logo

19 Mayıs 2019

Kaftancıoğlu’ndan İmamoğlu’na!


Abdurrahman Dilipak
a.dilipak@gmail.com

Canan Kaftancıoğlu Allah’a inanmıyor ama iftara katılıp. dua edebiliyor. Trump da Müslümanların ilk kıblesi için işgal planları yaptığı şu günlerde bir “Beyazsaray geleneği” olarak Müslüman temsilcilere iftar verdi. Muhtemelen “Sudeysigillerden” ya da bir başkasını da davet ettirip, Kur’an-ı Kerim’den ayetler de okutturulmuştur. “Sofra duası”nda Trump ne yaptı bilmiyorum. Belki de o istavroz çıkarmıştır. Siyaset artık böyle yapılıyor.

Vatikan’da da Kur’an-ı Kerim’den ayetler okutuluyor bazı törenlerde. Bu “moda”ya uyulacak olursa herhalde Beştepe’de de Tevrat ya da İncil’den bölümler okutulması gerek. İngiltere’nin İstanbul başkonsolosluğu bu sene iftar verdi. Geçen senelerde de veriliyor mu idi bilmiyorum.

“Din” dediğin ne ki, işte böyle bir şey!?. Okur, geçer gidersin!? FETÖ’ye fırsat verseydiniz, o Tevrat’la başlayıp, Zebur’la devam eder, İncil’den sonra Kur’an okuturdu. İçeceklerin kokteylini yapıyoruz ya, bu da dini bir kokteyl. Zemzem’e biraz vaftiz suyu, biraz ayazma suyu katarsınız, bir imam, bir haham, bir papaz okur üflerler afiyetle içersiniz. (Tevbe estağfurullah)

“Din”ler arası diyalog ve işbirliği tamam da, dinsizlikle dinin telif edilmesini toplum kolay kolay hazmedemez. CHP bu anlamda FETÖ’nün de ötesine geçti. Ama bu konuda HDP CHP’den geride kalmaz. Hem PYD üzerinden Selahaddin’in çocukları’nı haçlı ordusuna asker yapacaksın. Hem de başörtülü ya da dindar bilinen isimleri aynı çatı altında toplayacaksın, aralarına bir de LBGT’li oturtacaksın.

Bu arada biz de tümden masum değiliz. Aslında ateist CHP’lilerin iftar sofrasında ne işi varsa, sormak gerek, yamyamlar sofrasında AKP’lilerin ne işi var. AK Partililer içlerindeki bu AKP’lileri niye atamıyor. Bakın bunların hali daha kötü. İnanmadığı halde inanıyormuş taklidi yapanlarla, inandık dedikleri halde inanıyormuş gibi ortalıkta dolaşmalarına rağmen, gerçekte iman konusunda bırakın ameli, bilgi seviyesinde bile “akaid”in ne demek olduğunu bile bilmeyenlerin bizim aramızda ne işi var. Bunların “Akaid”in ne demek olduğunu bilen, hatta güzel Kur’an da okuyan İmamoğlu ile farkı ne.. O partide ya da bu partide olmalarının bizim açımızdan bir değeri, anlamı olabilir mi?

Bakın, içimizdeki birileri, “Sudeysi” örneğinde olduğu gibi, Kâbe imamı ya da Ezher şeyhi unvanı taşıdığı halde gidip Siyonizm’e uşak olabiliyor. Bakın, Karun,Hz. Musa ve Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilenlerden idi, ama Kur’an ona lanet eder. Bakın, Hz. Lut’u ailesinden kimse iman etmedi. Hz. Lut, Hz. İbrahim’in yeğeni idi. Bakın Hz. Yakub’un 13 oğlundan 11’i kardeşleri Yusuf’u kuyuya attılar. Hz. Yakub Al-i İbrahim’dendir. Kimse atası, ailesi ve şeceresi ile övünmesin. Onlar da bunlar olurken, “bizde yanlış olmaz” demesin. Hakikat’le örtüşmeyen siyaset helak sebebidir. Allah hiç birimizi hakikat yolundan ayırmasın. NFK hakikate uymayan ölçü’yü o “hayat” da olsa tepeceğini söyler. Bu duruş önemli. Allah’ın rızasına uygun olmayan hiçbir şeyde hayat da yoktur, saadet de. Böyle bir şey Allah’ın yaradış gayesi dışında bir hayat arayışıdır.

