logo

11 Mayıs 2019

Kur’an’dan modern bilim devşirme zihniyetine eleştiriler


Mustafa Öztürk
m.ozturk@gmail.com

KURAMER’in “Kur’an ve Pozitif Bilim” konulu sempozyumu 27 Nisan 2019 tarihinde yoğun bir katılımcı kitlesinin iştirakiyle gerçekleşti. Hem bu sempozyum vesilesiyle hem de birkaç gün önce Bloomberg Tv’de yayımlanan bir programın tanıtım fragmanında “dinin bilimle temellendirilmesi gerektiği” görüşünü savunan birisi olarak takdim edilmem sebebiyle Kur’an ve modern bilim üzerine bir yazı yazmanın yerinde olacağını düşündüm. Kur’an ve pozitif bilim arasında ne tür bir ilişki bulunduğu meselesi son dönem İslam dünyasında pek çok müslüman araştırmacının ilgisini çeken bir konudur. Bu konu çağdaş dönem tefsir geleneğinde de “bilimselci yorum” yönelimi olarak kendine önemli bir yer bulur. Kur’an ve tefsir araştırmalarında “İlmî Tefsir” diye isimlendirilen, ama aslında Maurice Bucaille’nin Türkçeye “Tevrat, İnciller, Kur’ân-ı Kerim ve Bilim” ismiyle çevrilen La Bible, le Coran et la science adlı eserindeki perspektife atfen “Tefsirde Bucailizm” diye nitelendirilmesi gereken bu yönelim, modern dönem İslam dünyasında daha ziyade popüler düzeyde rağbet gören ve yakın geçmişe kadar yaygınlaşma trendini koruyup belli ölçüde ekolleşen bir yorum anlayışına işaret eder.

***

Hemen hemen tamamı Batı dünyasına ait bilimsel buluşların en azından çekirdek bilgi olarak muhtelif ayetlerde mevcut olduğunu varsayan Kur’an ve yorum anlayışı ciddi şekilde kritik edilmeye muhtaç görünmektedir. Bu noktada ilk olarak Kur’an’ın betimleyici değil, anlam katıcı bir dil sistemine sahip olduğunu belirtmek gerekir. Kur’an’daki dil ve üsluptaki belirleyici unsur, muhatabın psikolojisi üzerinde etkili olma iradesidir. Bu sebeple, Kur’an âlemdeki herhangi bir varlığa veya olaya atıfta bulunduğunda, o konuyla ilgili bilimsel verileri sayıp dökmemekte, aksine ilk muhatap kitlenin kozmoloji tasavvuruna uygun şekilde Allah’ın sınırsız kudretine ve mükemmel yaratma sanatına iman talep etmektedir.

Bilim, özellikle modern bilim aslında bir sorun çözme girişimidir; verili bir dünya görüşü içinde problemleri çözmek için geliştirilmiş bir tekniktir. Bilimsel metodun değerden arınmış nesnel gözleme dayandığı iddiası ise düpedüz bir masaldan ibarettir. Bu mesele bir kenara, modern bilimi Kur’an’da arayıp bulmaya yönelik her girişim, kutsal metni bilime vasıta kılar ve bilimi hakikatin ne olup olmadığına karar verecek bir hakem seviyesine çıkarır. Daha açıkçası, Bucailizm Kur’an’ı bilim ile eşitleyerek pozitif bilimi ilâhî bir makama çıkartmakta ve vahyi bilimin doğrulamasına tabi kılmaktadır. Oysa Kur’an’ın modern bilimden gelecek hiçbir tezkiye ve ibraya ihtiyacı yoktur.

Ne Kur’an bilime ne de bilim Kur’an’a bulaştırılmalı, yani her ikisi de kendi amaç ve işlevlerine uygun biçimde farklı kompartımanlarda konuşlandırılmalıdır. Bu noktada Karl Popper’in “Bilim tarihi doğru olduğu kabul edilen teorilerin yanlışlanmasının tarihidir” sözünü de hatırlatarak özellikle doğa bilimlerinde kesinliğin söz konusu olmadığını, hatta en güvenilir bilgiyi sağlasa dahi kanıtlanamaz durumda olmasından dolayı modern bilimlerin ve içerdikleri verilerin mutlaklık değeri taşımadığını vurgulamak gerekir. Modern bilimin belki de en belirgin özelliği seküler olmasıdır. Bu nitelikteki bir bilimin maddi ihtiyaçları karşılamanın ötesinde derin bir anlam ve işleve sahip olmadığı kesindir. Bunun yanında, anlam ve değer yüklü evreni mekanik bir işleyiş düzeni içinde algılayan ve her zaman için değişime açık olan modern bilimin sunduğu verilerin varlık ve varoluşla ilgili büyük sorulara cevap vermeyi hedefleyen Kur’an ayetleriyle doğrudan ilişkilendirilmesi, o ayetleri bilimin tezkiyesine muhtaçmış gibi gösterir. Üstelik bu yaklaşım ayetlerdeki derin mana ve mesajların vülgerleşmesi gibi bir sonuç da verir. Öte yandan, “Kur’an bilimsel bir mucizedir” varsayımına dayanan bir yorum anlayışının modern insana dini pazarlama gibi bir amaca hizmet ettiği de söylenebilir. Bu pazarlama işine Kur’an’ı bilimsel bir paket içinde sunmanın modern insana daha cazip geleceği düşüncesiyle soyunanların çoğunlukla pozitif bilimler alanında uzmanlık sahibi olmadıkları, bilakis söz konusu alana ilişkin bilgi ve donanımları itibariyle mübtedi konumunda bulundukları özellikle not edilmelidir.

