logo

13 Eylül 2019

‘Savaş düşmana benzeyince kaybedilir’


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

Bozuluyor, eskiyor, yıpranıyor, dağılıyor, çözülüyor, yıkılıyor, kırılıyor, şişiyor, patlıyor…

Nedir bunlar?

Bazı şeyler. Bize ait bazı şeyler.

Siyaset, bozulan, çözülen şeylerin gözle görülebilen kısmı.

Ama aynı zamanda çözülmenin lokomotifi.

Ara sıra yazılıp çiziliyor. Ben de görebildiğim ve daha önemlisi yazabildiğim kadarını yazıyorum.

Önceki gün ‘Sezai Karakoç’a mektup’ başlıklı bir mektup aldım.

Ben ‘mail’e mektup demeyi tercih ederim ama mektubun elektronik ortamda bana ulaştırıldığı mektup deyince anlaşılmıyor.

Kendini zorlama, ‘mail aldım’ de gitsin. Veya @posta…

Yusuf Bilal Aydeniz göndermiş mektubu. Başına, “Hocam, Sezai Karakoç’a yazdığım mektubu sizinle de paylaşmak istedim” diye bir not eklemiş.

Kendisiyle tanışmıyoruz, mektupta 28 yaşında olduğunu söylüyor. Diyarbekir’den yazmış.

Yazımın başında ifade ettiğim bozulma, -nedense burada ‘dejenerasyon’ kelimesini kullanmak istiyorum- acaba sadece benim baktığım yerden mi görünüyor? Sorusunun makul cevaplarından biri bu mektup.

Doğru bir ‘makam’a yazılmış. Sezai Karakoç, ‘büyüğümüz’ dediğimiz insanların, fikirde ve sanatta öğretmenlerimizin en kıdemlisi.

Benim bildiğim, tanıdığım en üst makam.

Mektup uzun. Ama, fikir verebilecek miktarını burada paylaşabilirim.

Paylaşmak da tuhaf bir kelime oldu, kendi anlamı eksilirken ilave bir anlam kazandı. Sendeki bir şeyi, sende bir eksiklik olmadan paylaşıyorsun. Yani kolaylaştı, paylaşmanın maliyeti azaldı.

Ama ne yapabiliriz? Kelimeleri nasıl zaptedebiliriz?

“Üstadım” hitabıyla başlıyor Yusuf Bilal mektubuna.

Sezai Bey’in “Diriliş Neslinin Amentüsü”nü 1960’ta yazdığını hatırlatıyor, “Bu mektup, biraz da bu geçen 60 yılı, 28 yaşındaki bir talebenizin gözünde, samimi bir şekilde yorumlama çabasının sayfalara düşen izdüşümüdür” diyor ve devam ediyor.

“Sizin eserlerinizle son 50-60 yılda birkaç kuşak beslendi. Ancak geldiğimiz noktada sizin eserlerinizle beslendiğini söyleyen insanların (özellikle siyasetçilerin) sizin eserlerinizden beslenen bir insan tipi görünümü vermediğini üzülerek belirtmek isterim.”

“Müslümanlar, dünyaya ve ülkemize söz söyleme kabiliyetinde olduğunu söylemişlerdi. Bunu da temel değerlerimiz olan ahlâk, adalet, sevgi, birliktelik, dayanışma, adam kayırmama vs. gibi ilkelerle temellendirmişlerdi. Yani yola bu ilkelerle çıktıklarını deklare etmişlerdi.”

“Allah nasip etti. Bir şekilde öyle ya da böyle Müslümanlar iktidara geldi veya şöyle diyelim ülkede söz söyleme gücüne sahip oldular. Ancak geldiğimiz noktada, bu ilkelerin hepsinin aşındığını görmekteyiz.”

“Yıllarca belki haklı olarak bir kesimi insanlara yaptığı zulümler sebebiyle kıyasıya eleştirdik. Peki soruyorum. O kıyasıya eleştirdiğimiz kesimden bugün itibariyle ne farkımız kaldı? Aliya’nın meşhur sözü vardı: ‘Savaş düşmana benzeyince kaybedilir’ diye.”

“Evet, bugün itibariyle biz mücadeleyi kaybettik. Daha kötüsü kendi ilkelerimize ihanet ettik. Elbette bunu söylerken şahsınızı ve tüm Müslüman kardeşlerimizi kastetmiyorum. Bu kadar sorun varken, bunları görmezden gelenleri kastediyorum. ‘Bir lokma bir hırka’ mottosuyla konuşanlar, bugün son model arabalardan aşağı inmiyorlar. “

“Eskiden kapısına bile gidemediği yerlere bugün onlar insan seçiyorlar. Muhalefetteyken konuşmak kolaydı. Sizin bir kitabınızın isminde geçtiği gibi Meydan Ortaya Çıktığında savunduğumuz ilkelerde ne kadar samimi olup olmadığımız belli oldu.”

