logo

Kooperatifçilik alternatifi ile faizsiz birikim ve finansman


Hayrettin Karaman
h.karaman@gmail.com

Faizsiz finansmanın araçları içinde şirketleşme, katılım (tekafül) sigortacılığı, katılım bankaları, üçkağıtçılık dışı borsalar yanında bir de bizde garip kalmış kooperatifçilik vardır. Ömrünü bu konuya vermiş, kalınca bir kitaba da ima atmış olan Ticaret Başmüfettişi Yusuf Üstün Bey’in uzunca bir yazısını ikiye bölerek okuyucularıma ve ilgililere takdim ediyorum. Bundan sonraki söz Yusuf Bey’indir.

Ekonomide 2019-2021 hedeflerini barındıran orta vadeli bir Yeni Ekonomi Programı açıklandı. Programın “Enflasyon İle Mücadele”ye yönelik alt başlığı altında yapısal dönüşüm adımlarından birisi de, bugüne kadar bir ekonomik plan ya da programda yer verilmediği şekilde “kooperatifçilik odaklı bir enflasyonla mücadele” vurgusu barındırması oldu.

Kooperatifleri diğer şirketler, dernekler, üretici birlikleri ve sair tüm organizasyonlardan ayıran en önemli iktisadi özellik, kooperatiflerin içinde bulunduğu sektöre göre ya arzı ya da talebi toplulaştırarak maliyeti azaltmasıdır. Maliyetleri arz ve talep yönünden azaltacak olan bu mekanizmanın varlığına olan ihtiyaç, açıklanan Yeni Ekonomi Programı sunumunda; “Kooperatifçilik Odaklı, Bölge ve Ürün Bazında; Arz/Talep Planlaması, Sözleşmeli Tarımın Yaygınlaştırılması, Üretici ve Tüketici Arasında Değer Zincirinin Sağlanması, Kurumsal Altyapıların Tesis Edilmesi, , Gıda Ürünlerinde Ulusal Markalaşma, Üretici ve Kooperatiflerin Hal İçerisindeki Payının Artırılması, Maliyetlerin Düşürülmesi, Üretimde Rekabetin Artırılması, Toptan, Perakende, Lojistikte Gözetim – Denetim” şeklindeki hedeflerle ifade edilmiştir.

Özünde bir işletme modeli olarak kooperatifler, küçük üreticileri çatısı altında birleştirerek büyük tüketici kitleleriyle buluşturur. Bu durum, gereksiz aracıları ortadan kaldırıp pazarlama maliyetini düşürdüğü için enflasyon üzerinde son derece olumlu etkisi vardır. Basitçe anlattığımız bu ilişkinin kazananı çok sayıda ve gelir düzeyi düşük üretici kitlesi ile sağlıklı, ucuz ve güvenli gıdaya ulaşabilecek olan geniş tüketici kitlesidir.

Kooperatiflerin Sosyo-ekonomik sorun alanları üzerinde çözüm kabiliyeti üzerinde durmamız gerekiyor.

Toplum sağlığının korunması ve halkın sağlıklı beslenmesi, ancak gıdanın üretiminden, dağıtımına ve tüketimine kadar tüm süreçlerin planlanmasıyla mümkündür. Bu planlamanın merkezine ise bu işi adeta kendiliğinden yapan kooperatiflerin konulması çok önemlidir.

Aslında kooperatifçilik “zamanın ruhu”na da uygun olarak uzunca bir süredir ülke gündeminde yer tutmakta. Sadece enflasyonla mücadelenin bir aracı olarak değil; kurgusu gereği bünyesinde “karşılıklı yardımlaşma, dayanışma ve kefalet” mekanizmasını barındırdığından, finanstan tarımın yeniden yapılandırılması, toprak reformundan konut üretimine, ulaşımdan coğrafi kültürel varlıkların korunmasına, eğitimden sağlığa ve daha birçok sektöre “sadra şifanın ötesinde” bir çözüm potansiyeli barındırmaktadır.

Kooperatif yönetim sisteminin getirdiği/gerektirdiği ve aynı zamanda başka hiçbir şirket ve organizasyon modelinde bulunmayan “otokontrol” sayesinde, gıda egemenliği ve gıda güvenliği için kooperatifler karşımıza kaçınılmaz aktörler olarak çıkmaktadır.

Bu nedenle;

Yabancı sermayeli şirketlerce satın alınamayacağı için yerli ve milli üretimin tek yolu olması,

Bir nevi kendi üretimini kendisi tükettiği için yüksek kar elde etme hırsıyla aldatıcı işlemler yapılmaması,

Yüksek kar elde etmek yerine müşterek maliyetleri azaltarak tasarrufu öncelediği için gıda enflasyonuna olumlu katkı sağlaması,

Hiçbir surette kayıtdışı işlem ve istihdam yapılamaması vb. özelliklerinden dolayı, yerli ve milli bir ekonomik kalkınma sürecinde en hızlı sonuç alınabilecek alan ve konunun merkezinde kooperatifçilik gelmektedir.

