logo

17 Ağustos 2019

Kürtçeden, Zazacadan tasarruf yok rahatlayın!


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Neyse ki çarpıtma çıktı; Mardin Artuklu Üniversitesi’ndeki Yaşayan Diller Enstitüsü’nün kapatıldığı filan yokmuş.

Kapatma haberlerine hem üzülmüş hem öfkelenmiştim. Üstelik tasarruf tedbirleri gerekçesiyle Kürtçe, Süryanice lisansüstü eğitimini sonlandırmak ha!

Olacak şey miydi, yok daha neler…

Sen alayıvala ile Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri aç, tez programları koy, tarihi açılım diye sat, 10 yıl sonra da tasarruf gerekçesiyle geri sarmaya başla…

Bugün enstitüyü kapatan yarın Kürt dili bölümlerini de kaldırır, sonraki adım da en başa dönmek, konuşmayı ve yazmayı tümden yasaklamak olmaz mıydı?

Fiili yasak bir hortladı mı Kürtçeyle durmaz, Zazacaya da uzanırdı.

2015’te, Bingöl Üniversitesi için Zazaca Dilbilgisi kıtabını yazan amcam Prof. Abdülaziz Beki’nin emeklerini hatırladım. İlk Zazaca divan sayılan şiir kitabı Diwon Cebexçuri/Çapakçur Divanı da tozlu raflara kalkacak demekti.

Halbuki Zaza Dili ve Edebiyatı derslerinde okutmak için, üniversite yayını olarak basılmıştı. Amcam da eserleri tanıtırken “Geçmişte bazı diller, anlamsız ve gereksiz yasaklardan dolayı gelişemediler. Önü açılınca bana bir heyecan geldi ve Zazaca ilk gramer çalışmalarına başladım. Bingöl Üniversitesi’nde yüksek lisans bölümleri açıldı. 50 kişi alınacak ama 500’den fazla başvuru…” diye ne sevinmişti!

O heyecanla oturup Arap ve Latin alfabeleriyle dört dilde divan bile kaleme almıştı.

Yüksek ilgiye rağmen güme mi gidecekti şimdi onca emek ve umut, her kalemden tasarruf bitti de Kürtçe, Zazaca bölümlerine mi sıra gelmişti?

Fakat hayır, kazın ayağı öyle değilmiş. Ve yazık ki ancak Artuklu Üniversitesi’ne verip veriştirmek için ayrıntılara bakınırken aslına rastlayabildim.

Rektör Ahmet Ağırakça, yalanlamak için çırpınıp durduğu halde, dünyayı turlamaya devam ediyormuş meğer uydurma haber.

Dün Twitter’dan şöyle söyleniyordu kızgınlıkla: “Sosyal medyada kulaktan duyma bir haber yaydılar, çok ayıp. Böyle bir kapatma kararı kesinlikle söz konusu değil. Haberler gerçeği yansıtmıyor. Sadece YÖK’ün tüm enstitüleri bir çatı altında toplama kararı bulunuyor. Enstitüyü kapatma söz konusu değil”.

Yalanını köpürtenler, doğrusuna aynı teveccühü göstermedikleri için Prof. Ağırakça’nın tekzibi kendiliğinden önüme düşmedi.

Oysa uyduruk kapatma haberi, hiçbir çaba istemeden hepimizi buldu. Aramadan maruz kaldıklarımızdan. Öyle hızlı yayıldı…

‘Sağır duymaz uydurur’ kazası derdim. Ama doğrusu ortaya çıkığı halde, hala yalanının dolaşmaya devam etmesi kazadan fazlasını gösteriyor.

Birileri, bilerek ve planlayarak kamuoyunu manipüle ediyor, yaygara koparmaya kışkırtıyor, dolduruşa getirmeye çalışıyor. Ve ben dahil hepimiz buna teşne durumdayız.

Rektör Ağırakça, önünü alamama çaresizliğinden deliye dönmüş bir tonla sesini duyurmaya çırpınadursun…

Yalan ve karalamanın sesi, gerçeğinkinden çok daha gür çıkıyor, hatta bastırabiliyor. Ne hedefe konanlar bundan korunabiliyor ne de alet edilenler.

Bu vasatta yanıltıcı haberin ulaştığı her yere doğru haberin de ulaşması, tahribatı onarması, çarpıtılan algıyı düzeltmesi ne mümkün!

(KARAR)

Etiketler:
Share
131 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...