logo

18 Şubat 2019

Kaşıkçı’nın ölümüyle, bölgeyi kana bulayacak Körfez çetesine Varşova Zirvesi’nde nasıl darbe vuruldu?


admin
yeryuzubasin@gmail.com

Geçtiğimiz hafta sonunda Ortadoğu’daki aktör ülkeler İran ve Suriye’nin geleceğini hatta dünya barışını ilgilendiren Soçi ve Varşova zirveleri farklı amaçlar ve gündemler ile gerçekleştirildi. Varşova Zirvesi İran karşıtlığı üzerinden ABD ve İsrail tarafından oluşturulan Körfez ülkeleri ve Mısır Bloğu’na işaret ediyor. Bu şer ve KAOS ittifakının amaçları, Varşova zirvesinde Netanyahu’nun bir psikolojik harp taktiği olarak sızdırdığı videoda açıkça görülüyor.

Video, İsrail’in gücünü göstermeye yönelik bir açık bir meydan okuma ve 22 ülkeden oluşan Arap Birliği’ni kendi saflarına katma faaliyetleri ve stratejilerini ortaya koyması açısından önemli sanırım. Zira Arap Birliği’nin 3 önemli ülkesi Bahreyn, BAE ve Suudi Arabistan’ın üst düzey yetkililerinin, İsrail ile işbirliği ötesinde siyonist ve evanjelist ideolojiyi ve İsrail’in işgallerini Ortadoğu’da tehdit olarak görmemelerine karşın, ‘İran yayılmacılığını en büyük tehdit’ olarak gördüklerine yönelik açıklamaları bu videoda yer alıyor. Bu durum Arap Birliği’nin lideri olarak görülen Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri için Kudüs ve Filistin davasına ihanetin ötesinde siyonist ve evanjelist eksenin amaçladıkları Armegeddon savaşına ve dünya barışını bozacak KAOS ve istikrarsızlığa açık bir hizmet anlamını taşıyor.

Trump,İsrail Başbakanı Netanyahu ve evanjelist eksen için Veliaht Prens M.bin Selman çok önemliydi. Zira bu şer ekseninin hazırladığı Yeni ‘Filistin Devleti’ planını Arap Birliği’nin diğer 19 ülkesine kabul ettirme görevi Veliaht Prens M.bin Selman’a verilmişti. Nisan ayı içinde İsrail seçime gidecek. Seçim sonrasında Netenyahu ile Trump’un damad Kushner ve Ortadoğu barışından sorumlu danışmanı Jason Greenbaltt tarafından hazırlanan, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirebilecek Yüzyılın Planı” diye nitelenen “barış planını’’ bu tarihe kadar Veliaht Prens Arap Birliği ülkelerine kabul ettirecek. Trump ve İsrail tarafından bu kez Filistin’e bu planı kabul ettirme ve dayatma süreci başlatılacaktı. Ancak Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Doğu Kudüs’ü başkent yapmaya yönelik Filistin devleti planına karşı kendisine yapılan siyonist İsrail’in çıkarlarını koruyan Yeni Filistin devleti projesini kabul etmemesi veya boykot etmesi güçlü bir ihtimal olarak görülüyordu. Bu nedenle ABD’nin, Abbas’ın yerine geçebilecek farklı adaylar üzerinde çalıştığı ve şimdiye kadar Muhammed Dahlan dâhil 5 aday üzerinde yoğunlaştığı İsrailli Jerusalem Post gazetesinde iddia ediliyordu.

