logo

19 Temmuz 2019

Keşke gene Erdoğan ve AK Parti yapsa…


Hakan Albayrak
h.albayrak@gmail.com

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi henüz teklif aşamasındayken yazdığım bir yazıda şöyle demiştim:

“AK Parti’nin teklif ettiği ‘Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ ile mevcut parlamenter sistem arasında bir tercihte bulunmak, bence, ‘daha otoriter’ olanı ‘daha demokratik’ olana veya ‘daha demokratik’ olanı ‘daha otoriter’ olana tercih etmek değildir. Birinin ötekinden daha demokratik veya daha otoriter olduğunu ileri sürmeyi anlamlı bulmuyorum. Hem mevcut sistem hem de mutasavver ‘Cumhurbaşkanlığı Sistemi’, otoriter eğilimli siyasetçilere geniş imkânlar sunuyor. Aynı şey, demokratik eğilimli idareciler için de geçerli. Sistem, idarecilerin meşrebine göre işler… Hülasa; ben sistemin şeklinden ziyade hangi anlayışa göre ve nasıl çalıştırıldığı / çalıştırılacağı konusuyla ilgileniyorum.”

Böyle düşünüyordum; ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin -ileride tashihten geçirilmesi kaydıyla- kabulü halinde, yanlış kurulan cumhuriyetin düzeltilmesinin kolaylaşabileceğini ve hızlanabileceğini de düşünüyordum.

***

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, en çok eleştirilen taraflarıyla bile, hatta bilhassa o taraflarından bazıları sayesinde, cumhuriyetin sırtında yük olan dogmaların atılmasına ve hakiki bir demokratik hukuk devletinin inşasına hizmet edebilirdi.

Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistemin kendisine sunduğu olağanüstü imkânları o yolda kullanarak, insan hak ve hürriyetlerine dayalı sahici bir demokratik cumhuriyetin kurucu başkanı olabilirdi.

15 Temmuz 2016 sonrası şartlar -milli irade üzerindeki asker gölgesinin kalkması ve yargısal/bürokratik sabotaj zemininin kaybolması- buna fevkalade müsait bir ortam sunuyordu ve halen de sunuyor.

Erdoğan, söz konusu imkânları ve ortamı şimdiye kadar daha ziyade başka bir yolda, yanlış kurulan cumhuriyetin bazı yanlışlarını ‘ihya’ yolunda kullanmayı tercih etti.

Bu yol, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin açtığı bir yol değil (Erdoğan bu yola parlamenter sistem zamanında girmişti); ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bazı ‘teknik’ ve ‘psikolojik’ özelliklerinin bu yolda yürümeyi kolaylaştırdığı elbette söylenebilir.

Bununla beraber, aynı sistemin tam tersi bir yolda yürümeyi kolaylaştırdığını da bir kere daha önemle belirtmek isterim.

Erdoğan’ın buna niye tevessül etmediğini bir türlü anlayamadığımı da…

***

17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe teşebbüslerinin oluşturduğu olağanüstü şartlar, olağanüstü tedbirleri kaçınılmaz kıldı.

Bu olağanüstü tedbirler, genel geçer demokratik hukuk devleti kurallarına ister istemez aykırı kaçtıysa da, paradoksal bir şekilde o kuralların kâmilen uygulanmasına el veren bir zemin oluşturdu veya böyle bir zeminin oluşmasına yardım etti.

Şimdi soru şu: Bu zeminin hakkı verilecek mi verilmeyecek mi?

Verilecekse ne zaman ve kimler tarafından verilecek?

Erdoğan bu zeminin hakkını vermese bile Erdoğan’dan sonra gelecek olanlar verebilirler; ama niye bekleyelim ki?

Yapılmakta olan yanlışlar ve bunların nasıl düzeltilebileceği belli; bunlar düzeltildiğinde Türkiye’nin ve dahî Erdoğan / AK Parti iktidarının rahatlayacağı da belli; eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun geçen Nisan ayında yayımladığı manifestonun gereği yapılsın, yeter.

Bunu ‘Davutoğluculuk’ olsun diye söylemiyorum; Davutoğlu’suz da yapılabilecek -veya yapıldığında Davutoğlu’na gerek kalmayacak- şeyler bunlar.

