logo

26 Mayıs 2019

Siyaset fikirleri eğip büküyor


Taha Akyol
t.akyol@gmail.com

1860’lı yıllarda Osmanlı imparatorluğu hâlâ üç kıtada geniş topraklara sahipti fakat Müslüman halk arasında okuryazarlık oranı yüzde 2, diğer Osmanlı halkları arasında bu oran yüzde 20 civarındaydı!

Osmanlı’nın çöküşünün sebepleri konusunda en önemli ipuçlarından biri bu tablodur.

İstediğimiz kadar Abdülhamid İngiliz elçisini tokatladı diye senaryo uyduralım, Osmanlı kendi devlet ve toplum yapısındaki geri kalmışlıklar yüzünden çöktü.

Böyle değil de Osmanlı’nın çöküşünü bugüne göre uydurulmuş komplo teorilerine bağlarsak tarihi anlamamış oluruz.

Öyle bir zihinle günümüzdeki asli faktörleri de anlayamayız.

Onun için, tarih geçmiş ve gereksiz bir bilgi yığını değildir. İnsanlığa ve bize yön veren dip dalgalarını anlamak için gerekli bir araştırma alanıdır.

OSMANLI REAYASI

Yukarıda verdiğim okuryazarlık oranlarını Namık Kemal’den aldım, yaklaşık rakamlardır. Bütün kaynaklar Osmanlı Hıristiyanlarında eğitimin, ticaret ve sanayiin geliştiğini, Müslümanların her bakımdan geri kaldıklarını yazıyor.

Matbaayı Müslümanlardan iki asır önce almışlardı zaten.

Sırp, Yunan, Bulgar “reaya”, böylece öz güven kazanacak, uluslaşma duygusuyla ayağa kalkacaktı.

Namık Kemal, Abdülaziz devrinde Londra’da Osmanlı Türkçesiyle çıkardığı Hürriyet gazetesinde, Osmanlı’daki kötü yönetim yüzünden “millet-i sadıka” Ermenilerin de zamanla ayrılıkçı akımlara kapılacakları uyarısında da bulunmuştu; kehanet değil, öngörüydü yazdıkları.

Namık Kemal, Hürriyet gazetesinin 27 Temmuz 1868 tarihli 5. Sayısından başlayarak Osmanlı’nın, Türklerin ve genelde Müslümanların geri kalma sebepleri konusunda bir dizi makale yazdı. İlk makalesi “Türkistan’ın esbab-ı tedennisi” (geri kalma sebepleri) başlığı taşır. ‘Türkistan’ dediği, Osmanlı Türkleridir.

‘Türk’ kavramının ‘ahali’yi aşan bir aidiyet kavramı halinde evrimleşmisinin de öncülerinden biri Namık Kemal’dir.

Bu makalelerinde bir zamanlar “cihangirâne devlet” olan Osmanlı’nın “keyfi idare, istibdat, zulüm ve cehalet” yüzünden nasıl geri kaldığını, halkın zulüm altında ezildiğini anlatır… Ve sorar:

“Şimdi böyle kalıp batalım mı, yoksa her millet ne yolda ileri gidiyorsa bizde işimizi uydurup yürüyelim mi?..” (28 Temmuz 1868)

Koçi Bey risalesinde de sık sık “zulüm” kavramının kullanıldığını hatırlamalıyız.

KÖKSÜZ FİKİRLER

“İnsan için beyni neyse, millet için ilim odur” diye feryat eden de Namık Kemal’di.

Bizde hukuk, kanun, anayasa, kuvvetler ayrılığı, parlamento fikirlerinin ve hatta ‘tarih bilinci’nin az sayıdaki öncülerinden biri Namık Kemal’dir.

En önemlisi, kuvvetler ayrılığı fikrinin öncüsü olmasıdır. “Sistem meselesi”ni kavrayan ilk düşünürümüz Namık Kemal’dir diye düşünüyorum.

Namık Kemal’in “vatan şairi” olmaktan ibaret sanılıp diğer alanlardaki öncü fikirleri maalesef büyük çapta unutuldu.

Bizde ana fikir ve siyaset akımları, tarihteki kökleri unuttular. İslamcılar, milliyetçiler, inkılapçılar, liberaller ve hatta solcular tarihimizdeki köklerini, öncü düşünürlerini ne kadar bilirler?

Bu yüzden bu akımlar günümüzde tarihten aldıkları bir kısım slogan ve kelimeleri tekrarlıyorlar ama fikir derinliği zenginliği yok. Yüzeysel kaldıkları için işte kolayca eğilip bükülüyorlar. Fikirlerin prensipleri değil, siyasi güç kavgası beyinlere hükmediyor.

