logo

19 Kasım 2019

TRT’nin yaptığını Çorumlu yapmaz


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Çorumlular alınmasın, konunun onlarla alakası yok, dile yerleşmiş bir deyim, lafın gelişi…Ama TRT yöneticileri ne kadar üzerlerine alınsa az.

İzlemediğim için haberim yoktu. Meğer epeydir ‘Doğrusu Ne’ diye bir mini program yayınlıyorlarmış, namı almış yürümüş, kötü şöhretli bir fenomen haline gelmiş de duymamışız bile.

“Yalanların sonu gelmez, doğrusu ne demedikçe” sloganıyla hazırlanan kamu spotu gibi bir klip bu.

Muhalefetin iktidara yönelttiği eleştiri ve suçlamaları yalanlayarak güya işin aslını ortaya çıkarıyor, halkı aydınlatıyorlar.

İlk kez Türkiye-İzlanda maçı öncesinde denk geldim. İstanbul boğazındaki imar yetkisinin İBB’den alınıp Cumhurbaşkanlığına bağlanacağına dair iddiaları çürütmenin gayreti içindeydi.

Yalnız, bunu AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanlığının yerine geçerek yapıyordu. İktidar ağzıyla muhalefete söylenmek üzerine kurulu bir dosyaydı.

Cumhurbaşkanlığını yıpratmak adına böyle yalanlara tevessül ettiği için kendinden utanması gereken muhalefeti ayıplıyor, bir güzel paylamayı bile ihmal etmiyordu.

Sanki AK Parti ve Cumhurbaşkanlığı sözcülerinin ağzı var ama dili yok. Kendilerini ifade etmekten acizler. Bu yüzden de normalde mikrofon uzatarak iki tarafın da iddia ve görüşlerini yansıtmaları gerekirken iktidar adına konuşma görevini resen üstlenmiş TRT’deki arkadaşlar.

Var mı öyle yağma; iki tarafı da dinledikten sonra kimin haklı, kimin haksız olduğuna karar vermeyi izleyicinin takdirine bırakacak değiller ya!…

Şansa havale edilemeyecek kadar mühim iş. İzleyici jürisi adına son hükmü de onlar veriyor. Tabii ki muhalefetin her zamanki gibi yalan söyleyip iftira attığını, iktidarınsa yine doğrudan şaşmadığını tespitle galibi ilan ediyorlar.

Velev ki dedikleri gibi olsun…Muhalefete karşı iktidarı savunmak, cevap yetiştirmek, iddialarını çürütmek TRT’ye mi düşer?

Aile şirketine bağlı bir özel TV kanalı olsa kim karışır, beğenmeyen izlemez. İsterse siyasi polemiklerde taraf tutar, isterse bir partiye borazanlık yapar, isterse baştan sonra zangoçca partizan çığırtkanlık hizmeti verebilir.

Ama TRT; siyasi görüşüne, partisine bakılmadan herkesten alınan vergilerle yapıyor o yayınları. Hangi kitaba sığar!

İktidarla muhalefet tartışıyor, siyasi bir polemik bu, karşılıklı atışıyorlar. Çok meraklıysan uzat mikrofonunu, iki tarafın argümanlarını da yansıt.

Hatta kurgun, sunuş biçimin, alıntı seçimlerinle tartışmayı iktidar lehine zekice manipüle de edebilirsin.

İlla tarafgir ve partizanca kayıracaksan bile kitabına uydur bari. Böyle bodoslama, böyle kaba saba, böyle kör göze parmakla olacak şey mi!

Sadece TRT’nin inandırıcılığına ve güvenilirliğine darbe vurmuyor bu yöntem. Bu iş bilmez işgüzarlığı, bu tembel gayretkeşlikle desteklediklerini zannettikleri iktidar tezlerinin de içini boşaltıyor, ağırlığını hafifletiyorlar.

Ona ne şüphe; ‘yalanların sonu gelmez, doğru ne denmedikçe’ de…Gerçeği farfaralıkla, yaygaracılıkla ilanihaye bastırmak da mümkün değil.

