logo

17 Mayıs 2019

Seçimden gına geldi


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

Oy kullana, kullana, kullana… Kaç oy oldu 2014’ten beri?

1- Belediye seçimi, 2- Cumhurbaşkanlığı seçimi, 3-Genel Seçim, 4- Genel seçim, 5- Referandum, 6- Cumhurbaşkanlığı dahil, genel seçim, 7- Geçen sefer oy kullandığımız belediye seçimi, 8- Eğer gidip oy kullanırsak İstanbul belediye seçiminin tekrarı.

8 kere sandığa gitmişiz. Bu gidişlerin bazılarında üç-dört oy kullandık. Yani, 15’ten fazla oy attık.

Son seçimde devletimiz zarftaki oyları ayıklamış. Oyların biri mayhoş çıkmış.

Bari ayrı zarflara koysaydılar büyükşehirle ilçe oylarını. Hiç olmazsa el alem ‘yahu aynı zarfın içindeki üç oydan sadece biri mi bozuk’ deme imkanı bulamazdı!

Hile mi oldu seçimde?

İhtimal.

Kim yapmıştır?

Ben, filancı hile yaptı demem. Yapmadı da demem.

Kanaatim şudur: İmkan bulduysa iki taraf da yapmıştır.

İmkanı çok bulan daha çok, az bulan daha az yapmıştır.

Kim karıştırdıysa, kim hile yaptıysa günahı başına.

‘Günahı başına’ veya başka bir şey!

Her sene, her sene, seçim, seçim, seçim…

Öyle bezmişim ki bütün iş benim oyuma kalsa gidip atasım yok.

Jose Saramago’nun “Görmek” romanında vardı. Ahali oy kullanmaya gitmiyordu.

Sonra, gittiler.

Beyaz oy kullandılar. Yani boş.

Devlet çok bozuldu bu işe.

(Körlük ve Görmek. Saramago’nun bu iki romanı birbiri ardına okunmaya değer.)

Aklım yatıyor öyle şeylere. Fakat bizde tutmaz.

Birincisi biz roman değiliz.

Hepimizin ‘hayatı roman’ olsa da bir romanda yaşamıyoruz. En azından bugün için gerçeğiz.

İkincisi de, biz millet olarak kolay havaya giriyoruz.

Bir laf, bir jest, bir mimik, bir salaklık, bir delikanlılık, bir kaypaklık bizi oy vermeye motive edebiliyor.

***

İnsan bıktığı şeye bıkmadığı zamanlardakinden daha farklı bakabilir.

Oy vermekten bıktım ya… Attığım oyların arkasından konuşabilirim şimdi.

Hangi partiden olursanız olun.

Gidip bir oy veriyorsunuz.

Partiyi seviyorsunuz, lideri seviyorsunuz, parti programını, ya da sizin bölgedeki adayı beğeniyorsunuz.

Verdiniz oyu.

Oy verdiğiniz parti iktidara geldi. Sizin istemediğiniz bir iş yaptı.

Yanlış bir kanun çıkardı. Ya da yolsuzluk yaptı.

Gıcık olduğunuz birini veya eli uzun birini bakan yaptı.

Kamunun yüz liralık malını akraba-i taallukattan birine on liraya verdi.

Verdi demek, burada ‘peşkeş’ çekti demek.

Peşkeş, beni tereddüde düşürüyor. ‘Peş’ ön demek, ‘keş’ çekmek demek. İkisi toplanınca ‘rüşvet’ anlamına yakın bir ‘vermek’ hasıl oluyor. Tereddüdüm şu. ‘Peşkeş’ dedikten sonra bir daha niye ‘çekti’ diyoruz? Adam keş dediğiniz zaman çekmiş oluyor zaten!

Veya mahallenizin tam ortasına, yeşil alan planını değiştirip leş gibi bir bina dikti.

Üstelik bunu yaparken kardeşine, eniştesine veya amcasının oğluna iltimas geçti. Rant sağladı.

İktidarda değilse bile, kazandığı belediyede bunları yaptı.

