logo

31 Aralık 2019

Millî Mücadele’nin 100. Yılında bir kahramanı hatırlamak


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Dün yazmıştık, Libya’da emperyalizme karşı direnişin öncüsü Ahmed Senusî’nin Ankara’ya gelişini, karşılanışını ve şerefine verilen ziyafeti. Mustafa Kemal Paşa’nın onunla ilgili övgü dolu konuşmasından da söz etmiştik. Buna rağmen, inkılâp tarihi kitaplarında bahsi geçmez. Kronolojilerde sadece Ankara’ya gelişi haber verilir. Kimdir, nedir, neden gelmiştir, neler yapmıştır? Bunlardan söz edilmez.

Neden? Çünkü bugün okutulan “Kurtuluş Savaşı” tarihi, asla gerçek Millî Mücadele tarihi değildir. Zaten, bu kitaplarda kurtuluş, bağımsızlık gibi kelimeler kullanılmasından bazı ipuçları çıkarılabilir. Mehmet Âkif Millî Mücadele’ye “İslâm şairi” olduğu için çağrılmıştır, Ahmed Senusî’nin Ankara’ya dâvet edilmesinin sebebi de İslâm dünyasındaki nüfuzu ile ilgilidir. Ahmed Senusî Meclis’te karşılandığında yapılan konuşmalardan birinde şu cümlelere yer veriliyor: “Efendiler dâvamız yalnız Anadolu dâvası değildir. Üç yüz elli milyon İslâm bu açılan mücahedede (cihadda) bizimle beraberdir.”

Kime ait bu cümle bilin bakalım? Celâl Bayar’a!

Millî Mücadele “cihad”dır, hem “büyük cihad”. Bunu kim söylüyor? Mustafa Kemal Paşa! Savaş kazanıldıktan sonra, bu terminoloji geri plana itilmiştir. Sebebi, dünyanın büyük güçleriyle uzlaşma mecburiyetidir. 1923’de sonra Millî Mücadele kavramı bırakılmış, laikleştirilmiş kurtuluş savaşı kavramı kullanılır olmuştur. İşte o zaman Mehmed Âkif gibi Ahmed Senusî de yakın tarihimizin bu dönemi ile ilgili metinlerden çıkarılmıştır.

Ahmed Senusî, Millî Mücadele boyunca doğu ve güney doğuda dolaştı ve bölge halkının mücadeleye desteğini pekiştirdi. Bir ara Meclis’in onu Irak kralı ilân edeceği iddiaları ortaya atıldı. 1920’nin 29 Kasım’ında M. Kemal Paşa Irak’taki Necef Arap hükümetine gönderdiği mektupta, “…Afrika kıtasında milyonlarca manevî evlâdı olan kadri büyük Şeyh Ahmed Şerîf Senusi Hazretleri de Musul’a doğru hareket etmişlerdir” müjdesini veriyor.

Ahmed Senusî Millî Mücadele’nin sonlarına doğru, tahmin edilebilir sebeplerle, Tarsus’da bir Hıristiyan köyüne yerleştirilir. Lozan görüşmeleri sürerken Ankara’ya gelir. Trablusgarb’a dönüp sürmekte olan istiklâl mücadelesinin başına geçmek istediğini söyler. Bu arada İtalyanlar da kendisiyle temas kurmaya çalışmaktadır. Buradan Şeyh Ahmed’in, Ankara’nın haberi olmadan İtalyanlarla temas kurmak istemediğini çıkarabiliriz. Kemal Paşa meseleyi İsmet Paşa’ya telgrafla bildirir. Bu aslında Lozan’da bulunan İtalyanlarla sen temas kur anlamına gelmektedir. İsmet Paşa ise cevaplarında topu taca atmaktadir.

Ahmed Senusî bir sonuç elde edemeden Tarsus’a döner.

1923’ün başlarında bir güney gezisine çıkan M. Kemal Paşa Millî Mücadele’ye destek veren ve zaferden sonra Tarsus’un bir köyünde ikamete mecbur tutulan Şeyh Ahmed Senusî ile 19 Mart’ta Tarsus istasyonunda görüşür. Senusî artık Türkiye’nin boynuna yük olmaktadır. 1926 yılında Seyyid Ahmedü’ş-Şerif’den Türkiye’yi terk etmesi istenir. Şeyh Senusî, önce Şam’a gidter, buradaki Fransız manda idaresi tarafından şehri 24 saat içinde terk etmeye mecbur edilir. Oradan Filistin’e geçer; bu sefer İngilizler burada bulunuşundan rahatsız olur.

Ahmed Senusî’nin son durağı Medine olmuştur. Bu arada, Hicaz bölgesi, İngilizlerin Arap imparatoru yapmak vaadi ile kandırdıkları Hüseyin’in elinden çıkmış, Suudilerin eline geçmiştir (1926).

Senusî’nin Medine’de 10 Mart 1933’de vefatı üzerine Libya’daki İtalyan işgal kuvvetleri komutanı şu açıklamayı yapar: “Seyyid Ahmed eş-Şerif Hicaz’da ölmüş bulunmaktadır…Onun ölümüyle Afrika’daki tüm korku ve endişelerimiz ortadan kalkmıştır.”

Ahmed Senusî’nin son yıllarını Muhammed Esed’in Mekke’ye Giden Yol kitabından okuyabiliriz…Onunki yürek dağlayıcı bir hayat hikâyesidir…Halis niyetle Osmanlıya, Türkiye’ye güvenmiş, hizmet etmiş, fakat karşısında beklenmedik bir muameleye maruz kalmıştır.

(KARAR)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...