logo

11 Haziran 2019

* Racon kesen adamı bırakın, arkasındaki güçlere bakın! * Ekrem üzerinden İstanbul planı üçüncü kez sahaya sürüldü. * KKTC’ye gönderip “Burayı da kurtaracağız” fotoğrafı verdiler. * Devletin valisine “it” diyen Ekrem, 15 Temmuz’u hatırla! Pensilvanya’da yerin hazır mı?


İbrahim Karagül
i.karagul@gmail.com

Arkasındaki güçlerden cesaretalıyor. Onların gücüyle Türkiye’yi hırpalıyor. Onların gücüyle kabadayılık yapıyor. Onların gücü ve talimatlarıyla önüne gelene meydan okuyor.

O bir rol adamı. Bir ihale adamı. Bir senaryo yazılmış, oraya oturtulmuş. Ne konuşacağı, nasıl ses tonu kullanacağı, hangi kelimeleri kullanacağı, nasıl giyineceği bile o senaryoda belirtilmiş.

Ekrem İmamoğlu diye bir figür yok, çalışılmış bir proje var. Senaryoya göre elverişli bir adam bulunmuş, FETÖbağlantıları, çokuluslu çevrelerle ilişkileri, içeriden operasyoncularla yakınlıkları hesaba katılmış.

Kendisine bugün o rol verilmiş, yarın başka bir rol verilir, belki de devreden çıkarılır, yerine başkası ikame edilir.

ONU CİDDİYE BİLE ALMAYIN.. RACON KESEN ADAMI BIRAKIN, ARKASINDAKİ GÜÇLERE BAKIN!

Onu ciddiye almayın, sözlerini önemsemeyin, o ahkam kesmeler, o racon kesmeler, o havalı tavırlar, onun tavırları değil. Arkasındaki güçlerin farkında, bunun şımarıklığı, olgunlaşmamış cahil cesareti ile hareket ediyor.

Arkasındaki güçler ittifakına, o ittifakın Türkiye ile hesaplaşmasına odaklanın. Asıl mücadele burada. Kimler bunlar, ona bakın.

Zihinlerinizi, kalplerinizi karatmalarına, gözlerinizi kör etmelerine izin vermeyin. Onlarla nasıl mücadele edilir ona bakın. Bu mücadele Ekrem’le başlamadı, onunla da bitmeyecek, ona bakın.

Partisinden değil, ABD’den, İsrail’den, Avrupa’dan, FETÖ’den, PKK’dan, Türkiye ile hesabı olan ne kadar çevre, örgütlenme, finans çevresi varsa onlardan güç alıyor.

O ALAYCI UKALALIK BİR PROJE: SÖZÜ YOK, FİKRİ YOK, KENDİSİ YOK. PROJE DIŞINA ÇIKINCA KIRIP DÖKÜYOR, TEKRAR AYARLANIYOR

Onlardan aldığı cesaret ile devlete ayar veriyor, millete ayar veriyor,sokağa ayar veriyor, bu ülkeye ait ne varsa küçümsüyor, bir alaycı ukalalıkla şov yapıyor, yaptırılıyor.

Onların sözünü tekrarlıyor. Onların ajandasına göre hareket ediyor. Ekrem’in bir sözü yok, cümlesi yok, fikri yok. Onların davranış modellerine göre hareket ediyor. Onların dediği gibi giyiniyor. Onların söylediği gibi gülümsüyor.

Kurduğu cümleleri bile onlar belirliyor. Biraz projenin dışına çıktığında çuvallıyor, kırıp döküyor. Geri çekip hizaya sokuyorlar, sonra tekrar sokağa sürüyorlar.

Ekrem İmamoğlu sadece bir seçim projesi değil. Konunun seçimden çok daha öte, milletimize ve ülkemize ağır maliyetler getirecek boyutları var.

BÜTÜN FETÖ KADROSU ARKASINDA: 15 TEMMUZ’U KİM YAPMIŞSA, EKREM’İ SAHAYA SÜRENLER ONLAR

Arkasında bütün FETÖ kadroları var. Zaten projenin uygulayıcısı onlar. Bugüne kadar gözlerden ırak tutulmuş, saklanmış, hazırlanmış, çalışılmış, FETÖ tarafından “işte bu sizin adamınız, buna yatırım yapın” diye çokuluslu güçlere pazarlanmış, takdim edilmiş bir isim. Şimdi bu senaryoyu da bu figüranı da Türkiye’ye pazarlıyorlar.

Mesele seçim değil. Belediye başkanlığı seçimi değil. FETÖ’nün, PKK’nın arkasında kim varsa Ekrem’in arkasında da onlar var.

15 Temmuz’u kim yapmışsa, Ekrem’i sahaya sürenler de onlar.

Gezi terörünü kim planlayıp uygulamışsa, Ekrem de öyle bir planlamanın ürünü.

Suriye’nin kuzeyindeki cephenin mimarı kimlerse Ekrem de onların planı. KKTC’nin etrafındaki kuşatmayı kim hazırlıyorsa, Ekrem de içerideki kuşatma çevrelerinin bir parçası.