Veya muhalefette tuhaf hareketler yaptı.

Sizin dininizle, milliyetinizle alay etti.

Verdiğiniz oyun tamamını veya bir kısmını geri alabilir misiniz?

Şimdi alamazsınız.

Tüketici derneğine, tüketici mahkemesine müracaat edip, malzeme iyi çalışmadı, mal bozuk çıktı, değiştirmek istiyorum diyebilir misiniz?

Demokraside olmuyor öyle.

“Ulan ben bunun için oy vermemiştim!” de dur.

Verdiğin oyu dönem sonuna kadar kullanıyorlar.

Dönem sonuna kadar güvenilecek kimse var mı?

(KARAR)

Etiketler:
Share
85 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kızamık şekeri yahut iki İsmail’den biri

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Eskiden kolay ölünürdü. Zatürreden, tifodan, “iskorpitten”, sıtmadan, veremden… Arabada Bektaşi deyişleri dinleyerek yolculuk ettiğimiz dostumla ben, kolayca ölünen zamanlarda büyümüş son çocuklardık. İstanbul iftarını etmiş, teravihten çıkmış, sahura doğru akıyordu ağır ağır. İki dostun, tam da olması gerektiği gibi, dertleşerek ilerlediği güzel bir İstanbul gecesiydi. O yokuşa geldik. Dostum dedi ki “Fukara mahallemizde araba namına hiçbir şey olmadığı için annem beni sırtında 3 saat taşıyarak getirmişti hastaneye. İşte şurada, yokuşun ...
  • Nefesler sayısınca yol mu vardır? Ya da müminleri bir taksime tabi tutacak olsak?

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    ‘Allah’a ulaştıran yollar nefesler sayısıncadır’ anlamında bir söz vardır. Bazılar bunu hadis diye naklederler ama Sünni kaynaklarda hadis olarak aslı yoktur, Şia Batıniliğinden gelmedir. Ne var ki, bu sözün mutlak olarak doğru olmasa da, anlamlı bir yorumu da olabilir. Mutlak olarak, yani her bakımdan doğru olmaması şundandır: Allah’ı bulmak, ya da O’na ulaşmak isteyen herkes diğerlerininkinden tamamen farklı bir yol izlese de Allah’a ulaşabilir denmesi tevhide aykırıdır. Ana cadde/sırat-ı müstakim bellidir ve herkesin bu cadde üzerinde olması...
  • Suûdîlere uyarı ve çağrı

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Mübarek Ramazan ayı boyunca “Arifler Meclisi” çerçevesinde yazılar yazma niyetinde idim, bugüne kadar da böyle yaptım, bugün acil bir durum hasıl olduğu için araya farklı bir yazı girmiş oldu. Suûdî Arabistan, Mısır ve BAE’nin, ABD ve İsrail güdümünde girdiği gayr-i meşru ve çok tehlikeli yol üzerinde çok şey yazıldı, yazılıyor ve yazılacak. Kaşıkçı cinayetinin kanı kurumadan S.A.’nın yeni cinayetlere hazırlandığı haberi yayılınca vicdanlı çevreler bu cinayeti engellemek için harekete geçtiler. Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin meşkur faali...
  • Anneleri konuşturmak; klasik FETÖ taktiğidir!

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Soyut anlatımlar yapmayacağım. Koca koca adamları temize çıkartmak için, anneleri konuşturup, çocuklarını aklamaya çalışmanın, daha önceki üç örneğini size hatırlatıp.. Bugün geldiğimiz aşamada, o üç örnekte, “anne”lerin nasıl yanıldığını gösterip.. Bu taktikte planlayıcıların FETÖ olduğunu, sahneye koyanların ise FETÖ’cü olmaktan ziyade, FETÖ’ye yardım edenler olduğunu.. Hedefin ise, suçların örtbası olduğunu ispatlamaya çalışacağım.. İlk örnek, eski savcı Zekeriya Öz.. Yediği haltlar, kamuoyunda çok iyi bilinmiyordu.. Bir...