Nitekim Davutoğlu da dün bir youtube kanalında üç meslektaşımıza verdiği beyanatta ‘Bunlar yapılırsa ben bir kenara çekilip kitaplarımı yazabilirim’ dedi.

AK Parti zaten bunlar için kurulmamış mıydı?

Erdoğan zaten bunlar için ön ayak olmamış mıydı AK Parti’nin kurulmasına?

İlk iktidar yıllarında bin bir güçlüğe ve kısıtlı imkânlara rağmen -hem de ağır bedeller ödemeyi göze alarak- bunlar için canla başla çalışmamış mıydı Erdoğan ve AK Parti?

Şimdi, bunları gerçekleştirmek için gereken imkânları ziyadesiyle elde etmişken, niye duruyorlar ki?

***

O ‘devrimci’ ruh, Erdoğan’da potansiyel olarak hâlâ var olsa gerek.

Hiç değilse zihnen Keçiören’deki o mütevazı daireye dönüp her şeyi yeniden düşünmesini ve kendini eski Erdoğan olarak yeniden üretmesini diliyorum cumhurbaşkanımızın.

(KARAR)

Etiketler:
Share
142 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Haccın imkânları

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Bir hac daha sona erdi. Suudi Arabistan resmî makamlarının yaptığı açıklamaya göre, 2019 haccına iştirak edenlerin sayısı 2 milyon 489 bin 406. Hac vizesi dışında başka yollarla Mekke’ye giriş yapanların dâhil edilmediği bu rakamın yüzde 55,65’ini erkekler, yüzde 44,35’ini ise kadınlar oluşturdu. Bir milyon 855 bin 27 kişi yurtdışından gelirken, 634 bin 379 kişi de Suudi Arabistan sınırları içinden hacca katıldı. Hacıların yüzde 93’ü hava yoluyla, yüzde 5,2’si kara yoluyla, kalan kısmı da deniz yoluyla Hicaz’a ulaştı. Söz konusu rakamlar, Su...
  • Kuzey İslamının çıkış yolu: Doğal tarım

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Aslında bugün Hatay’da mezar taşlarını kırıp üzerine “Geleceğiz! Biz İslam devletiyiz” yazan tuhaflıkla ilgili de yazmak istiyordum ama sonra dedim ki kendi kendime: “Bu tuhaflığı ortadan kaldırmanın yegâne yolu olan Kuzey İslamı dediğimiz meseleyi övmeye başladığında da bu sefer Türklüğünü Müslümanlığı ile bir türlü eşitleyememiş, Türklüğünü Müslümanlığa bir türlü içkin hale getirememiş adamların el ovuşturmaları hoşuna gitmeyecek.” Fakat ne gam! Yine de diyeceğimi demiş olayım. Biz Türkler “kendimize mahsus bir din kültürü” oluşturmayı baş...
  • İtfaiye mi ateş mi…

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Churchill, “Niye eleştiriyorsunuz” diye sorana “İtfaiye ve ateş arasında bîtaraf kalamam” dermiş. Biz ise değil tarafsız kalmak ateşi tutuyoruz neredeyse! … Toplumun her kesiminde hatta çağın insanında yaygın olan bu ‘kendinden emin olma’, ‘her şeyin ölçüsü olarak kendisini görme’ hali ruhumuza sirayet etmiş durumda. Öyle ki, ortak bir paydada buluşamayan ülke insanımız bu ruh halinde buluşmuş sanki. Ortak kodlarımız nihayet ortaya çıkmış.Bayram sohbetlerinde farklı farklı kesimlerde tespit ettiğim tek ortak nokta da bu ‘kendinden eminlik...
  • Arap Birliği’nin bir Arap politikası var mı?

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Türkiye ve ABD arasında Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmasında mutabık kalınan barış koridorunun öncelikle Suriye halkı için güvenli bir alan oluşturması bekleniyor. Bu güvenli alan sayesinde Suriye halkını hem Esad’ın sivil-silahlı ayrımı yapmadan kendi halkına karşı uyguladığı katliamlara karşı bir koruma sağlayacak hem de terör gruplarının cirit atamayacağı ve yine Suriye halkını tehdit edemeyeceği bir bölge oluşturulmuş olacak. Mevcut durumda ABD desteğini alarak, ABD tarafından şımartılmış olan PYD bölgede hem Araplara yönelik etnik temi...