Dikkat edin, sahadaki bütün girişimleri bu saydıklarıma paralel şeyler.

EKREM ÜZERİNDEN İSTANBUL PLANI ÜÇÜNCÜ KEZ SAHAYA SÜRÜLDÜ. TEHDİT BURADA!

Gezi’de İstanbul teröre boğuldu. Bir İstanbul projesi uygulandı. İstanbul uluslararası tartışmaya açılıyordu. Bütün Batı dünyasının desteğiyle, içerideki bağlantılı çevreler bu amaçla harekete geçirilmişti.

15 Temmuz’da İstanbul Anadolu’dan ayrılmak istendi, ciddi ciddi bu amaçla saldırı yapıldı. FETÖ’ye bir Vatikan kurulacak, Türkiye Avrupa’nın dışına itilecek, yüzlerce yıllık bir intikam alınmış olacaktı.

İhaneti karşılığı FETÖ ile yapılan pazarlık buydu. İstanbul ikinci kez uluslararası tartışmaya açılıyor, bir hafıza bugüne çağrılıyordu.

Bu da İstanbul’u uluslararası bir tartışmaya açma girişimiydi. 563 yıl sonra İstanbul üzerine en büyük senaryo bozguna uğratıldı. Biz bunu bir de 1. Dünya Savaşı sonrası İngilizlerin İstanbul’u işgaliyle yaşamıştık.

Şimdi yine İstanbul üzerine üçüncü girişim yapılıyor.

Ekrem İmamoğlu üzerinden İstanbul yeniden uluslararası tartışmayla açılıyor. Bu da önceki iki tartışmanın, girişimin devamıdır.

Buradan İmamoğlu projesinin Gezi ve 15 Temmuz’la aynı senaryo olduğunu açık biçimde görüyoruz. Yani, 15 Temmuz CHP adayı üzerinden devam ettiriliyor. İşin vahim tarafı bu zaten.

VE EKREM DURMUYOR: KKTC’YE GÖNDERİLİYOR: “BURAYI DA KURTARACAĞIZ” FOTOĞRAFI VERİLİYOR

15 Temmuz’u kim yapmışsa, Ekrem’i sahaya sürenler de onlar. Yine dikkat edin, İstanbul ile birlikte Trabzon da aynı tartışmanın içine çekiliyor. Pontus tartışmasını Ekrem’in girişimleri, harita önünde poz vermeleri, Yunan gazetesine açıklamaları başlattı. Rumlarla ilişkileri, karşılıklı sevgileri, tarihi hesapları Ekrem üzerinden yeniden sahaya sürülüyor.

Ve Ekrem durmuyor; Doğu Akdeniz kaynarken, KKTC’nin başına çorap örmeye dönük girişimlerin ateşi artarken, bütün Türk donanması orada savunmaya geçmişken Kıbrıs’a gönderiliyor. KKTC’yi hiç bir sıfatı olmadan ziyaret ediyor.

Yunanistan’a ve Batılı patronlarına mesaj veriyor. İstanbul’u Konstantinopol yapma, Pontus’u diriltme dışında KKTC’den “Burayı da kurtaracağız” fotoğrafları veriyor.

PAPAĞAN GİBİ EZBERLETMİŞLER: “SAKIN HA S-400 ALMAYIN!” SEN KİMSİN, HANGİ ÜLKEDENSİN!

Kimse lafı dolandırmasın, bütün bunlar Ekrem’in girişimleri, daha doğrusu onun üzerinden patronlarının niyetleri ve sabotajları. Artık gizli bir şey kalmadı.

Ve Ekrem yine durmuyor; Türkiye Suriye’nin kuzeyinden, Doğu Akdeniz’den, Balkan ülkelerinden çevrelenirken, savunmasız bırakılmaya dönük girişimlerde de yerini alıyor. “Sakın ha, S400 almayın” nutukları çekiyor. Hangi sıfatla, yetkiyle ülkeye ayar veriyor? Papağan gibi ezberletip sokağa saldıkları bir adam bu!

DEVLETİN VALİSİNE “İT” DİYEN, KARAKOL BASAN, ADAM DÖVDÜREN, YOLSUZLUĞUN DİBİNE BATMIŞ BİR ADAM!

Devletin valisine “it” diyen bir adam, Türkiye düşmanlarının telkinleriyle Türkiye’yi vuran bir adam, FETÖ karakteri ayyuka çıkmış bir adam hiç bir yerli, milli bir fotoğrafta yer almayan, tam aksine ülkenin ve milletin sinir uçlarıyla oynayan bir adam.

Karakol basıp terör estiren, inşaatlarda adam dövdüren, Beylikdüzü’nü talan eden, tevazu rolü yapıp yüzlerce ev ve dükkan sahibi olan, belediyeden alacaklı olanlara kendi inşaatlarından fahiş fiyata ev verip o parayı belediyeden kendisi iç eden bir adam, ahlaktan, olgunluktan söz etmesin!

