılan sözleşmenin bir tabu olduğunu ilan edercesine, “Lozan’a yapılan eleştiriler”i kabul etmediğini söylüyor..

Her iki yazısında da, olaylara Türkiye açısından değil, ABD ve Batı’nın menfaatleri penceresinden bakıyor..

Bununla da yetinmiyor..

İsrail’in Filistin’deki korkulu rüyası HAMAS üzerinden Türkiye’nin meşru iktidarına kara çalmaya çalışıyor..

Yetinmiyor.

Bir de Mısır’da, ABD-Suudi ortaklığının ödünü patlatan İhvan üzerinden Türkiye’nin siyasi iktidarına bir daha çelme takmaya çalışıyor..

Bakıyor ki, Türkiye, ABD’ye karşı da..

Batı’ya karşı da..

İsrail’e de..

Tüm bunların işbirlikçisi konumundaki Mısır ve Suudi Arabistan’a karşı da aslanlar gibi dimdik ayakta duruyor..

Bu sefer, piyasadan etkilenip, “Tecavüzcüyle işbirliği yapmak” başlığı altında, Türkiye’nin ancak bu kadarını yapabildiği gerçeğini gözardı ederek, ABD ile anlaşmayı vicdansızca karalamaya çalışıyor..

Sanki kendilerinin borusu öttüğü yıllarda, ABD tecavüzcü değilmiş.

Sanki ABD ile kendileri onlarca defa işbirliği yapmamışlar.

Hem de..

Bugünkü seviyede değil..

Çok daha alt seviyede, ABD’nin dayatmalarını kabul eder tarzda, işbirliğine girmemişler gibi, şimdi ahkam kesiyor..

Ve en sonunda da..

“ABD’nin kucağına atladılar” başlığı ile..

Seviyeyi hepten düşürüyor..

FETÖ’nün bir zamanlar kendisine yönelttiği, askeri okulda eşcinsel ilişkilere ses çıkarmadığı suçlamasının bilinçaltındaki izleri ile olsa gerek, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiyi, kendi vatandaşı olduğu devleti tahkir ederek, “kucağa atlama” olarak tanımlıyor..

ABD’li yetkililerin birinin gidip, diğerinin geldiği..

ABD’lilerin daha önce, “Afrin’e sizi sokmayız” dedikten sonra, tükürdüklerini nasıl yalayıp yuttuklarını görmezden gelip..

Şimdi Fırat’ın doğusu için yapılan efelenmelerin de, bir süre sonra, “Neyse, haydi girin bakalım” şeklinde bir sonuca bağlanması an meselesi iken.. (ABD’nin Suriye toprakları üzerinde böylesine cesur şekilde söz söylemesini tabii ki kabul etmiyorum. Tabii ki reddediyorum.. Ama.. Yıllarca izlenen ezik dış politika, bizi bu noktaya getirmiş.. Kıran kırana mücadele sonrasında, aylarca didiştikten sonra, sınır ötemizin güvenliğini sağlamak için, ABD ile mutabakata varmayı, maalesef ki maalesef, dünkü ezik halimiz ile kıyasladığımızda bugünün başarısı olarak kabul etmek zorundayız.)

Türkiye’nin, ABD’nin kucağına atladığını söylemek, hâlâ bu milletin vergilerinden maaş alan bir emekli amiralin haddi olmasa gerek..

Rezalete bakın ki..

Bir yandan ulusalcı emekli generaller vasıtası ile Suriye’nin kuzeyindeki güvenli bölge oluşturulması mutabakatına laf sayılırken..

Derin devletin bir başka cenahı da..

Önümüzdeki ay, PKK’nın silahsızlanma yönünde bir atağa geçmesinin beklendiğini gündeme getiriyor..

Türkiye, Suriye’nin kuzeyi konusunda çok sıkışmış da..

ABD’nin boyunduruğuna girmemek için, farklı bir açılım ile PKK’nın silaha veda etmesi gündeme gelebilirmiş..

Gelsin..

Ülkesini seven, hangi insan bundan rahatsızlık duyar ki..

PKK silahını bırakırsa..

“Girdiydik, girecektik” diye tartıştığımız Suriye’nin kuzeyindeki PYD varlığı da, Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkar..

