logo

01 Aralık 2019

Rock’ın asi çocukları Noir Desir ve Filistin için bir dakika…


Mehmet Ocaktan
m.ocaktan@gmail.com

Şiddet ve terörün bir devletin ruhunda adeta tecessüm etmiş halinin yeryüzündeki en önemli örneği olan İsrail’in, son günlerde Filistin halkına karşı zalimliklerini yeniden sergilemeye başlaması, beni 2002 yılında İstanbul’a gelen rock’ın asi çocukları Noir Desir grubuna götürdü… Bilet bulamadığım için konsere gidememiştim, ama o gün konserde yaşananları yakından takip etmiş ve zihnime adeta nakşetmiştim.

İnsanı her şeyin üstünde tutan grup, 12 Nisan 2002’de İstanbul konserinde bütün salonu Filistinliler için 1 dakikalık saygı duruşuna davet etmiş, sessizlik ve karanlığa bürünen salon, 60 saniye sonra alkış ve çığlıklarla sallanmıştı. Sahnede yaklaşık 2,5 saat kalmışlardı. Gitmek istemişler ama seyirci bırakmamıştı. Üç kez bis yapan grubun performansı, unutulmaz İstanbul konserleri arasına girdi.

Ünlü Fransız rock grubu Noir Desir’in yaklaşık 40 yıllık bir geçmişi var… 1980’de üç liseli gencin Bordo’da kurduğu “Psychoze” adlı grup, Post-Punk ve New Wave ile ilgilenir. Bertrand Cantat vokalde, Serge Teyssot-Gay gitarda ve Denis Barthe davuldadır. İlk zamanlarında barlarda çalan gruba, sonradan Frederic Viadlenc de katılır ve 1984’te ilk albüm gelir. 1986’da ise “Veuillez Rendre L’ame” albümü ile Avrupa’da tanınırlar ve artık isimleri Noir Desir’dir.

Karamsar sözleri, bir o kadar karanlık ama romantik soundlarıyla Fransız rock’unu dirilten grup, asıl çıkışını 1994’te “Tostaky” albümüyle yapar. Öfke dolu albümde, baskı ve hoşgörüsüzlük açıkça reddedilir. “Tostaky”nin öfkesi ancak beş yıl sonra, Noir Desir’i ülkemize de duyuran sekizinci albümleri “Des Visages Des Figures” ile diner.

Konser için geldikleri İstanbul’da NTV’den Elif Cemal’in sorularını cevaplandıran Bertarnd Cantat’ın (Vokal gitar) şu ifadeleri, rock’ın asi çocuklarının hedeflerini net bir şekilde özetliyor:

“Biz dogmatik değil, hoşgörülüyüz. Olayların bir tek düşünce sisteminde açıklanabileceğine o kadar inanmıyoruz. Aşırı sola yakın olduğumuz ve özgürlükçü-anarşist düşüncelere sahip olduğumuz doğru. Ancak kimseyi dışlamıyoruz ve her şeye açığız. Dediğim gibi yalnızca bir sistemin içine hapsolmuş bir şekilde düşünmek yerine özgür ve esnek düşünmeye çalışıyoruz. Ancak baskı ve aldatmanın olduğunu gördüğümüz yerde ve anda fikrimizi açıkça ortaya koymaktan alamıyoruz kendimizi. Biz totalitarist de değiliz ama “ultraliberal” kapitalizm denen şeyin güncel tanımıyla da bir ideoloji olmadığını düşünüyoruz. Böyle düşünenlere karşıyız, özgür düşünce ve ifadeden yanayız. Dolayısıyla fikrimizi yüksek sesle tekrar tekrar söylemekten de korkmuyoruz. Bizim için asıl amaç müziğimiz ve fikirlerimizle insani değerlerin her şeyin önünde tutulmasını desteklemek. İnsanın ekonomi ve ticaretin önünde olduğunu savunmak ve göstermek herkese.”

Kuşkusuz dünyadaki pek çok insan gibi Türkiye’deki müzikseverler de Noir Désir’i “Des Visages, Des Figures” albümlerindeki “Le Vent Nous Portera” şarkısıyla tanıdı. 5 yıl süreyle birbirlerinden ayrı takılan grup üyeleri, “Des Visages Des Figures” albümüyle yeniden bir araya gelirler. Ve “Le Vent Nous Portera” şarkısı Danimarka’dan Fas’a ve İstanbul’a kadar öylesine sevilir ki, Noir Désir ilk kez hiç olmadığı ölçüde popüler olurlar.

Eskisi kadar öfkeli değillerdi belki, ama daha güçlü bir müzikal yapıyla “dertlerini” bildirmekten geri kalmıyorlardı. Üstelik Fransa gibi rock’ta dünya çapında ses getirmeyen bir ülkeden, uzun süredir hasret kaldığımız; kelimenin tam anlamıyla dolu dolu bir rock çıkarmayı başarmışlardı.