EVET, BU ADAM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR!

İstanbul gibi 566 yıl sadakatle korumaya çalıştığımız bir şehri tartışmaya açan adamın Türkiye’nin bütünlüğüne asla saygısı yoktur. Trabzon gibi ülkemizin milli hassasiyetin en güçlü olduğu bir şehrimizi Pontus hafızasını canlandırmaya ayarlı bir adamın milli bütünlüğümüze asla saygısı yok.

Daha ilk günden “Bu adam milli güvenlik meselesidir” dedim.

“Seçim meselesi, belediye başkanlığı meselesi değildir, Türkiye’ye karşı hazırlanmış bir projedir” dedim.

İSTANBUL FETÖ’YE TESLİM EDİLEMEZ. 15 TEMMUZ’U HATIRLA EKREM! PENSİLVANYA’DA YERİN HAZIR MI?

“İstanbul asla bu adamlara teslim edilemez, bu Türkiye’nin yüzlerce yıllık siyasi mücadelesine ihanettir” dedim.

Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı İstanbul’a belediye başkanı olur ama “bu başka bir proje, bir müdahale projesi, bir çokuluslu senaryo, 15 Temmuz benzeri bir saldırı hazırlığı” dedim.

“İstanbul’u FETÖ’ye teslim etmeyin” dedim, İstanbul’u kurban vermeyin, çağrıları yaptım.

Ortada milli güvenliğimizi, ülke bütünlüğümüzü, birliğimizi tehdit edecek bir proje var ve Ekrem bu proje için sahaya sürüldü. Er ya da geç, bu milletin direncinin nasıl bir şey olduğunu o da görecek.

Ekrem; 15 Temmuz’u hatırla! Kim bilir, senin de Pensilvanya’da yerin çoktan hazırlanmıştır. Bu millet seni de görecek!

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
172 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Demek ki…

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Doğrusu bu kadar beklemiyordum. Bir kağıda herkes fikrini yazsın, saklayalım, bakalım kim doğru tahmin edecek deseler 51’e 49 civarında bir şey yazardım. Hadi olsun 52’ye 48. Birer puan bağımsızlar ve diğer partiler için düş, 51’e 47. Fark, benim tahmin ettiğimden çok fazla çıktı. Şu saat itibarıyla (20:00 civarı) 54’e 45. Demek ki benim ulaştığım göstergeler gerçekliği eksik yansıtıyor. Demek ki kamuoyu araştırma şirketleri -spekülatörleri, merdivenaltı anketçileri, siparişe uygun anket üreten sahtekarları hariç tutuyorum- bu işleri b...
  • 31 Mart’ın en doğru hikayesini seçmen yazdı

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Son birkaç yılda AK Parti’nin kendi ilkelerinden uzaklaştığını, reformist kimliğini kaybettiğini yazarak hiçbir hesabın ve beklentinin içinde olmadan uyarılarda bulunmaya çalışıyoruz. Bu süre içinde özellikle görevli troller tarafından linç kampanyalarına tabi tutulduk, AK Parti’ye ihanetle suçlandık. Oysa yaptığımız sadece, geçmişte bu ülkede özgürlük mücadelesi vermiş, Türkiye’nin sorunlarının çözümünün ancak hukukun üstünlüğünün sağlandığı demokratik hukuk devletiyle mümkün olabileceğine inanmış ve bu konuda ciddi mesafeler almış AK Parti ik...
  • Sandığın isyanı

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    23 Haziran’da kurulan sandık siyasal tarihin unutulmaz kilometre taşlarından birisidir. Sadece İstanbul seçimi değildir. Ekrem İmamoğlu açık farklı bir zaferle birlikte, belediye başkanlığından fazlasını kazanmıştır. Sonuçtan bağımsız olarak demokrasinin kazandığını kabul etmek lazımdır. AK Parti ise İstanbul belediye başkanlığını 31 Mart gecesi seçim verilerinin kesildiği anda kaybetmişti. Nitekim sabaha karşı seçim sonuçları bunu gösterdi. Tartışmalı, yanlış ve kesinlikle adil olmayan bir kararla seçimin iptal edildiği 6 Mayıs’ta da 23 Haz...
  • Basiretsizliğin ve ferasetsizliğin bedeli

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Ekrem İmamoğlu üç aşağı beş yukarı 31 Mart'taki kadar oyla kazansaydı, 'Gasp edilen hakkını geri aldı, adalet tecelli etti' denip geçilebilirdi; ama dünkü seçimin neticesinde bundan fazlası var: Adaletin tecellisi + maşeri vicdanı yaralayan eylem ve söylemlerin ağır faturası. 31 Mart'ta AK Parti'li Binali Yıldırım'a oy vermiş olan pek çok seçmen de bu sefer CHP'li İmamoğlu'ndan yana oy kullanarak faturanın şişmesine katkıda bulundu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İmamoğlu ve CHP'ye karşı varını yoğunu orta...