logo

13 Eylül 2019

Şakşakçılara haksızlık ama bu!


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Parayla tutulmuş alkışlatma memurlarına, eski devirde ‘alkış ağası’ denirdi. Daha çok majestelerine hizmet eden, emir kulları zümresinin toplu alkışını yöneten bir tür orkestra şefi…

Ama gösteri sanatlarının icra edildiği her ortamda varlıklarına ihtiyaç duyulur, ücreti mukabilinde istihdam edilirlerdi, o da ayrı.

Şakşakçılık, hür ve kabul edilmiş profesyonel bir meslek yani. Her kuruşu alın teriyle helalinden kazanılan namuslu bir ekmek kapısı, bu inkar edilemez.

Aşağılanmalarına, itilip kakılmalarına gönlüm hiç razı gelmedi. Nihayetinde alkış da bir gereklilik ve yerinde, zamanında yapılmazsa tadı kaçabilir. Bu işin düzen ve tertip içinde, kulak tırmalayıcı bir kaosa yol açmadan, insicamı da bozmadan yapılmasını sağlamak neden kabahat olsun?

Alkışın, gerektiği yerde planlı icrasına öncülük eden, ‘yaşa bravo’ tezahüratlarını sevk ve idare eden, kalabalıkların coşturulmasını yönlendirmekle görevli kimseleri ezmek, horlamak da niye?

Fakat gazetecilikle sık sık karıştırılsa da gazetecilik değildir. Şakşak ağalığı, hem de hakkı yenmiş apayrı bir meslek.

Amigoluk gibi, sloganı tribünlere attırdığı ve stat içinde kaldığı sürece iyidir, niye kötü olsun?

Sorun, kendi halindeki bu alkış esnafından rol çalan ve alabildiğine gülünç kılıklara sokarak temsil edenlerde. Şakşakçı olmadığı halde kendisini öyle zanneden, işini şakşakçılıkmış gibi gösteren gazetecilerin sebep olduğu trajik bir kaza bu.

Kendini bilmezler üzerinden yanlış tanıtıldılar, halkın gözünden düşürülüp şeytanlaştırıldılar. Utanmazlık, yüzsüzlük ve pişkinlikle özdeşleştirildiler. Mesleken arsızlıkla bir tutuldukları yetmezmiş gibi, nefret nesnesi haline de getirildiler. İtibarları beş paralık, yerlerde süründürülüyor. Reva mı yahu!…

Şakşakçılığın bu gazetecilerden çektiğine sabır taşı dayanmaz, görse ortasından çatlardı.

Fakat anlaşılıyor ki daha bitmedi çileleri…

Özlem Albayrak olayını duymuşsunuzdur. Yeni Şafak’ta yazıyordu. CHP İstanbul Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na eski tivitlerinden 9 yıl hapis verilmesini eleştiren yazısı, sansüre takılmış. Bardak taştı deyip 20 yıllık gazetesinden ayrıldı.

Independent Türkçe’ye “Gazetecilik değil holiganlık yapmamız isteniyor” şeklinde patlamış Albayrak.

E olacağı buydu; artık amigoluk, tribün kızıştırmacılığı, alkış ağalığı filan da kesmiyor demek.

Hem de bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha geçen “Şiddete bulaşmadığı ve hakarete varmadığı sürece en aykırı fikirlerin bile temsil edildiği, çok sesli ve özgür bir basın istiyoruz” demişken…

Hem de Adalet Bakanı Gül, eleştirinin hiçbir zaman cezaya konu olmaması gerektiğini bildirmişken…

Hem de iktidar bile artık illallah ederek alkış medyası istemezken…

Nedir bu sevda ki medyayı Mehterhane bandosu, Mızıkayı Hümayun zannedenler, ferman-ı şahane dahi dinlemiyor.

Hayır, garip şakşakçı takımı için üzülüyorum, hani arada ezilen şu hakiki olanları. Meslekleri korsanlarca ellerinden alındı, ayağa düşürüle düşürüle holiganlığa kadar indirildi rütbesi. Ve bu sahte şakşakçılar yakasını bırakmadıkça da gün yüzü gözükmüyor.

Mağduriyetleri giderilip çalınan itibarları ne gün iade edilecek, yazık değil mi?

(KARAR)

Etiketler:
Share
155 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Maskeli balo ya da kuruntu

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Böyle bir kıssa okumuştum: Adamın birinin, bir gece yarısı arabasının lastiği pat­lamış. Otomobilden inip tekeri onarmaya teşebbüs etti­ğinde bakmış ki, krikosu yok. Uzakça bir mesafede gö­rünen bir ışığı fark edince: “Gidip oradan kriko isteyeyim, demiş, gene de talihli sayılırım!” Işığa doğru yürürken de aklından geçiriyormuş: Şimdi bu adam, gecenin bu saatinde kendisini rahatsız ettiğim için kızacak, belki benden bir miktar para bile isteyecek. Eğer böyle yaparsa, ben de ona, bu yaptığının komşuluğa sığmadığı­nı söylerim. Gene de ona, ...
  • Adaletin olmazsa olmazları

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Şu beş temel esasın korunmasının İslam’ın ana hedefi ve gerçekleştirmek istediği öncelikli değerler olduğu bilinir: Yaşama hakkı (hayat), inanma hakkı (din), düşünme hakkı (akıl), Mülk edinme hakkı (mal), onur ve haysiyet hakkı (ırz). Bunların her birine aynı zamanda özgürlük de diyebilirsiniz. Bunlara ‘beş zorunlu umde’, zaruriyyat-ı hamse denir ve İslam’ın diğer bütün hükümleri bunların gerçekleştirilmesi içindir. İnsanlar bu temel haklar mümin olanla olmayan için fark etmez. İnsan olan herkes bu haklara sahiptir. Yine bilindiği gibi İslam ü...
  • Suret-i haktan atış yapma

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Soner Yalçın, Sözcü’nün 6 Eylül 2019 tarihli nüshasında Ak Parti’den ayrılıp parti kurmak isteyenlerin partiyi ve dolayısıyla halkı böleceklerini, bu bölünmenin İslam tarihi boyunca hep olageldiğini, bu olayın kendisine, iktidar hırsının Tebük seferi dönüşünde bazı büyük ashabın da içlerinde bulunduğu bir grubu Peygamberimiz’e (s.a.) başarısız kalan bir suikast tertip etmeye sevk etmesini, iktidar hırsının bu noktada kalmayıp O’nu eşine öldürtüp yerine geçmek istemelerini, O’nun vefatından sonra da bölünmenin devam etmesini… hatırlattığını yazm...
  • Öcalan teröristti de, Demirtaş değil miydi?

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Bir propagandadır gidiyor.. CHP’nin “Biz Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen eşbaşkanın partisi ile işbirliği yaptığını söylediğimizde. Hemen karşımıza çıkıyorlar: “Ha ha.. Siz de Apo’nun kardeşini TRT’ye çıkarıp, seçimde ondan medet umdunuz.” Saadet partisinin bile, “PKK’lıların cenazelerine katılmayan milletvekillerine disiplin soruşturması açarım” diyen eşbaşkana sahip çıkan HDP ile bazı bölgelerde işbirliği yaptığını söylediğimizde, “Ha ha.. AK parti de tam seçim öncesinde, avukatların Abdullah Öcalan’a ziyaretine izin verip, ord...