Trump’un ABD Kongresi ve medyasının tüm zorlamalarına karşı koyarak Kaşıkçı vahşetinin 1 numaralı sanığı veliaht prensi koruması uluslararası bir soruşturmayı engellemesinin iki ana nedeni var. M.bin Selman’ın gerek Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma gerekse Yeni Filistin Devleti Projesi’ni Arap Birliği’ne kabul ettirme görevlerinin bizzat veliaht prense Trump ve Netanyahu tarafından verilmiş olması arka planı açıklıyor herhalde. Bu durum, Selman’ın siyonist bir proje olduğunu ve neden korunduğunu açıklıyor sanırım. Kaşıkçı’nın Veliaht Prens M.bin Selman’ın emriyle öldürüldüğünün BM ve Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kabul edilmesi üstelik Kaşıkçı cinayetinin Türkiye tarafından en ince detaylarına kadar ortaya çıkarılması AB ülkeleri ve Türkiye’nin İran karşıtı ittifak içinde yer almasını imkansız kılıyor. Öyle ki AB’nin günler önce Suudi Arabistan’ı terör finansmanı suçlamasıyla kara listesine eklemesi Suudi Arabistan’a ve Trump’a karşı Kaşıkçı cinayetini örtbas etmelerine yönelik açık bir tepkinin işaretlerini taşıyor. Kaşıkçı ölümü ile bile Körfez’deki ABD İsrail ve evanjelist eksenin bölgeyi kana bulayacak KAOS planlarına açık bir darbe vurdu. Muhammed bin Selman’ın Yeni Filistin Devleti konusunda Arap Birliği’ni ikna etmesi, ABD ve İsrail’in Filistin’i “Yüzyılın Antlaşmasına” zorlama şansı bu saatten sonra oldukça düşük gözüküyor. Varşova zirvesi Ortadoğu’nun geleceğini tartışmak için toplanmışsa da bu zirveyi kurgulayan hegemonik güç ABD’nin ittifak içinde oldukları İsrail ve Körfez çetesinin Ortadoğu’da bilhassa Suriye’de barış istemedikleri, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğine karşı oldukları İran karşıtlığı blok’una dahil olmayan AB ülkeleri ve en önemlisi Türkiye’yi bu çerçevede hedefe almaları 2’nci Sykes-Picot’a işaret ediyor (Soçi Zirvesi ile devam edeceğiz).

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
280 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sofrayı melekler mi beklermiş?

    17 Kasım 2019 YAZARLAR

    Gülliver Cüceler Ülkesinde. Ne zaman okuduğumu bile hatırlamıyorum. İlkokul yılları olmalı. Gülliver’in bir saati var. Liliputlular, o saatin, Gülliver’in tanrısı olduğunu düşünüyorlar. Neden öyle düşünüyorlar? Çünkü Gülliver Liliputlulara, “Ona bakmadan hiçbir işe başlamam” gibi bir laf etmiş. Benim aklımda öyle kaldı. Şimdi kitabı bulup cümlenin aslı nasıldı diye kontrol etmem imkansız. Gülliver’i 1968 yılında okuduysam, akıllı telefonlar da internetle birleşerek 2000’lerin başında piyasa girdiyse, demek ki akıllı telef...
  • Mehmet Genç anlaşılmazsa…

    17 Kasım 2019 YAZARLAR

    Mehmet Genç’i tanıtmaya gerek var mı? Hele sayın Cumhurbaşkanı’na tanıtmaya gerek var mı? 2015 yılında bir hafta arayla iki kere onun elinden ödül almış bir isim Mehmet Genç. 2015 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında, sosyal bilimler ve tarih alanında, ve Uluslararası Akademi Ödülü kapsamında, Sosyal ve Beşeri Bilimler kategorisinde, ödülünü bizzat sayın Cumhurbaşkanının elinden almış bir isim. O törende ödül alan bilim adamları için Cumhurbaşkanı’nın kurduğu cümle şöyle: “Kökleri bu toprakların derinlerine uzan...
  • Üniversite’yi hacizle boğmak!

    17 Kasım 2019 YAZARLAR

    İstanbul Şehir Üniversite’nden bahsediyorum tabii. Hepimiz ülkemizde yaşanan garabetleri, keyfi tasarrufları her gün görüyoruz. İktisat tarihçiliğimizin büyük isimlerinden Mehmet Genç hocamızın feryadını okuduğumda büsbütün içim yandı. Hocaların hocası Mehmet Genç, bizim üniversitelerimizde genelden Batı’dan bilgi aktarıldığını, “yeni bilgiler üretme”nin nadir olduğunu belirterek şöyle diyor: “Şehir Üniversitesi yeni bilgiler meydana getirmek üzere 10 senedir bu yöndeki sebatı ısrarla sürdüren bir üniversitedir. Bilgilerimize yenilerini katm...
  • İmanın tabiatı ve imancılık

    16 Kasım 2019 YAZARLAR

    İman dinî-ahlâkî tecrübenin medarıdır. Bu yüzden, imanın tabiatı adamakıllı biçimde irdelenmesi gereken bir konudur. İslam kelam geleneğinde iman “tasdik” kavramına bağlanarak tanımlanır. Fakat tasdik denen şey, imandan ziyade, aklın ve akıl yürütmenin çok işlevsel olduğu ve belirleyici denebilecek bir rol oynadığı önermesel inançla alakalıdır. Kaldı ki iman kelimesinin tasdik manasına geldiği yönündeki hâkim görüş, İbn Teymiyye’nin de uzun uzadıya anlattığı üzere sağlam bir lisani temele dayanmamaktadır. Gerçekte iman, Arap dilindeki kelime kö...