Biri iftar sofrasındaki ateist, ötekisi kurtlar sofrasındaki dindar! Bana göre bunlar “Vay o namaz kılanların haline ki” taifesindendirler. İçimizdekiler, dışımızdakinden daha tehlikelidir. Münafık kafirden eşeddir. Bunlar o kişilerdir ki, “Biz de iman ettik derler” ama “onlar gerçekte iman etmiş değillerdir”. “Biz ıslah edicileriz” derler, “iyi bilin ki onlar bozguncuların tâ kendileridirler”. Namaz kılar, oruç tutar, hacca gider gibi görünmeleri imanlarından değildir. Onlar aslında “Vay o namaz kılanların haline ki” denen gruptandırlar. Aslında boşa zaman geçirmektedirler. Müslümanların yüzkarasıdır bunlar. “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım” diye şerlerinden Allah’a sığındıklarımızdır. Bunlara yardım etmeyin. Sonra ateş size de dokunur. Keşke içimizdeki bir kısım gafiller, eğer hâlâ kalpleri mühürlenmemiş, küllenmiş bir imana sahipseler, Şeytanın elinden evlad-ı ıyalini kurtarıp, Şeytan’ın mirasçısı yoldaşların yakalarını kurtarsalar. Bakın, bunlar dün içimizde vardılar. Bugün de varlar. Yarın da olacaklar. Şeytan’ın olduğu her yerde bunlar, Şeytanın işbirlikçileri de vardır.

Birileri “Tanrıyı kıyamete zorlama” derdinde iken, sakın ola siz de “Allah’ı iktidara zorlama” gafletine düşmeyin. Allah hükmünü icra edecektir. Bu konuda kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur ve kimse de O’nu engelleyemez. O, bizi, nimet, imkan ve fırsatları “kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek” imtihan edecektir. Peygamberleri için de bu durum böyle. Örnek isterseniz, bakınız Hz. Yusuf, bakınız Hz. Eyyub. Bize hayır gibi gelenlerde şer, şer gibi gelenlerde hayır murat etmiş olabilir.

Hep yazıyorum, başarı sadece sizin çalışmanızla ilgili değil. İktidarı aynı zamanda toplumun liyakatı da belirler. “Babanız peygamber olsa gelse” (Haşa) yok böyle bir şer, bir şey değişmez Allah dilemedikçe. Peygamberlerin kurtarıcı gücü yok. Peygamberler kurtuluşa çağırırlar.

Bana sorarsanız toplumun liyakatı, hep eleştire geldiğimiz siyasilerin, işadamlarının, mediasının liyakatından daha üstün değil. O zaman ne bekliyorsunuz.

Ha! Daha iyisini istiyorsanız: 1-Kendinizi değiştirin, 2- Topluma dönün ve kendinizi değiştirin, diyin. Yoksa “bana güven gerisini merak etme sen” diyemezsiniz. Yok böyle bir şey. Siz kim oluyorsunuz. Dün olanlar dünün farklı bir imtihanı idi. Bugün bugünün imtihanına bağlı şartlar. Allah (cc) azaltır ve artırır. Onun hükmünde ortağı yoktur. Bize düşen “hayırlısını” istemektir. “Bize hayır gibi gelen de şer, şer gibi gelende hayır olabileceğinin” farkında olmak ve buna iman etmektir.

Yahu, seçim-meçim, imtihan oluyoruz, imtihaaaaan. Sesimi duyurabiliyor muyum!

Esbaba tevessül babında ne yapacaksınız şimdi. Seçmen listesi değişmeyecek. Geçen seçimde giden gitti. Üniversite gençliği büyük ölçüde sandığa gitmedi. Gidenin çoğu da CHP’ye gitti. Onlar gelse mi iyi, gelmese mi? Ya da getirebilecek misiniz. Tatile, yaylaya, tarlaya, turizm bölgelerinde çalışmaya, staja gidenleri ne yapacaksınız?. Başkanlık seçimindeki oy ile Belediye Meclisi seçimindeki oy dağılımı aynı değil. Bu troller, en ufak eleştiride bulunanlara hakaret ediyor, tehdit ediyor. Bunlarla bu küskünleri kazanacağızdan emin misiniz! Halktan oy isterken değişim beklentisi içindeki tabana hangi konuda değişim vaad ediyorsunuz ve bunu hemen şimdi ortaya koyabilecek misiniz! Güzel sloganları, söylemleri bir kenara bırakalım, ona itibar edenler zaten geldiler, şimdi halkın kafasındaki suali mukadderlere cevabınız var mı! Ya binde bir ihtimal, seçimi yine kaybederseniz yol haritanız ne. İnşallah CHP’lileri cezalandırayım derken seçmeni cezalandırmaya kalkmazsınız! O kötü bir son olur.