NAMIK KEMAL’İN GAZETESİ

Vakıf Bank Namık Kemal’in Hürriyet gazetesinin tıpkıbasım ve Latin harfleriyle tam metnini iki büyük cilt halinde yayınladı: “Sürgünde Muhalefet, Namık Kemal’in Hürriyet Gazetesi”

Birinci cilt 1868-1869 yıllarını, ikinci cilt 1870 yılındaki Hürriyet’leri kapsıyor.

Muazzam emek isteyen bu çalışması için Alp Eren Topal’ı yürekten tebrik ediyorum.

Yayıncılığa giren Vakıf Bank’ı da böyle kaynak eserler yayınlayacağı için kutluyorum.

Daha önce Prof. İsmail Kara “Namık Kemal’in Bütün Makaleleri-1” adlı kitabını Dergah Yayınları, Mustafa Nihat Özön’ün “Namık Kemal’in İbret Gazetesi” adlı kitabını Yapı Kredi Yayınları neşretmişti.

Muhafazakarlar, milliyetçiler ne kadar okuyoruz diye sormalı değil mi? Cevdet Paşa’yı, Münif Paşa’yı, Namık Kemal’i, Şehbenderzade’yi, Sait Halim’i, Ziya Gökalp’i, Mümtaz Turhan’ı, Ali Fuat Başgil’i, Erol Güngör’ü?..

(KARAR)

Etiketler:
Share
223 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adalet tek boyutlu değildir

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adalet deyince bizde kısaca her hak sahibine hakkını eksiksiz verme anlaşılır demiştik. Bizdeki kullanılışı hem adaleti hem de kıst’ı anlatır. Çünkü adalet, hukuku herkese eşit uygulama, kıst ise herkese hakkı olanı vermedir. Paylar her zaman eşit olmayabilir. Bu sebeple mesela miras eşit taksim edilmez ama ‘kıst’ anlamında adildir. Adalet üzerine konuşanlar onun farklı açılardan çeşitlerinden söz ederler: Yönetimde adalet, yargıda adalet, siyasi adalet, misliyle mukabelede adalet, sosyal adalet ve ailede adalet gibi. Bunların her birinin açıl...
  • “Adam evli çoluklu çocuklu”

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Tefrika roman: Bölüm 10 Olayları hatırlıyorsunuz. Balık beyinli değilsiniz ya! Babaannemin salonunda babaannemin ninesine ait olmadığın bildiğim, ama onun öyle olduğunu iddia ettiği devasa çerçeveleri duvara raptediyoruz. Biz dediğime bakmayın hayatımda ilk defa gördüğüm kot gömlekli genç bir adam elinde matkap bekliyor. (Hatırlamıyorsanız geçen Cuma’ya şöyle bir göz atmanızı tavsiye edeceğim.) Girişteki duvar ile devasa çerçeve birbiriyle buluşturulunca kot gömlekliyi matkabıyla birlikte girişte bıraktık . Biz babaannemle salona geçtik. ...
  • Katılım bankalarında büyük değişim

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Dün sözünü ettiğim Tebliğ’de benim bildiğim ilk defa resmi olarak bu bankaların “faizsiz bankalar” olduğu şöyle kaydedilmiştir: Faizsiz bankacılık danışma komitesi MADDE 4 – (1) Bankalar, faaliyetlerinin faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla bünyesinde bir danışma komitesi tesis etmekle yükümlüdür. Danışma komitesi yönetim kuruluna bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu madde yıllardır devam eden bir özlemi sona erdirmiştir. Evet bu bankaların bütün işleri “faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına” uygun ...
  • Oktar davası nereye gidiyor?

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adnan Oktar hakkında açılan davanın duruşmaları başladı.. İfadeler alınmaya devam ediliyor. Örgüt içinde yer alıp, daha sonra itirafçı olanların beyanlarına henüz başlanmadı.. Oktar, örgütün ikinci adamı Tarkan Yavaş ifadelerini verdiler. Örgütün içindeki üçüncü, dördüncü isimlerin ifadeleri ile duruşmalar devam ediyor.. Ama bakıyorum, toplumu en fazla rahatsız eden konular hakkında ne ciddi bir soru var.. Ne de sanıklardan bir açıklama.. Gizli saklı şu suçu işlemişler.. Gizli saklı bu suçu işlemişler.. Bunlar iddia e...