logo

01 Aralık 2019

Son pişmanlığın faydası var mı?


Rasim Özdenören
riozdenoren@gmail.com

Yemin, muhatabın kabulü istikametinde anlam taşır.

Yemin eden kimsenin yemini, ona yemin verdirenin maksadı istikametinde kabul görür. Yemin eden kimse aklında başka bir niyet gözeterek yemin etse, bu yemin onun niyetine göre değil, fakat yemin verdirenin maksadına göre anlam taşır. Somut olarak şöyle: yemin verdiren, yemin ettireceği kişiye: “Bana borcun olmadığına dair yemin eder misin?” diyor; muhatap da, yemin verdirenin kardeşine borcu olmadığını aklında tutarak: “Evet, borcum olmadığına yemin ederim” diyerek yemin ediyor. Şimdi, yemin verdirenle, yemin edenin niyetleri farklı; bu yemin, yemin ettirenin niyeti istikametinde anlam taşır ve yemin o istikamette geçerli sayılır. Yemin edenin niyetindeki sahtekârlık farklı bir düzlemde farklı bir sorgulamaya açık kalmaya devam eder.

Konu nereden mi aklıma geldi?

Kimi zaman kişi, özelde de siyaset erbabı yanlış anlaşıldığını ileri süren beyanda bulunabiliyor. İmdi bu beyanı nasıl anlamak gerekiyor?

Acaba gerçekten yanlış mı anlaşılmıştır, yoksa ilk sözünden pişmanlık duyduğu için yanlış anlaşılmayı bir tür özür dileme sadedinde mi ileri sürmektedir?

Bu durum yeminden farklı bir ilişki biçimi gösteriyor. Kişi gerçekten yanlış anlaşılmışsa mesele yok. Şöyle bir cümle her zaman yanlış anlaşılmaya açıktır: “Oku da adam ol baban gibi eşek olma!” cümlesinin muhatabı: “Sen babama eşek diyerek hakaret ettin” iddiasında bulunabilir. Cümle sahibi de: “Hayır, yanlış anladın, ben sana okuyup baban gibi adam ol!” dedim derse, söz konusu cümle tevil götürebildiği için açıklaması kabul edilebilir. Söz sahibinin derununu bilemeyeceğimiz için onun açıklamasını doğru kabul etme durumundayız.

Yahut aynı cümlenin sahibi bu açıklamaya başvurmadan: “Yanlış anlaşılmışım, özür dilerim” de diyebilir.

Ama yanlışlığa veya yanlış anlamaya açık kapı bırakan cümleler her defasında bu cümledeki bağlamında mazeret dermeyan etmeyi gerektirmeyebilir. Bu durumda da beyan sahibi meramını açık seçik ifade etmek zorundadır. Hele de yanlışlığa meydan veren cümleler siyaset erbabının ağzından çıkmışsa…

Siyaset erbabı cümlesini yanlış anlaşılmaya meydan vermeyecek titizlikte kurmak zorunda. Onun kamuoyunu yanıltmaya hakkı olmamak gerekir. Cümleleri de yasa kitabından fırlamış gibi muhkem olmalıdır…

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
163 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Logoterapi

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    İnsanoğlu hata ve nisyan ile malul bir varlıktır. Bu yüzden, her insan hayatta çok kere yanlış hesap yapar, yanlış kararlar alır ve er ya da geç bu yanlışların dramatik ve trajik sonuçlarını gayet ıstıraplı şekilde yaşamak zorunda kalır. Bu sebeple insan geç de olsa yanlışını anlamak, bundan dolayı kendini sorgulamak ve bir daha benzer yanlışlar yapmaması gerektiği konusunda kendisiyle hesaplaşmak zorundadır; fakat kimi insanlar ya kendi hatalarını kendilerine dahi itiraf edemeyecek kadar yüksek bir gurur ve onur katsayısına sahip olduklarından...
  • İslam dünyası neden mi geri kaldı?

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    90’lı yıllar Türkiye’de İslami kesimin entelektüel altın çağıydı. Kitapçılar, vakıflar buluşma mekanlarına dönmüş, yayınevleri sürekli yeni kitaplar basıyor, ülkenin en canlı entelektüel tartışmalarının kalbi ise dergilerde atıyordu. Bilgi ve Hikmet, Yeni Zemin, Tezkire, Köprü, İzlenim, Umran, Kitap Dergisi ilk akla gelenler. Müslümanların modern dünyayla ilişkilerinin masaya yatırıldığı, birlikte yaşam, demokrasi, laiklik konularında Medine Sözleşmesi gibi tezlerin ileri sürüldüğü bu dergilerden Bilgi ve Hikmet, 1993 yılında yayına ba...
  • Beni mahcup eden Bakan

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kaç kez eleştirdim Kültür ve Turizm Bakanlığını. Yurt dışında sergileri dolaşan bir sanatçıya sahip çıkmaktan daha önemli ne işleri olabilir diye. 19-12/06/ekran-resmi-2019-12-06-235557.png Bırakın ülkenin dünyaya sanatla tanıtılmasına desteği, davete rağmen kültür ataşeleri lütfedip katılmıyordu bile. Peç, Viyana derken şeytanın bacağı, Bakü’de kırılmıştı. Büyükelçi ve ataşe, Haydar Aliyev Müzesi’nde sergi açan Ahmet Güneştekin’i yalnız bırakmamıştı. Ama önceki gün İstanbul’daki açılışta, tam da görmek istediğim düzeye taşındı bu i...
  • Başkanlık sisteminin tutmayan tahminleri

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    Yerel seçimin hemen ardından başkanlık sisteminin gözden geçirilmesi cılız seslerle de olsa konuşulmuştu. Revizyon değilse bile aksayan yönlerin düzeltilmesi gibi bir girişimin gerekliliği dile getirilmişti. Tahmin edildiği gibi o girişim başlamadan bitti ve tahmin edileceği gibi bütün o söylentiler aslında yerel seçim şokuna karşı bir yatıştırma maksadı taşıyordu. Dahası, AK Parti’nin yerel seçimde büyük belediyeleri neden kaybettiğine dair anlama çabaları da kısa ve hararetli bir tartışmanın ardından unutulup gitti. Başkanlık sisteminin ak...