Tamam, herkes üzerine düşeni yapmalı! Ama en kötüsüne de hazır olmalıyız! Kesinleşmiş sonuç, Allah’ın hükmüdür. Ve bil gaderi hayrihi ve şerrihi minellahu teala. Ve biz o zaman bugün yapmamız gerekirken yapmadığımız o nefs muhasebesini yapmalı, cevabını bulmadan geç kaldığımız şeyi yapmalı “inni küntü minezzalimiyn” demeli ve “biz nerede yanlış yaptık” sorusunu sormalıyız. “Mü’min feraseti” bunu gerektirir. “İçimizdeki beyinsizlere” dikkat! Biz de hades’ten ve necaset’ten arınmak için abdestimizi tazelemeliyiz, ailemize, vakıf, dernek, şirket ve partimize abdest aldırmalıyız. Allah’ın yardımının bize ulaşmasını engelleyen perdeleri aradan kaldırmalıyız. Zira Allah, cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez. Selâm ve dua ile.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
321 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adalet tek boyutlu değildir

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adalet deyince bizde kısaca her hak sahibine hakkını eksiksiz verme anlaşılır demiştik. Bizdeki kullanılışı hem adaleti hem de kıst’ı anlatır. Çünkü adalet, hukuku herkese eşit uygulama, kıst ise herkese hakkı olanı vermedir. Paylar her zaman eşit olmayabilir. Bu sebeple mesela miras eşit taksim edilmez ama ‘kıst’ anlamında adildir. Adalet üzerine konuşanlar onun farklı açılardan çeşitlerinden söz ederler: Yönetimde adalet, yargıda adalet, siyasi adalet, misliyle mukabelede adalet, sosyal adalet ve ailede adalet gibi. Bunların her birinin açıl...
  • “Adam evli çoluklu çocuklu”

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Tefrika roman: Bölüm 10 Olayları hatırlıyorsunuz. Balık beyinli değilsiniz ya! Babaannemin salonunda babaannemin ninesine ait olmadığın bildiğim, ama onun öyle olduğunu iddia ettiği devasa çerçeveleri duvara raptediyoruz. Biz dediğime bakmayın hayatımda ilk defa gördüğüm kot gömlekli genç bir adam elinde matkap bekliyor. (Hatırlamıyorsanız geçen Cuma’ya şöyle bir göz atmanızı tavsiye edeceğim.) Girişteki duvar ile devasa çerçeve birbiriyle buluşturulunca kot gömlekliyi matkabıyla birlikte girişte bıraktık . Biz babaannemle salona geçtik. ...
  • Katılım bankalarında büyük değişim

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Dün sözünü ettiğim Tebliğ’de benim bildiğim ilk defa resmi olarak bu bankaların “faizsiz bankalar” olduğu şöyle kaydedilmiştir: Faizsiz bankacılık danışma komitesi MADDE 4 – (1) Bankalar, faaliyetlerinin faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla bünyesinde bir danışma komitesi tesis etmekle yükümlüdür. Danışma komitesi yönetim kuruluna bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu madde yıllardır devam eden bir özlemi sona erdirmiştir. Evet bu bankaların bütün işleri “faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına” uygun ...
  • Oktar davası nereye gidiyor?

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adnan Oktar hakkında açılan davanın duruşmaları başladı.. İfadeler alınmaya devam ediliyor. Örgüt içinde yer alıp, daha sonra itirafçı olanların beyanlarına henüz başlanmadı.. Oktar, örgütün ikinci adamı Tarkan Yavaş ifadelerini verdiler. Örgütün içindeki üçüncü, dördüncü isimlerin ifadeleri ile duruşmalar devam ediyor.. Ama bakıyorum, toplumu en fazla rahatsız eden konular hakkında ne ciddi bir soru var.. Ne de sanıklardan bir açıklama.. Gizli saklı şu suçu işlemişler.. Gizli saklı bu suçu işlemişler.. Bunlar iddia e...