logo

Neredesin Yusuf?


İsmail Kılıçarslan
i.kilicarslan@gmail.com

Şol rivayet odur ki, kardeşleri ne yapıp edip babalarını ikna ederek Yusuf’u kıra götürme izni aldıklarında niyetleri kesin olarak onu öldürmektir. On erkek kardeşin onu da bu cinayet üzere anlaşmışlardır. Yusuf’u öldürüp çöle atıverecekler, başlarına bela olan bu güzeller güzeli çocuktan ebediyen kurtulacaklardır.

Yusuf’u hırpalayıp, ağzını yüzünü kan revan içerisinde bıraktıklarında, kardeşlerin en büyüğü bıçağını çekmiş, kardeşini öldürmek üzere hamle etmiş, lakin onu öldürmeye muvaffak olamamıştır.
Niye böyle olmuştur bu? Çünkü muradı böyledir.

Büyük kardeş tam bıçağı vuracakken kardeşlerden biri elini tutmuş “vallahi bunu yaparsan biz zulmedenlerden olduğumuz yetmezmiş gibi sonsuza kadar lanete de müstahak oluruz, bu işten vazgeç” demiştir.

Daha iki dakika öncesine kadar kardeşinin ölümü üzerinde diğer kardeşleriyle anlaşmış bir delikanlı niçin bu kavlinden vazgeçmiştir? Çünkü muradı böyledir.

Bildiğiniz meseledir. Kardeşleri Yusuf’u kuyuya atmış, bir koyunun kanını sürdükleri Yusuf’un gömleğini babaları Yakup’a götürüp “kardeşimizi kurt yedi” demişlerdir. Yakup peygamber elbette üzerinde tek bir parçalanma işareti, tek bir yıpranma görmediği gömleğe bakıp “vallahi siz yalanı gerçeğe tercih ediyorsunuz, yalan söylüyorsunuz” demiştir oğullarına.

Şol rivayet odur ki, o kara gecenin karanlığının içinde ellerinde meşalelerle Kenan halkı “Yusuf’u arayalım” teklifiyle gelmişlerdir Yakup’un kapısına.

Geceden aramalar başlamış, çölün de, otlağın da, çiçekliğin de, bozkırın da her yanını sesler doldurmuştur: “Yusuf, neredesin Yusuf?”

Ne ilginç, ne muazzam bir soru bu değil mi? “Neredesin” sorusu insanın dünyadaki yerini tespite mi yarar sadece? Elbette hayır. “Neredesin” sorusu bazen “bu âlemdeki yerini tespit edebildin mi?” anlamına gelir.

İşte Kenan ahalisi Yusuf’a “neredesin?” diye çığırırken Yusuf, bu âlemdeki yerini tespit etmek üzere bir yakaza halindedir. Ondan duymaz sesi kalın, kelli felli adamların seslerini.

Çünkü… Meselenin düğümü bu “çünkü”dedir dikkat isterim ki gayetle dikkat isterim. Çünkü Yusuf olmanın kaderi de bedeli de “kuyuda kalmak”tır. Yusuf, Yusuf olmaklığını kuyuda kalmasına borçludur. Şu insan denen zavallı varlık kuyuda kalmayı, kalabilmeyi göze alamadığı için Yusuf olma şansını kaçırmaktadır. Amma ki insan o denli kibirli, o denli kendine güvenen bir varlıktır ki hem kuyuda kalmayı göze almaz hem Yusufluk iddiasından caymaz. Çünkü bilmez ki insanın asıl iddiası iddiasız olabilmekte gizli. Bu sırrı bir çözse Yusuf olacak insan. Ne ki bu sırrı görecek göz nerede?

Şol rivayet odur ki Yusuf “neredesin?” sorusunu duyup da “buradayım” cevabını verseydi bir daha asla “orada” olamayacaktı. Yusuf, bir kez bile “buradayım” deseydi Yusuf olamayacaktı.

Behey âdemoğlu! Behey kendisine bir kez bile “neredesin?” sorusu yöneltilmemişken sürekli “buradayım, ben Yusuf’um” diye feryat eden âdemoğlu! Behey beklemeyi bilmeyen, sabrı öğrenemeyen, hale halle razı olamayan köpek nefsli âdemoğlu! Behey kuyusuz âdemoğlu!

Bir bilsen neydi mesele? Bir bilsen neydi “muradı böyledir” cümlesine teslimiyetin anlamı? Bir bilsen, bir bilebilsen…

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
151 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Her şey kültür ve sanat için…

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Sirkeci Garı, 1890’dan beri İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı ve 129 yaşında. 1908’de Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak yapılan Haydarpaşa Garı ise 111 yaşında. İstanbul’un sembolü olan bu iki tarihi garda bulunan bazı binalar ve açık alanlar, önümüzdeki 15 yıl boyunca sadece kültür ve sanat etkinlikleri için kullanılmak üzere, 2017’de 10 bin sermayeyle, 29 yaşındaki bir girişimci tarafından kurulmuş bir şirkete kiralandı. Genç girişimci, hiçbir şekilde ticari amaçlar için kullanamayacağı bu tarihi mekanlardaki binalar ve...
  • Konu kapandı mı?

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin güneyinde başlattığı harekât, ABD’nin müdahalesi ile durduruldu. Bu elbette bir Amerika müdahalesidir! Ne için yapılmıştır peki? Orada konuşlandırdığı “Kürtler”den oluştuğu söylenen silahlı unsurlarını korumak için. Suriye bir vekalet savaşı sahası ve ABD bu sahada PKK/PYD unsurlarını kullanıyor. Bu müdahaleyi “Kürtler ölmesin” diye mi yaptılar peki? Asla ve kat’a. Onlar için Kürtler ölmüş, Araplar ölmüş, Türkler olmuş hiç mesele değil. Hepsi ölebilir, bir tek İsrail yaşa malıdır! ABD’nin Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu İsra...
  • Nuri Pakdil’in ardından

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Gençtim, habersizdim, Nuri Pakdil destanını Şaban Abak’tan işittim ilkin. Sene 1988. Nuri Pakdil çoktan çekip gitmişti o vakit. Nesi varsa (Kitaplar, kitaplar, kitaplar) dağıtıp bir otel odasında inzivaya çekilmişti. Cesaret isterdi ziyaretine gitmek; yeterince devrimci -bilhassa “antifiravunist”- bulmadıklarını azarlarmış ve devrimcilik konusunda Nuri Pakdil’den geçer not almak çok zormuş zira. Antiemperyalistlik, antikapitalistlik, antinasyonalistlik, “antifiravunistlik” standartlarını çok yüksek tutarmış. Fevkalade hassas...
  • ‘Esed’le ne yapacağız’ sorusuna geldik

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Endişeliydim, Barış Pınarı Harekatı sırasında başımıza bir çorap örüleceğinden. Trump bir türlü konuşuyordu ‘öteki Amerika’ bir türlü. Avrupa’da Macaristan hariç aleyhte beyanat vermeyen kalmamıştı. Münbiç’te rejim birdenbire yeni bir zemin kazanmıştı, üstelik YPG’yle temas halinde. Kobani de kapsam dışına çıkıyordu. Trump’ın tweetleri berbat mı berbattı. Mektubu tweetlerinden daha berbat. ABD Başkan yardımcısı Pence Ankara’ya gelmişti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tokalaşırken suratından düşen bin parçaydı. O saatlerde bor...