***

Bilimselci Kur’an okumalarında klasik tefsir mirasını bilinçli olarak göz ardı etme iradesi mevcuttur. Bunun temel sebebi ise hedef kitlenin taleplerini ve beklentilerini karşılamak için kaynak dildeki bir toplumsal-kültürel gerçeğin yerine hedef dilin mevcut tarihselliğine özgü bir toplumsal-kültürel gerçeği ikame etmek, kısaca örtük çeviri ve yorum yöntemiyle Kur’an’ı tam da bugünün dünyasına nazil olmuş gibi gösterme arzusudur. Bizce burada romantik ve ideolojik temelli bir arz-talep olgusundan söz edilebilir. Şöyle ki tefsirler ve meallerin hedef kitlesini oluşturan insanlar, yani büyük ölçüde dinî tecrübeyi duygu yoğunluklu yaşayan müslümanlar Kur’an’ın modern bilim hakkında konuştuğuna inanmaktan büyük mutluluk duymaktadırlar. Hatta birçok insanın din ve dinî değerlere yönelik duyarlılığı bu inanç sayesinde oluşmaktadır. Sonuçta müslüman toplum Kur’an’ın bilim hakkında da konuşmasını arzu etmekte ve bu romantik-ideolojik arzu, pozitivist yöntem çerçevesinde üretilen sözde ilmî tefsirlerle karşılanmakta; fakat bu arada pozitivist yöntem dinî yapıda ciddi hasarlar oluşturmaktadır. Çünkü Kur’an’daki beyanları gündelik bilimsel bilgi ile uyumlu hâle getirebilmek için çoğu kez ayetlerin anlamları ufalanmakta, kutsal metin adeta yeniden yazılmaktadır.

(KARAR)

Etiketler:
Share
158 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Haccın imkânları

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Bir hac daha sona erdi. Suudi Arabistan resmî makamlarının yaptığı açıklamaya göre, 2019 haccına iştirak edenlerin sayısı 2 milyon 489 bin 406. Hac vizesi dışında başka yollarla Mekke’ye giriş yapanların dâhil edilmediği bu rakamın yüzde 55,65’ini erkekler, yüzde 44,35’ini ise kadınlar oluşturdu. Bir milyon 855 bin 27 kişi yurtdışından gelirken, 634 bin 379 kişi de Suudi Arabistan sınırları içinden hacca katıldı. Hacıların yüzde 93’ü hava yoluyla, yüzde 5,2’si kara yoluyla, kalan kısmı da deniz yoluyla Hicaz’a ulaştı. Söz konusu rakamlar, Su...
  • Kuzey İslamının çıkış yolu: Doğal tarım

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Aslında bugün Hatay’da mezar taşlarını kırıp üzerine “Geleceğiz! Biz İslam devletiyiz” yazan tuhaflıkla ilgili de yazmak istiyordum ama sonra dedim ki kendi kendime: “Bu tuhaflığı ortadan kaldırmanın yegâne yolu olan Kuzey İslamı dediğimiz meseleyi övmeye başladığında da bu sefer Türklüğünü Müslümanlığı ile bir türlü eşitleyememiş, Türklüğünü Müslümanlığa bir türlü içkin hale getirememiş adamların el ovuşturmaları hoşuna gitmeyecek.” Fakat ne gam! Yine de diyeceğimi demiş olayım. Biz Türkler “kendimize mahsus bir din kültürü” oluşturmayı baş...
  • İtfaiye mi ateş mi…

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Churchill, “Niye eleştiriyorsunuz” diye sorana “İtfaiye ve ateş arasında bîtaraf kalamam” dermiş. Biz ise değil tarafsız kalmak ateşi tutuyoruz neredeyse! … Toplumun her kesiminde hatta çağın insanında yaygın olan bu ‘kendinden emin olma’, ‘her şeyin ölçüsü olarak kendisini görme’ hali ruhumuza sirayet etmiş durumda. Öyle ki, ortak bir paydada buluşamayan ülke insanımız bu ruh halinde buluşmuş sanki. Ortak kodlarımız nihayet ortaya çıkmış.Bayram sohbetlerinde farklı farklı kesimlerde tespit ettiğim tek ortak nokta da bu ‘kendinden eminlik...
  • Arap Birliği’nin bir Arap politikası var mı?

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Türkiye ve ABD arasında Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmasında mutabık kalınan barış koridorunun öncelikle Suriye halkı için güvenli bir alan oluşturması bekleniyor. Bu güvenli alan sayesinde Suriye halkını hem Esad’ın sivil-silahlı ayrımı yapmadan kendi halkına karşı uyguladığı katliamlara karşı bir koruma sağlayacak hem de terör gruplarının cirit atamayacağı ve yine Suriye halkını tehdit edemeyeceği bir bölge oluşturulmuş olacak. Mevcut durumda ABD desteğini alarak, ABD tarafından şımartılmış olan PYD bölgede hem Araplara yönelik etnik temi...