Cumhurbaşkanlığındaki ilgililer bile görse ‘gölge etme, başka ihsan istemez’ der böyle yaranmacılığa. İzlemiyor, fark etmiyor olmalılar.

Yazmayacaktım fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü sözleri üzerine fikrimi değiştirdim.

Şöyle dedi Cumhurbaşkanı:

“Kamu kurumu yöneticilerinin hangi kanaldan gelirse gelsin vatandaşımızın sesine sağır kalması söz konusu bile olamaz. Haksızlık karşısında susmayı dilsiz şeytanlık olarak gören bir medeniyet mensuplarının başka türlü hareket etmesi de zaten söz konusu olamaz. Kamu imkanlarını belirli güç odaklarının tekelinden çıkarıp milletimizin emrine verdik…”

Kandıralılarla alakası yok, onlar alınmasın; ama Kandıralı sen de dur, TRT sen de duy bunları!

(KARAR)

Etiketler:
Share
254 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sakin yıllar

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kuşaklardır Bağdat’ta kumaş ticaretiyle meşgul bir aileye mensup olan Şeyh Muhammed Ârif Cumeylî, dört oğlunu yanına alıp hatıra fotoğrafı çektirdiğinde, sene 1938’di. Irak’ın Enbar bölgesinden Bağdat’a yerleşen Cumeyle aşiretinin üyelerinden Şeyh Muhammed Ârif, kumaş ticareti ve terziliğin yanında, İslâmî ilimlerle de meşgul olmuş, kendi çevresinde “âlim” sıfatıyla tanınan bir isim haline gelmişti. Cumeylî’lerin tek şöhreti ticaretteki dürüstlükleri ve dindarlıkları değildi. O dönemde Irak’ta bütün ağırlığıyla hissedilen İngiliz nüfûzuna karşı...
  • Duvardaki muz ya da şu acayip piyasa

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Besim Dellaloğlu hocanın ne dediğini anlıyorum elbette. Şöyle yazdı: “Siz sanatı hâlâ eser, yapıt, tual, pentür, malzeme mi sanıyorsunuz? Orada sanat olan muz değil. Koli bandı da değil. Orada sanat olan olay, edim, tavır fikir, provokasyonun ta kendisi. Ve muzcu başardı. Sanatı bir kez daha tartışmaya açmayı başardı. Üstelik hepimizi tartışmaya dâhil ederek. Sanat belki de artık sanatın sınırlarını tartışmaya devam etmeyi de içeriyor. Bir bakıma hepimizi sanat eleştirmeni, hatta sanatçı kılarak…” En azından Trabzon Belediyesi’nin duvara ban...
  • Greta Sendromu ya da Sindirella Masalı

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Sindirella masalını hepimiz biliriz, birçok kez okumuş ve seyretmişizdir. Rivayete göre, bu meşhur masalın ilk versiyonunun tarihi, Milattan Önce altıncı yüzyıla dayanır. Avrupa’da 500 çeşidi bulunan masalın bildiğimiz son uyarlaması ise Fransız yazar Charles Perrault ve Grimm Kardeşlere ait. Biz, hem Disney hem de Hollywood yapımlarında bu masal senaryosunu dünyanın en çok tutan senaryo kalıbı olarak izledik. Şimdi nereden çıktı bu masal girişi derseniz çok haklısınız elbette! Biz televizyoncuların zihni, bir meslek alışkanlığı olarak hep çağr...
  • İddiaları ve gerçekleştirdikleri arasında İslamcılık

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    İslamcılığı yeni veya yinelenmiş sorular etrafında tartışmaya açan Yetkin Düşünce dergisinin merkezi sorusu İslamcılığın iddialarıyla gerçekleştirdikleri arasındaki fark. Bununla bir muhasebe tutmaya çalışıyor, İslamcı iddialara sahip olanları hesap vermeye çağırıyor, belki kendisi de hesap vermeye çalışıyor. Bu bağlamda benimle gerçekleştirdikleri uzunca söyleşiden, derginin değerli yöneticilerinden müsaadeyle, konuyla ilgili bir kesitle daha baş başa bırakmak istiyorum. İslamcılık Türkiye’de nasıl bir imkan ve zafiyeti içinde barındırmakta...