Ayrıca kooperatifler, kurgusu gereği sosyal ve ekonomik fonksiyonları aynı anda bünyesinde barındırdığı için, sosyal bir yönü bulunmayan ve yalnızca ekonomik bir araç olabilecek ve ona göre çözüm üretebilecek olan diğer şirketler ile ekonomik bir yönü bulunmayan bir sosyal örgüt niteliğini haiz derneklerden pozitif ayrışarak hemen her alanda çözüm üretme kabiliyetini haizdirler. Bu nedenle, sosyal bir yönü olan herhangi bir sorun alanı (enflasyon, işsizlik, ulaşım, sağlık, gıda güvenliği vb.) gündeme geldiğinde, kooperatif yaklaşımıyla (adeta çok fonksiyonlu çakı seti gibi) bir çözüm üretmek mümkündür.

Bu nedenle, gıda, tarım, sağlık, ulaşım, finans gibi ekonominin ana sektörlerinde otokontrolü sağlayan işletme sistemi olarak kooperatifler üzerinden;

Tarımda Planlama, Münavebe, Tarımsal Destekleme, Profesyonelleşme, Ortak Maliyetlerin Azaltılması, Bilgi Paylaşımı, Ürün Güvenliği, Kayıtdışılığın önlenmesi, Üretim-Tüketim Zincirinin kısalması, İsrafın Önlenmesi,Tasarrufun Artırılması, Sermaye Birikimi, Yeni yatırım maliyetinin paylaşılması, Demokratik kültür gelişimi vb. çok önemli konuların ve sorun alanlarının üstesinden gelinebilir, ilerleme sağlanabilir.

Aynı şekilde, yakında sonuçları açıklanacak olan III. Tarım Orman Şûrası için belirlenen 21 çalışma grubu başlığından 18’inde kooperatif çözüm geliştirmek mümkündür.

(Gelecek yazıda “Kooperatifçiliğimizin durumu).

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
140 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Her şey kültür ve sanat için…

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Sirkeci Garı, 1890’dan beri İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı ve 129 yaşında. 1908’de Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak yapılan Haydarpaşa Garı ise 111 yaşında. İstanbul’un sembolü olan bu iki tarihi garda bulunan bazı binalar ve açık alanlar, önümüzdeki 15 yıl boyunca sadece kültür ve sanat etkinlikleri için kullanılmak üzere, 2017’de 10 bin sermayeyle, 29 yaşındaki bir girişimci tarafından kurulmuş bir şirkete kiralandı. Genç girişimci, hiçbir şekilde ticari amaçlar için kullanamayacağı bu tarihi mekanlardaki binalar ve...
  • Konu kapandı mı?

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin güneyinde başlattığı harekât, ABD’nin müdahalesi ile durduruldu. Bu elbette bir Amerika müdahalesidir! Ne için yapılmıştır peki? Orada konuşlandırdığı “Kürtler”den oluştuğu söylenen silahlı unsurlarını korumak için. Suriye bir vekalet savaşı sahası ve ABD bu sahada PKK/PYD unsurlarını kullanıyor. Bu müdahaleyi “Kürtler ölmesin” diye mi yaptılar peki? Asla ve kat’a. Onlar için Kürtler ölmüş, Araplar ölmüş, Türkler olmuş hiç mesele değil. Hepsi ölebilir, bir tek İsrail yaşa malıdır! ABD’nin Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu İsra...
  • Nuri Pakdil’in ardından

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Gençtim, habersizdim, Nuri Pakdil destanını Şaban Abak’tan işittim ilkin. Sene 1988. Nuri Pakdil çoktan çekip gitmişti o vakit. Nesi varsa (Kitaplar, kitaplar, kitaplar) dağıtıp bir otel odasında inzivaya çekilmişti. Cesaret isterdi ziyaretine gitmek; yeterince devrimci -bilhassa “antifiravunist”- bulmadıklarını azarlarmış ve devrimcilik konusunda Nuri Pakdil’den geçer not almak çok zormuş zira. Antiemperyalistlik, antikapitalistlik, antinasyonalistlik, “antifiravunistlik” standartlarını çok yüksek tutarmış. Fevkalade hassas...
  • ‘Esed’le ne yapacağız’ sorusuna geldik

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Endişeliydim, Barış Pınarı Harekatı sırasında başımıza bir çorap örüleceğinden. Trump bir türlü konuşuyordu ‘öteki Amerika’ bir türlü. Avrupa’da Macaristan hariç aleyhte beyanat vermeyen kalmamıştı. Münbiç’te rejim birdenbire yeni bir zemin kazanmıştı, üstelik YPG’yle temas halinde. Kobani de kapsam dışına çıkıyordu. Trump’ın tweetleri berbat mı berbattı. Mektubu tweetlerinden daha berbat. ABD Başkan yardımcısı Pence Ankara’ya gelmişti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tokalaşırken suratından düşen bin parçaydı. O saatlerde bor...