Bu şarkıyla Türkiye’de öyle bir rüzgar estirdiler ki, o günlerde İstiklal caddesi bile “Le Vent Nous Portera” ile çınlıyordu… Elbette Noir Desir, sadece bu şarkıdan ibaret değildi. Ama devir eğlence devriydi, onlar da “Le Vent Nous Portera” ile damardan girmeyi başardılar. İyi ki bu şarkı vardı, yoksa bu şahane rock grubunu Türkiye belki de hiç tanıyamayacaktı.

Le Vent Nous Portera’nın rüzgarı eminim bizi alıp bir yerlere götürecek.

/Yoldan korkmuyorum

Görmeliyiz ve tatmalıyız

Göğüs boşuğunda kıvrımlar

Ve orada her şey iyi olacak

Rüzgar bizi taşıyacak

Büyük ayıya mesajın

Yarışın rotası

Kadifemsi bir an

Bir işe yaramasa bile gider

Rüzgar onu götürecek

Her şey gözden kaybolacak ama

Rüzgar bizi taşıyacak

Okşayışlar ve misketler

Ve bizi çeken yara

Diğer günlerin yaraları

Dünün ve yarının

Rüzgar onları alacak

Rüzgar bizi taşıyacak

Ölmüş yıllarımızın kokusu

Kapını çalabilir

Kaderlerin sonsuzluğu?

Önerebiliriz ama saklayabilir miyiz?/

(KARAR)

Etiketler:
Share
362 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Logoterapi

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    İnsanoğlu hata ve nisyan ile malul bir varlıktır. Bu yüzden, her insan hayatta çok kere yanlış hesap yapar, yanlış kararlar alır ve er ya da geç bu yanlışların dramatik ve trajik sonuçlarını gayet ıstıraplı şekilde yaşamak zorunda kalır. Bu sebeple insan geç de olsa yanlışını anlamak, bundan dolayı kendini sorgulamak ve bir daha benzer yanlışlar yapmaması gerektiği konusunda kendisiyle hesaplaşmak zorundadır; fakat kimi insanlar ya kendi hatalarını kendilerine dahi itiraf edemeyecek kadar yüksek bir gurur ve onur katsayısına sahip olduklarından...
  • İslam dünyası neden mi geri kaldı?

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    90’lı yıllar Türkiye’de İslami kesimin entelektüel altın çağıydı. Kitapçılar, vakıflar buluşma mekanlarına dönmüş, yayınevleri sürekli yeni kitaplar basıyor, ülkenin en canlı entelektüel tartışmalarının kalbi ise dergilerde atıyordu. Bilgi ve Hikmet, Yeni Zemin, Tezkire, Köprü, İzlenim, Umran, Kitap Dergisi ilk akla gelenler. Müslümanların modern dünyayla ilişkilerinin masaya yatırıldığı, birlikte yaşam, demokrasi, laiklik konularında Medine Sözleşmesi gibi tezlerin ileri sürüldüğü bu dergilerden Bilgi ve Hikmet, 1993 yılında yayına ba...
  • Beni mahcup eden Bakan

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kaç kez eleştirdim Kültür ve Turizm Bakanlığını. Yurt dışında sergileri dolaşan bir sanatçıya sahip çıkmaktan daha önemli ne işleri olabilir diye. 19-12/06/ekran-resmi-2019-12-06-235557.png Bırakın ülkenin dünyaya sanatla tanıtılmasına desteği, davete rağmen kültür ataşeleri lütfedip katılmıyordu bile. Peç, Viyana derken şeytanın bacağı, Bakü’de kırılmıştı. Büyükelçi ve ataşe, Haydar Aliyev Müzesi’nde sergi açan Ahmet Güneştekin’i yalnız bırakmamıştı. Ama önceki gün İstanbul’daki açılışta, tam da görmek istediğim düzeye taşındı bu i...
  • Başkanlık sisteminin tutmayan tahminleri

    07 Aralık 2019 YAZARLAR

    Yerel seçimin hemen ardından başkanlık sisteminin gözden geçirilmesi cılız seslerle de olsa konuşulmuştu. Revizyon değilse bile aksayan yönlerin düzeltilmesi gibi bir girişimin gerekliliği dile getirilmişti. Tahmin edildiği gibi o girişim başlamadan bitti ve tahmin edileceği gibi bütün o söylentiler aslında yerel seçim şokuna karşı bir yatıştırma maksadı taşıyordu. Dahası, AK Parti’nin yerel seçimde büyük belediyeleri neden kaybettiğine dair anlama çabaları da kısa ve hararetli bir tartışmanın ardından unutulup gitti. Başkanlık sisteminin ak...