logo

19 Kasım 2019

Suud geldi aşka!


Abdurrahman Dilipak
a.dilipak@gmail.com

Suud geldi aşka / Suudun aşkı başka!

Veliahd prens yaptı yapacağını. Allah onu Kushner’le haşretsin.

Suudi topraklarında alenen bir dansöz oynatılmadığı kaldı..

Lezbiyenler, homoseksüeller, satanistler hepsi sahne alıyor artık ülkede. Şeytan bu kadarını yapmaktan utanırdı herhalde. Şeytanı kıskandıran bir akıl var bunlarda.

Bir erkek şarkıcı sahneye çıkıyor. Suudlu bir kadın, “sanatçıya” iç çamaşırını çıkarıp atıyor. Bu adam elinde bu iç çamaşırını sallayarak sahnede, “Seni seviyorum Saudia” diye bağırıyor. Bütün salon ayakta, elleri havada satanist işareti yapıyorlar.

Bu kadar satanist bugüne kadar neredeydi, nasıl bir anda irtidat ettiler böyle!.

Şunu itiraf edelim, bu konuda “Selman” denen bu adam F. Gülen’den de, Adnan Hoca’dan da, Kalkancı’dan da çok daha hızlı. Çok kısa bir zamanda “ılımlı İslam” adına çok şey yaptı bu adam!. Bundan sonraki adım merak konusu..

Kaşıkçı cinayeti soruşturmasını yürüten “BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü” Agnes Callamard, Merkel ve Macron’u Suudi Arabistan’ın suç ortağı olmakla itham etti. Aslında Selman’ın Kushner’le bağlantısına da atıf yapmak gerekti. Tabii o zaman işin ucu İsrail’e dayanacağı için o da “riskli” bir talep olurdu!

Dahası da var, birçok ülke adeta el altından Selman’a destek verdiler. Callamard, Selman dahil üst düzey Suudi yetkililer hakkında bağımsız soruşma açılmasını talep etti, ama soruşturma başlatılmadığı gibi, G20 hükümet ve devlet başkanlarının haziranda Osaka’da düzenlenen zirvede Veliaht Prense adeta kur yaptığını dile getirdi. “Bu da uluslararası toplumun ne kadar yüreksiz olduğunu ortaya koydu” diyen Callamard, “Trump’ın bu konudaki tutumunun başlı başına ayrı bir mesele” olduğunu vurguladı.

ABD Hava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Orgeneral David Goldfein, Basra Körfezi’ne kıyısı olan Arap ülkelerini “İran’ın saldırılarına karşı birlik olmaya” davet etti. Hrap yarımadasındaki ülkelerin blok olarak kontrol edilmesi sözkonusu idi. Yarımadanın en büyük ülkesi Suudi Arabistan. Arabistan tepede Saudi ailesinin olduğu Şeyh ailesinin desteklediği bir kabileler federasyonu aslında. Hind Okyanusu sahilinde Yemen ve Umman var. Körfez’de BAE, Katar, Kuveyt ve Bahreyn var. BAE de bir emirlikler federasyon aslında. Arap yarımadasının Kuzeyinde Irak, Suriye, Lübnan, Filistin ve İsrail var. Tabii bir de Suudi Arabistan’ın kuzeyinde, eski Hicaz bölgesinin emiri olan Haşimi Ürdün Krallığı var.

Aslında bölgeye eskiden İngilizler hakimdi. Suriye’de bir ölçüde Fransız etkisi vardı. Ama bugün bölgede doğrudan bir Amerikan otoritesi var. ABD iktisadi otoritesini kullanarak siyasi alana da nüfuz etti. Aslında ABD İngilizlerin eline vurarak, Arab yarımadasını ellerinden alıyor, onlara göre.

BOP çerçevesinde 22 ülkenin sınır, rejim ve iktidar yapıları değiştirilecekti. Bunların çoğu da Arap yarımadası ve çevresindeki ülkelerdi. Ama olmadı, evdeki hesap çarşıya uymadı. ABD ve İsrail bir Arab-İran, Şii-Sünni, Sufi-Selefi savaşı ile merkezinde kutsal coğrafyanın yer aldığı bölgeyi cehenneme çevirmeye çalışıyor.

Akıllarınca tanrıyı kıyamete zorlayacaklar ya. Kıyamet savaşına hazırlanıyorlar. ABD Hava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Orgeneral David Goldfein maşa varken elini ateşe uzatmak niyetinde değil. Para ve silah ABD’nin elindeyken bir füze savaşı ile bu işi bitirmek istiyorlar.

Bizi Mekke’den vuracaklar ki, Mescidi Aksa gölgede kalsın.

Selman’ın ülkesinde yaptığını Netanyahu Kudüs’te Müslüman mahallesinde yapsa kıyamet kopardı. Kushner üzerinden Selman’a yaptırıyorlar. Filistin’i Kushnergiller’den, Selmangiller’den Dahlan’a emanet etmek istiyorlar. Kudüs Dahlangillerin yönetimindeki Filistin’in başkenti olduğunu düşünün. Netanyahu’nun yapamadığını Dahlan yapar!

Bakın ülkemizde de bunların işbirlikçileri, dostları var.

Daha önce Filistin cephesinde dindar Müslümanlar değil, Suriye’nin himayesinde, Rusya’nın desteğinde Bekaa’da solcu militanlar vardı. Adamlar hem solcu, hem de Arap Milliyetçisi idiler. Müslümanlar da bu yüzden Filistin davasına mesafeli duruyorlardı.

