logo

14 Kasım 2019

Netanyahu yine azdı


Ahmet Varol
a.varol@gmail.com

İşgal rejiminin başbakanı Benyamin Netanyahu’nun erken genel seçimleri tekrar etmesine ve siyonist kitlenin desteğini almak amacıyla Batı Yaka’yı İsrail’e ilhak edeceğine, bu bölgede yeni yahudi yerleşim merkezleri inşa edeceğine dair vaatlerde bulunmasına rağmen beklediği desteği alamadı. O yüzden işgal devletinin parlamentosu durumundaki Knesset’te, anlaşabileceği partileri bir araya getirmek suretiyle bile bir koalisyon hükümeti oluşturmaya yetecek sayıda sandalye kazanamadı. Bu durum işgal rejiminde yeniden bir hükümet krizi sorununun yaşanabileceği yönünde yorumlara neden oldu.

İşgal rejimi de bilindiği üzere kendi içinde bir sıkıntı, kriz yaşadığı zaman onu dışarıya taşımak için hemen Filistinlilere yönelik saldırılar düzenliyor; cinayetler işliyor. Aslında Filistin direnişinin savunma gücünün artık geçmiştekinden daha iyi düzeyde olması sebebiyle bu saldırıların işgal rejimine de basite alınamayacak bir maliyeti oluyor. Ama buna rağmen işgal rejimi, Filistinlileri hedef alan saldırı politikasını aynı zamanda bir strateji haline getirdiğinden ve onlara yönelik tehdit politikasının tümüyle çökmesini istemediğinden, sonuçlarını da göze alarak Filistinlilere yönelik saldırılarını ve Filistin direnişinin bazı ileri gelenlerini hedef alan cinayetlerini tekrar ediyor.

Tabii işgal rejiminin bu cesareti göstermesinde Arap dünyasıyla ilişkilerini geliştirmesinin, Arap dünyasındaki bazı ihanet rejimlerinin kendisiyle ilişkileri normalleştirmek için aralarında adeta yarışa girmiş olmalarının da önemli etkisi var. İşgal devletinin başbakanı Netanyahu’nun son günlerde bazı Arap ülkeleriyle çok iyi ilişkilerinin olduğunu sıkça tekrar etmesi de bu açıdan düşündürücüdür. Arap dünyasındaki ihanet rejimleri Filistinlilerin normal insanî yardımlardan bile yoksun kalmalarına neden olmak için Filistin’e yardım kapılarını kapatırken işgalci siyonistlerle ilişkilerini normalleştirmek amacıyla yoğun çaba harcıyorlar. Bu çabalarda, elindeki maddi imkanları değerlendirerek Arap dünyasının lideri olmayı hedefleyen Suudi Arabistan’ın da başı çektiği biliniyor. Suudi Arabistan yönetimi ülkesinden Filistin’e yardım edilmesinin bütün yollarını kapattığı gibi ülkesinde çalışan birçok Filistinliyi de tamamen siyasi sebeplerle veya hiçbir gerekçeye dayanmaksızın hapiste tutuyor.

Arap dünyasındaki ihanet rejimlerinin desteklerinden cesaret alan siyonist işgal yönetimi 12 Kasım Salı sabahı, Filistin İslami Cihad Hareketi’nin iki önemli liderine yönelik saldırı düzenledi. Bunlardan biri Gazze’de diğeri Şam’da ikamet ediyordu. Gazze’de hareketin askeri kanadı durumundaki Kudüs Müfrezeleri (Seraya’l-Kuds) Askeri Konseyi üyelerinden ve hareketin önemli askeri komutanlarından 42 yaşındaki Baha Ebu’l-Ata eşiyle birlikte şehit edildi. Saldırıda bu ikisinin dışında bir kişi daha şehit oldu ve birçok kişi de yaralandı.

Siyonist işgalci bir diğer saldırıda da İslami Cihad’ın Siyasi Birim üyesi Ekrem El-Acuri’nin Şam’daki evini hedef aldı. Bu saldırıda da El-Acuri’nin oğluyla eşi şehit oldu. Bu saldırıda ayrıca altı kişi yaralandı.