PKK’nın silah bırakmaya doğru gidişi bile, derin devletin kalemşörleri tarafından, adeta korkulacak bir gelişme gibi sunuluyor..

Onun için atağa geçiyorlar..

Ulusalcı emekli generalleri ile..

PKK’ya övgüler düzen, kalemşörleri ile..

Hedeflerinde hep AK Parti var..

Güvenli bölge oluşturulursa, “ABD’nin kucağına atladık” olacak.

PKK silah bırakma kararı verirse, bu sefer de “PKK’nın kucağına atladık” olacağız..

Hani, evliyanın kerameti anlatılır ya..

Denizin üzerinde yürümüş..

“Aaaa. Evliyaya bak, yüzme bilmiyor” diye yorumlayanlar çıkmış..

Evet, AK Parti evliya değil..

18 yıllık, hataları ile sevapları ile bir siyasi parti..

Ama ona çelme takanların tamamının, aslında bu ülkeye düşman oldukları da, bir gerçek!

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
152 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • AK Parti’nin altını kim oyuyor?

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Twitter'dan tanıdığım Abdullah Naci, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaretten dün savcılığa ifade vermiş. 19-12/13/edde.jpg Suçlandığı şey de şu paylaşımı: "Atletli Kılıçdaroğlu resimlerinden sıkıldım bir, ihramlı Erdoğan resimlerinden sıkıldım iki, mayolu Atatürk resimlerinden sıkıldım üç.." Üçünden de hoşlanmayabilirsiniz ama sıkılamaz mı, sıkılmaya ve belli etmeye hakkı yok mu? Neresinde, nasıl bir hakaret suçu var Allah aşkına bunun? Takip ettiğim kadarıyla AK Parti camiasının da yabancısı değil bu arkadaş. İçeriden biri... Söyleyi...
  • “AYM’nin bypass edilmesi Kavala kararından çok daha önemli bir sonuç doğurur”

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Osman Kavala’nın tutuklanmasının hukuki değil, siyasi olduğuna, 657 sayfalık iddianamenin boş olduğuna ve “derhal tahliye” edilmesine karar verdi. Kavala davasının AİHM’den döneceği sürpriz değildi. Keşke Kavala hakkında “derhal tahliye” kararını veren Anayasa Mahkemesi olsaydı, Bireysel Başvuru hakkı tam da bu amaçla, ülkemizin vatandaşları yargı mağduriyeti yaşadıklarında haklarını aramak için AİHM’e gitmek zorunda kalmasınlar diye getirilmişti. Geçmişte yaşadığı mağduriyetler için AİHM’e giden dönemin...
  • Ekonominin çocukları

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Ekonominin üç oğlu var. Aslında yanlış söyledim. Ekonomi anasının gözü. Bir sürü meşru ve gayrı meşru çocukları var. İkide bir karşımıza çıkıyor. Kimi kız, kimi oğlan. Kimisi iyi, kimisi kötü. Bu sıralar daha çok kötülerle karşılaşıyoruz maalesef. Fakat bugün bahsini etmek istediğim üç erkek çocuk. Üç hiperaktif oğlan. Biri döviz. Dövizden bahsederken ‘Dolar’ diyeceğim, nüfustaki adı dolar, göbek adı Euro. Biri enflasyon. Biri de faiz. Devletler, daha doğrusu, Türkiye’den bahsettiğimize göre hükümetlerimiz bunlarla...
  • Gençler nasıl bir gelecek hayali kurabilir ki…

    13 Aralık 2019 YAZARLAR

    Geçenlerde bir arkadaşımın iyi bir üniversitede okuyan oğluyla konuşurken yüzündeki mutsuzluğu görünce “Türkiye’nin en iyi okullarından birisinde okuyorsun, daha yolun başındasın nedir bu halin, seni gören de hayallerini-umutlarını kaybetmiş sanacak” diyerek sitem ettim. Biliyorum ki üniversiteye girmeye hazırlanırken kendi geleceği ve Türkiye’ye ilişkin müthiş hayalleri, umutları vardı. Peki ne olmuştu da bugün yüzünde umutsuzluk rüzgarları esiyordu? Dedi ki “Mehmet amca Türkiye’nin geleceğini göremiyorum, Boğaziçi’nde ve iyi üniversitel...