logo

21 Aralık 2019

Kuala Lumpur Zirvesi


Ahmet Varol
a.varol@gmail.com

Bugün İslam dünyasının zayıf durumda olduğu ve Müslümanların her yerde mağdur edildikleri inkâr edilmesi mümkün olmayan bir gerçektir. Bunun sebebi Müslümanların gerçekte zayıf olmaları değil güçlerini birleştirememiş ve dağınık halde olmalarıdır.

Bugün İslâm ümmetinin en önemli meselesi birlik ve bütünlük içinde olamamasıdır. Aslında bu ümmet güçlüdür. Ama bu güç potansiyel bir güçtür. Düşmanın saldırılarına ve sömürgeci politikalarına karşı aktif hale gelmesi birlik ve bütünlüğünü gerçekleştirmesine bağlıdır. Ümmetin bu duruma düşmesinin en önemli sebebi ise birlik ve bütünlüğünü temsil eden, Peygamber (s.a.s.) varisi kurumdan yoksun kalmış olmasıdır. Ümmetin yeniden toparlanmaya, bütünleşmeye ve bu bütünlüğü temsil edecek “baş”a ihtiyacı var.

Şimdiye kadar Müslümanların güçlerinin birleştirilmesi ve bir ortak tavır sergilenmesi için çeşitli girişimlerde bulunuldu. Önceki adı İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) şu anki adı ise İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olan uluslararası ittifak ve Prof. Necmettin Erbakan’ın başbakan olduğu dönemde onun öncülüğünde oluşturulan D-8 organizasyonu bu yöndeki çabaların ürünleridir. Fakat ne yazık ki bu iki teşkilatın hiçbiri İslam dünyasında gerçek anlamda bir işbirliği ve ittifak ortaya çıkaramamıştır. İİT bugün büyük ölçüde tabela örgütüne dönüşmüş durumdadır ve İslam dünyasında bir güç birliğinin oluşmasına öncülük edememektedir. Şu an İslam coğrafyasının potansiyel gücünü aktif bir güce dönüştürmek yerine küresel emperyalizmle işbirliği içindeki kukla rejimlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. D-8 de kuruluşundan sonra amacı doğrultusunda ilerleyememesi sebebiyle güdük kalmış ve zaman içinde fonksiyonunu tamamen kaybetmiştir.

Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, İslam dünyasında yeni bir işbirliğinin zeminini oluşturmak ve aralarında anlaşmaları, ittifak kurmaları daha kolay olan ülkelerin liderlerini bir araya getirerek bunların yeni bir adım atmalarını sağlamak amacıyla Kuala Lumpur Zirvesi’ni organize etti. Konferans 18 Aralık tarihinde başlayarak 20 Aralık’ta sona erdi.

Başlangıçta konferansın beşli zirve olması ve Malezya, Türkiye, Pakistan, Endonezya ve Katar’dan oluşan beş İslam ülkesinin liderlerinin buluşması kararlaştırılmıştı. Ancak daha sonra listeye İran da dahil edilerek bu ülkenin cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin de zirveye katılması sağlandı. Tabii İran’ın Suriye’deki zulme ortak olmasından dolayı homojen bir yapı oluşturması amaçlanan çekirdek ittifakta yer alması zihinlerde soru işaretlerinin de oluşmasına neden oldu.

Zirve tamamen resmi nitelikli değil aynı zamanda sivil organların, topraklarının bağımsızlığı için çalışan hareketlerin de takip etmesine ve katkıda bulunmasına imkân sağlayan bir çerçevede düzenlendi. O yüzden zirveye katılanlar arasında 18 farklı İslam ülkesinden gelen hareket ve fikir önderleri de yer aldı.

Zirvede yapılan görüşmelerde Müslümanların bugün sahip oldukları güç ve bu gücün daha etkin hale getirilmesi için yapılması gerekenler üzerinde duruldu. Müslümanların aslında zayıf ve güçsüz olmadıkları, asıl sorunlarının var olan güçlerini gereği gibi kullanamamalarından kaynaklandığı dile getirildi.

Arap dünyasındaki işbirlikçi rejimlerin kendilerinin dahil olmadıkları böyle bir girişime bakışları tamamen olumsuzdu. Hatta Pakistan’la olan ilişkilerini ve bu ülkeyle aralarındaki birtakım anlaşmaları Kuala Lumpur Zirvesi’yle oluşturulması planlanan yapıya destek vermekten vazgeçmeye onu zorlamak için istismar etmeye ve bu yönden ona baskı yapmaya çalıştılar.

Önemli olan bu zirvenin gerçek anlamda bir güç birliğinin ve gittikçe ittifak dairesi genişleyen yeni bir yapılanmanın başlangıç noktasını oluşturmasıdır. Bunun için küresel güçler tarafından güdülen değil İslam dünyasının önceliklerine önem veren bağımsız bir yapı ortaya çıkarabilmesidir. Öncelikli hedef de kim tarafından ve ne adına icra ediliyor olursa olsun zulmün İslam coğrafyasından tamamen silinip atılması olmalıdır.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...