Siyonist işgalcinin bu saldırıları doğal olarak gerginliğe, Filistin direnişinin tepkisine ve mukabil saldırılar düzenlemelerine neden oldu. İslami Cihad’ın askeri kanadı ve diğer direniş grupları Tel Aviv, Askalan ve Asdud başta olmak üzere 1948’de işgal edilmiş bazı şehirlere ve Gazze’nin etrafını kuşatan yahudi yerleşim merkezlerine yönelik füze saldırıları düzenledi. Füze saldırılarında işgalcilerden onlarca kişi yaralandı ve özellikle Gazze’nin çevresindeki yahudi yerleşim merkezlerinde alarm durumuna geçildi. İşgal rejimi de Gazze bölgesine yönelik hava saldırıları düzenledi ve bizim bu yazıyı yazdığımız saate kadar bu bölgede şehit olanların sayısı 20’yi, yaralananların sayısı 50’yi bulmuştu.

Gazze’deki direniş grupları ortak bir basın açıklaması yaparak işgal rejiminin saldırılarına birlikte karşılık vereceklerini dile getirdiler.

Sonuç itibariyle ortaya çıkan durum ve gerginlik tamamen işgal rejiminin saldırı, tehdit politikasının ve kendi içinde yaşadığı sorunu dışarıya taşımak için Filistinlileri yeniden hedef almasının bir sonucudur.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
200 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sakin yıllar

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kuşaklardır Bağdat’ta kumaş ticaretiyle meşgul bir aileye mensup olan Şeyh Muhammed Ârif Cumeylî, dört oğlunu yanına alıp hatıra fotoğrafı çektirdiğinde, sene 1938’di. Irak’ın Enbar bölgesinden Bağdat’a yerleşen Cumeyle aşiretinin üyelerinden Şeyh Muhammed Ârif, kumaş ticareti ve terziliğin yanında, İslâmî ilimlerle de meşgul olmuş, kendi çevresinde “âlim” sıfatıyla tanınan bir isim haline gelmişti. Cumeylî’lerin tek şöhreti ticaretteki dürüstlükleri ve dindarlıkları değildi. O dönemde Irak’ta bütün ağırlığıyla hissedilen İngiliz nüfûzuna karşı...
  • Duvardaki muz ya da şu acayip piyasa

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Besim Dellaloğlu hocanın ne dediğini anlıyorum elbette. Şöyle yazdı: “Siz sanatı hâlâ eser, yapıt, tual, pentür, malzeme mi sanıyorsunuz? Orada sanat olan muz değil. Koli bandı da değil. Orada sanat olan olay, edim, tavır fikir, provokasyonun ta kendisi. Ve muzcu başardı. Sanatı bir kez daha tartışmaya açmayı başardı. Üstelik hepimizi tartışmaya dâhil ederek. Sanat belki de artık sanatın sınırlarını tartışmaya devam etmeyi de içeriyor. Bir bakıma hepimizi sanat eleştirmeni, hatta sanatçı kılarak…” En azından Trabzon Belediyesi’nin duvara ban...
  • Greta Sendromu ya da Sindirella Masalı

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Sindirella masalını hepimiz biliriz, birçok kez okumuş ve seyretmişizdir. Rivayete göre, bu meşhur masalın ilk versiyonunun tarihi, Milattan Önce altıncı yüzyıla dayanır. Avrupa’da 500 çeşidi bulunan masalın bildiğimiz son uyarlaması ise Fransız yazar Charles Perrault ve Grimm Kardeşlere ait. Biz, hem Disney hem de Hollywood yapımlarında bu masal senaryosunu dünyanın en çok tutan senaryo kalıbı olarak izledik. Şimdi nereden çıktı bu masal girişi derseniz çok haklısınız elbette! Biz televizyoncuların zihni, bir meslek alışkanlığı olarak hep çağr...
  • İddiaları ve gerçekleştirdikleri arasında İslamcılık

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    İslamcılığı yeni veya yinelenmiş sorular etrafında tartışmaya açan Yetkin Düşünce dergisinin merkezi sorusu İslamcılığın iddialarıyla gerçekleştirdikleri arasındaki fark. Bununla bir muhasebe tutmaya çalışıyor, İslamcı iddialara sahip olanları hesap vermeye çağırıyor, belki kendisi de hesap vermeye çalışıyor. Bu bağlamda benimle gerçekleştirdikleri uzunca söyleşiden, derginin değerli yöneticilerinden müsaadeyle, konuyla ilgili bir kesitle daha baş başa bırakmak istiyorum. İslamcılık Türkiye’de nasıl bir imkan ve zafiyeti içinde barındırmakta...