“Bu kadar cemaat, bu kadar parti, bu kadar stk, bu kadar Tv/radyo kanalı, akademisyen, öğretmen, imam, müftü, kurum kuruluş var. Her yıl sayısız sempozyum, panel, çalıştay, konferans vs. yapılıyor. Ama ahlâk, adalet ve bilgi üretme olarak daha geriye gidiyoruz.”

“Hak etmediği, liyakat sahibi olmadığı hâlde bir yerlere getirilen insanların kazandığı haram para ile büyüyen bir nesilden –adı Müslüman bile olsa- bir hayır beklenemez, nitekim hayır da gelmiyor.”

“Dini anlatan hocalara bakıyorum. Neredeyse her konuda bir şeyler söylüyorlar. Ama adam kayırma, torpil konusunda ağızlarını bıçak açmıyor.”

“Siz Hz. Ömer kıssasına atıfta bulunarak “Ey Müslüman! İslâm’ı öyle yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin.” demiştiniz. Elimizi vicdanımıza koyalım. Bugün herhangi bir gayrimüslim bizim hayatımıza bakarak Müslüman olabilir mi? Hiç sanmıyorum.”

“Üstadım size anlatmak istediğim çok şey var. Ama anlatmak istediklerimin çekirdeğini yazmış olduğumu düşünüyorum. Elbette ümitsiz değiliz, lâkin geldiğimiz noktada işimizin daha da zor olduğunu düşünüyorum. Sizin bir kitabınızda geçen sözle satılarıma son vermek isterim.”

“Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, inananlar için Nuh’un bir gemisi vardır.”

Yusuf Bilal’in gördükleri, özetle, bunlar.

Bence kıymetli. Çünkü içinde bir art niyet, bir menfaat, bir hesap, kitap yok.

(KARAR)

Etiketler:
Share
156 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Maskeli balo ya da kuruntu

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Böyle bir kıssa okumuştum: Adamın birinin, bir gece yarısı arabasının lastiği pat­lamış. Otomobilden inip tekeri onarmaya teşebbüs etti­ğinde bakmış ki, krikosu yok. Uzakça bir mesafede gö­rünen bir ışığı fark edince: “Gidip oradan kriko isteyeyim, demiş, gene de talihli sayılırım!” Işığa doğru yürürken de aklından geçiriyormuş: Şimdi bu adam, gecenin bu saatinde kendisini rahatsız ettiğim için kızacak, belki benden bir miktar para bile isteyecek. Eğer böyle yaparsa, ben de ona, bu yaptığının komşuluğa sığmadığı­nı söylerim. Gene de ona, ...
  • Adaletin olmazsa olmazları

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Şu beş temel esasın korunmasının İslam’ın ana hedefi ve gerçekleştirmek istediği öncelikli değerler olduğu bilinir: Yaşama hakkı (hayat), inanma hakkı (din), düşünme hakkı (akıl), Mülk edinme hakkı (mal), onur ve haysiyet hakkı (ırz). Bunların her birine aynı zamanda özgürlük de diyebilirsiniz. Bunlara ‘beş zorunlu umde’, zaruriyyat-ı hamse denir ve İslam’ın diğer bütün hükümleri bunların gerçekleştirilmesi içindir. İnsanlar bu temel haklar mümin olanla olmayan için fark etmez. İnsan olan herkes bu haklara sahiptir. Yine bilindiği gibi İslam ü...
  • Suret-i haktan atış yapma

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Soner Yalçın, Sözcü’nün 6 Eylül 2019 tarihli nüshasında Ak Parti’den ayrılıp parti kurmak isteyenlerin partiyi ve dolayısıyla halkı böleceklerini, bu bölünmenin İslam tarihi boyunca hep olageldiğini, bu olayın kendisine, iktidar hırsının Tebük seferi dönüşünde bazı büyük ashabın da içlerinde bulunduğu bir grubu Peygamberimiz’e (s.a.) başarısız kalan bir suikast tertip etmeye sevk etmesini, iktidar hırsının bu noktada kalmayıp O’nu eşine öldürtüp yerine geçmek istemelerini, O’nun vefatından sonra da bölünmenin devam etmesini… hatırlattığını yazm...
  • Öcalan teröristti de, Demirtaş değil miydi?

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Bir propagandadır gidiyor.. CHP’nin “Biz Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen eşbaşkanın partisi ile işbirliği yaptığını söylediğimizde. Hemen karşımıza çıkıyorlar: “Ha ha.. Siz de Apo’nun kardeşini TRT’ye çıkarıp, seçimde ondan medet umdunuz.” Saadet partisinin bile, “PKK’lıların cenazelerine katılmayan milletvekillerine disiplin soruşturması açarım” diyen eşbaşkana sahip çıkan HDP ile bazı bölgelerde işbirliği yaptığını söylediğimizde, “Ha ha.. AK parti de tam seçim öncesinde, avukatların Abdullah Öcalan’a ziyaretine izin verip, ord...