Bakın Hamas’ın bölgeye gelmesi konusunda başlangıçta göz yumulması ya da Hizbullah’ın bölgeye yerleşmesi konusunda sessiz kalınması, Falanjistlerin bölgedeki rolleri hep bir Şeytani planın parçası olarak gündem oldu. Hamas’la Filistin’i bölecekler. İslami cepheyi yumruklamak için kum torbasına çevireceklerdi. Mekerallahu. Evdeki planları her zaman çarşıya uymuyor.

Suudiler Şeytani bir planın taşeronluğunu yapıyorlar bugün. Halklarını ve ülkelerini, dünya ve ahirette cehenneme zorluyorlar. “Fil ordusu” sonunda geldi Kutsalımızın kapısına dayandı.

Biliyorsunuz Cumhuriyetçi partinin amblemi Fil!

Bu arada petrol fiyatlarının yükseltilmesinin ardından halkın sokağa çıkmasını fırsat bilenlerin sokağa dökülmesini de bir kenara not edelim. Lübnan’da bir türlü sular durulmuyor. Irak’ta çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor. Arap Şia’sı yeni bir oluşumun peşinde. Bu arada Kuveyt’te de bir hükümet değişikliği oldu.

Ebrehe’nin başına gelenleri hatırlayın.

Donald, Kelt dilinde “Hakan”, “Hükümdar”, “dünya lideri” demekmiş. Trump “Koz” demek.

Koz, “ceviz”, “iskambil oyunlarında öteki kâğıtları alabilen, onlardan üstün olan, bir kâğıt”, “Başarı, fırsat oluşturmaya elverişli bir durum, imkan, saldırıya karşı savunma fırsatı”, “Küçük kor parçası” gibi anlamlara geliyor.

“Çağdaş Ebrehe”nin adamları iki kutsala; Mekke-i Mükerreme ve Mescid-i Aksa’ya yaklaşıyor. Sonucun ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Acıklı bir finalle yenmiş, yanmış ekin tarlalarına dönebilirler. Ne olacağını hep birlikte göreceğiz.

Yüzyılın projesi, yüzyılın hezimetine dönebilir. Zamanın kalbini ve nabız atışlarını dinlemeye devam edelim, “adım adım gelen bir kader” var! Sabır! Savaş da olabilir bu işin içinde. Sonuçta, zafer inananlarındır ve zafer yakındır. Tuzak kuranların tuzaklarını, tuzak kurucuların başına geçirecek olan Allah’a şükürler olsun. Biz O’nun rızasının tecellisinin vesilesi olma iradesine sahip olduktan sonra, ne gam! Selâm ve dua ile.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
250 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sakin yıllar

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kuşaklardır Bağdat’ta kumaş ticaretiyle meşgul bir aileye mensup olan Şeyh Muhammed Ârif Cumeylî, dört oğlunu yanına alıp hatıra fotoğrafı çektirdiğinde, sene 1938’di. Irak’ın Enbar bölgesinden Bağdat’a yerleşen Cumeyle aşiretinin üyelerinden Şeyh Muhammed Ârif, kumaş ticareti ve terziliğin yanında, İslâmî ilimlerle de meşgul olmuş, kendi çevresinde “âlim” sıfatıyla tanınan bir isim haline gelmişti. Cumeylî’lerin tek şöhreti ticaretteki dürüstlükleri ve dindarlıkları değildi. O dönemde Irak’ta bütün ağırlığıyla hissedilen İngiliz nüfûzuna karşı...
  • Duvardaki muz ya da şu acayip piyasa

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Besim Dellaloğlu hocanın ne dediğini anlıyorum elbette. Şöyle yazdı: “Siz sanatı hâlâ eser, yapıt, tual, pentür, malzeme mi sanıyorsunuz? Orada sanat olan muz değil. Koli bandı da değil. Orada sanat olan olay, edim, tavır fikir, provokasyonun ta kendisi. Ve muzcu başardı. Sanatı bir kez daha tartışmaya açmayı başardı. Üstelik hepimizi tartışmaya dâhil ederek. Sanat belki de artık sanatın sınırlarını tartışmaya devam etmeyi de içeriyor. Bir bakıma hepimizi sanat eleştirmeni, hatta sanatçı kılarak…” En azından Trabzon Belediyesi’nin duvara ban...
  • Greta Sendromu ya da Sindirella Masalı

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Sindirella masalını hepimiz biliriz, birçok kez okumuş ve seyretmişizdir. Rivayete göre, bu meşhur masalın ilk versiyonunun tarihi, Milattan Önce altıncı yüzyıla dayanır. Avrupa’da 500 çeşidi bulunan masalın bildiğimiz son uyarlaması ise Fransız yazar Charles Perrault ve Grimm Kardeşlere ait. Biz, hem Disney hem de Hollywood yapımlarında bu masal senaryosunu dünyanın en çok tutan senaryo kalıbı olarak izledik. Şimdi nereden çıktı bu masal girişi derseniz çok haklısınız elbette! Biz televizyoncuların zihni, bir meslek alışkanlığı olarak hep çağr...
  • İddiaları ve gerçekleştirdikleri arasında İslamcılık

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    İslamcılığı yeni veya yinelenmiş sorular etrafında tartışmaya açan Yetkin Düşünce dergisinin merkezi sorusu İslamcılığın iddialarıyla gerçekleştirdikleri arasındaki fark. Bununla bir muhasebe tutmaya çalışıyor, İslamcı iddialara sahip olanları hesap vermeye çağırıyor, belki kendisi de hesap vermeye çalışıyor. Bu bağlamda benimle gerçekleştirdikleri uzunca söyleşiden, derginin değerli yöneticilerinden müsaadeyle, konuyla ilgili bir kesitle daha baş başa bırakmak istiyorum. İslamcılık Türkiye’de nasıl bir imkan ve zafiyeti içinde barındırmakta...