logo

İzmir’e bak, İstanbul-Ankara’da olacakları tahmin et!


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

İzmir, yıllardır zaten CHP’nin elinde idi..

Belediye başkanlığına CHP “odun”u aday gösterse, seçileceği bir il..

Onun içindir ki, 31 Mart 2019 seçimlerinde AK Parti’nin İzmir adayı Nihat Zeybekci, “Ben İzmir şarabını uluslararası marka yapmak istiyorum” sözleri ile İzmirlilere şirinlik yaptıysa da..

Kimse yüzüne bakmadı..

Yine CHP’nin aday gösterdiği bir isim, belediye başkanlığına seçildi..

Ancak 31 Mart’ta iki büyük ilimizde daha netice, CHP adayları lehine çıktı..

CHP’nin nasıl bir parti olduğunu uzun yıllar önceki deneyimlerinden hayal meyal hatırlayan İstanbul ve Ankaralılar, tercihlerini İzmir’de “odun”u gösterse seçtirecek partiden yana kullandılar..

Bu tercihin baskın çıkmasında, bizim dindar seçmenin bir kısmının kafasının karıştırılmasının da büyük katkısı oldu..

Şimdi geldiğimiz noktada..

İzmir’de gerçek yüzlerini çok daha kolay gösterebilecekleri için..

İzmir’e bakıp, İstanbul ve Ankara’da neler olabileceğini kestirebiliriz..

Neler oluyor İzmir’de?

Önceki gün itibariyle “üç istifa” haberi ile öğrendik..

Ülke yönetiminde tek başına iktidara gelmesine rağmen, AK Parti’ye “Demokrasilerde tek başına yönetim olmaz. Muhalefetin de sesini dinlemelisiniz. % 51 oy aldınız diye, her istediğinizi yapamazsınız” akılları veren CHP’liler, bu eleştirilerinin tam aksini, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonunu’nun ismini değiştirme”de hoyratça uyguladılar..

AK Partili meclis üyelerinin itirazlarını, “Zırtooo. Biz kimseyi dinlemeyiz. Biz çoğunluğuz. Bizi seçenleri bile dinlemeyiz” rahatlığı ile dinlememişler bile..

Dinlememişler ve “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu”nun ismini ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu” olarak değiştirmişler..

Ardından da bir logo çalışması yapıp..

Tahmin ettiğiniz gibi, görür görmez homoseksüelleri, gayleri, lezbiyenleri hatırlayacağınız renkleri, komisyonun logosuna koyuvermişler..

AK Partili üç bayan üye, gerekçelerini şöyle sıralamışlar:

“Toplumsal hassasiyetlerin, Türk milletinin manevi değer ve ahlak anlayışının hiçe sayıldığı bir uygulamanın, bir ayıbın parçası olamayız. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, tüm Türkiye’de ‘Kadın Erkek Eşitliği’ adı altında hayata geçirilen komisyonun adını, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’ olarak değiştirdi, şerh koyduk. Bu da yetmedi, baktık ki yine bizlere sormadan hazırlattığı logo, toplumsal hassasiyetlerde karşılığı olmayan, aile birliğini zedeleyici grupların kurumsal logoları ile aynı. Buna da itiraz ettik ve değişiklik istedik, ancak tüm çabalarımız havada kaldı. Soyer, bildiğini okudu ve İzmir’in dört bir yanını bu ayıpla donattı.”

Rezaleti gördük mü?

Gördük..

Haydi bunlar, AK Partililerin itirazları.

CHP’liler acaba ne demişler, diye merak ediyorsanız.

Onu da aktarayım.

Olayın faili Tunç beyefendi, meclis üyeleri ile muhatap bile olmuyor..

Hani birileri sürekli dillendiriyordu ya: “Bizim AK Partililerin de burnu büyüdü. Halk bir talepte bulunduğunda, karşısında muhatap yok. Bu kibir ne, bu enaniyet ne?” diyerek, artık Ak Parti’ye değil, CHP’ye kayacaklarını söyleyenler vardı ya..

İşte görüyoruz, halkın adamı diye tanıtılan Tunç Soyer, her haltı kendisi yediği halde, % 37 oy almış AK Partili meclis üyelerinin itirazlarına cevabı, Komisyon Başkanı CHP’li Av. Nilay Kökkılınç’a verdirtiyor:

“Renklerden korkmamak lazım. Türk aile yapısı ve manevi değerler eleştirileri haksızlık. Komisyonda boşalan yerler doldurulur, biz görevimizin başındayız.”

