logo

29 Mayıs 2019

İslam’ın 1400 yıllık cazibesi


Mustafa Çağrıcı
m.cagrici@gmail.com

İslam’ın bir misyonerlik teşkilatı bulunmadığı halde 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarına kadar dünyada en çekici din idi. O saldırıları kim planladıysa tam hedeften vurdu. Akademik kurumlarımızın bu ve diğer terör olaylarının İslam’ın cazibesine etkisini araştırmaları gerekirdi.  

İslam’ın bütün tarihi boyunca çekiciliğini korumasını sağlayan sebeplerin başında kapısının geniş olması gelir. “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” diyen herkes eşit Müslüman muamelesi görür. Bu iki cümleyi kavramak için derin bilgilere ihtiyaç yoktur; çünkü “Lâ ilâhe illallah” bölümü, genellikle insanlığın zaruri gördüğü bir Yüce Yaratıcı inancının yalın ifadesidir. “Muhammedün Resûlullah” bölümüyse beşerî âlemin ilâhî âlemle bağlantının mahiyetini özetler ki, bu da evrensel bir inanç olarak insanlık vicdanında hep var olmuştur. 

İslâm davetini kolaylaştıran diğer bir sebep, ibadetlerin zengin ahlâkî ve sosyal muhtevasıdır. Bunlardan namaz, müminlerin ilâhî huzurdaki eşitliğini, birlik ve kardeşliği resmeder. Oruç zenginlere yoksulların şartlarını yaşatır, dayanışma iradesini geliştirir. Bu tesir daha ramazanın ilk gününde hissedilir. Zekât, fitre ve kurban adeta orucun anılan tesirinin pratiğe yansımasıdır. Bütün dinlerde paylaşma öğütlenir ama paylaşmanın farz (dinen zorunlu) oluşu İslam’a özgüdür. Hac ise İslam davetinin evrensel başarısının en güçlü sebeplerindendir. Zira hac, dünyadaki çok çeşitli insan gruplarının ortak “Mukaddes Belde”de toplanıp tanışmalarını, Hz. Peygamber’in benzetmesiyle “bir tarağın dişleri gibi” muazzam bir eşitlik ortamında sevgi ve kardeşlik bağları kurmalarını sağlar.  

***

İslâm’da Allah-kul arasına bir ruhban sınıfının girmemesi İslâm davetini Hristiyan misyonerliğinden tamamen farklı kılmıştır. İslâm’ın bu özelliği dinin bir sömürgecilik aleti olarak kullanılmasını önlemiş, bu da insanlık vicdanına İslam’ın bir üstünlüğü olarak yansımıştır.  

İslâm’ı çekici kılan bir başka unsur, Peygamberimizin tanımlamasıyla “müsamahakâr / kolaylaştırıcı hak din” oluşudur. Bu din anlayışına tarih boyunca bütün Müslüman fâtihler, siviller ve yöneticiler de sadakat göstermişlerdir. Batı’da insanların farklılıkları yüzünden aforoz edilip giyotin denilen usulle öldürüldüğü çağlarda Müslümanlar çok farklı kesimlere geniş hürriyetler tanıyorlardı. Siyahilerin kölelikten başka bir şeye layık görülmediği bir dünyada ve çağda bir Müslüman beyazın bir zenciyle tokalaşıp kucaklaşması bütün ezberleri bozmuştu. Bir örnekle yetinelim: 

Tarihçi İbn Abdülhakem (öl. 871) anlatıyor: Mısır’ın fethi sırasında komutanlardan Ubâde b. es-Sâmit Bizans’ın Mısır valisi Hıristiyan Mukavkıs’la konuşmak istedi (641). Fakat “Mukavkıs onun siyah teninden korktu ve heyete ‘Bu siyah adamı götürün! Bana konuşabileceğim bir başkasını getirin’ dedi. Heyettekiler, ‘İçimizde en akıllı, en bilgili, liderimiz ve bizden daha iyi ve üstün kişi bu siyah tenli zattır’ dediler. O zaman vali şöyle dedi: ‘Bir siyahinin sizden daha üstün olduğunu nasıl söylersiniz! Doğu olan onun sizden aşağıda olmasıdır.’ Araplar dediler ki: ‘Kesinlikle hayır! O siyah tenli olmasına rağmen gördüğün gibi hem konumu hem geçmişi hem de aklı ve zekâsı itibariyle bizden daha saygındır. Şunu da bil ki, siyah renkliler bizde küçümsenmez.’ Bunun üzerine vali, Ubâde’ye, ‘Gel, siyah adam! Bana yumuşak konuş; zira kara teninden korkuyorum’ dedi” (Futûhu Mısır, Beyrut 1996, s. 75). 

***

Bernard Lewis, Ortadoğu’da Irk ve Irkçılık adlı kitabında (çev. Enver Günsel, İstanbul 2006, s. 60-61) bu hikâyeyi aktardıktan sonra, Arapların, “Siyah renkliler bizde küçümsenmez” sözleriyle “siyahların beyazlardan aşağıda olmadığını” belirttiklerine dikkat çeker. B. Lewis’in bu hikâyeyi aktarmaktan maksadı iki kültür arasındaki büyük farkı göstermektir.  

Bundan on iki asır önceki bir tarihçinin naklettiği böyle bir hikâye Batı kültürünü anlatsaydı, onlar bugün üzerine kütüphane dolusu eser yazarlardı. 

(KARAR)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...