Ne kadar rahat, ne kadar özlü, ne kadar pervasızca bir cevap, değil mi?

Sanki o renklerin özellikle seçimi sözkonusu değilmiş.

Gelişigüzel bir benzerlik oluşmuş..

Bunu da abartmamak gerekirmiş gibi..

“Renklerden korkmamak lazım” diyor..

Nilay hanım, “Renklerden korkmayacaksınız” dese bile..

Siz bunu..

“Gaylerden lezbiyenlerden korkmayın” olarak anlamanız lazım..

Nilay hanımın yakınından birisi gay çıkarsa, lezbiyenliğe soyunursa, Nilay hanım hiç korkmuyor..

Siz de korkmayın..

Bunu söylemeye çalışıyorlar..

Hani sadece bunu söyleseler, yine “bireysel tercihleridir” diyeceğim ama..

İş onunla sınırlı kalmıyor.

Belediyenin resmi bir komisyonunun ismine olayı getirip, dayatmada bulunuyorlar.

“Kadın erkek eşitliği” yerine..

“Toplumsal cinsiyet eşitliği” ifadesini getiriyorlar..

Affedersiniz, “Kadın erkek eşitliği” denilince konuyu anlamıyor musunuz?

İfade net değil mi?

Kastedilen şey, tam ifade edilemiyor mu?

Yoo.

Çok net bir ifade..

Onu siliyorlar..

“Toplumsal cinsiyet eşitliği” diye, ne denildiği, ne kastedildiği belli olmayan, ama kendi kafalarında homoseksüelliği, gayliği, lezbiyenliği meşrulaştırma amaçlı operasyona imza atıyorlar..

Yetmiyor.. Komisyonun logosuna, aynı ahlaksızlığın renklerini taşıyorlar..

Çoğunluğu CHP’li de olsa, İzmir halkının da bu düşüncede olmadığına inanıyorum. Bu açıdan İzmirlilere de hakaret ediyorlar.. Sanki İzmirliler, belediyenin bir komisyonuna, “Gaylerin, lezbiyenlerin renklerinin taşınması operasyonu”na destek veriyorlarmış gibi bir algı oluşturuyorlar..

CHP’lileri de bir kenara bırakın..

İzmir’de İyi Partililer de, Tunç Soyer’i desteklediklerine göre, Meral ablamızın partisi de, bu logo ile gaylere lezbiyenlere destek vermiş oluyor..

Bir itirazlarını göremedik.

Vermiyorlarsa, itirazlarını duymak isteriz..

Yine de..

Kendi tercihleridir..

Meydanda kül bırakmayan yiğit İyi Partililer, “Kadın erkek eşitliği” ile yola çıkıp, “gay-lezbiyen renkleri”ne sıçramanın faturasını göğüsleyeceklerse, “kendiniz ettiniz, kendiniz buldunuz” der, geçeriz..

Ama dedim ya..

İzmir’in tabanı zaten, CHP’ye yatkın..

Ama bu tavırlar, bu söylemler, İstanbul ile Ankara seçmeni için ölümdür..

Yarın Ekrem İmamoğlu, benzer bir çalışmaya imza atarsa..

Ankara’da Mansur Yavaş, benzer bir operasyona imza atarsa..

Ben şimdiden hatırlatayım, İstanbullular, Ankaralılar, belediyenin kapısına dikilir..

Öyle 300-400 işten atılan emekçinin eylemine de benzemez, o gösteri..

Milletin manevi dinamiklerini ayaklar altına alacak bir operasyonu, Ekrem İmamoğlu, Milli Gazete ziyareti ile falan da gözlerden kaçıramaz..

“Bayramlarda veririm bir tam sayfa ilan.. Susarlar” diye geçiştiremez, Lut kavminin helak olmasına gerekçe olan fiili meşrulaştırma operasyonunu..

tv5’de gördük, o operasyonu..

Lut kavmine destek veren aday da boyunun ölçüsünü aldı, onu ekrana çıkaran programcı da..

Biz söyleyelim, “denemeyin” diyelim..

Gerisi onlara kalmış..

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
185 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-165743342-1');