logo

10 Haziran 2019

İşime geliyorsa haber, gelmiyorsa algı operasyonu


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

Algı operasyonu, iyi bir şey mi kötü bir şey mi?

Hay Allah! Mani olamıyorum.

Kulakları çınlasın, Hayati Develi Yeni Şafak’ta yazdığı sırada o yıllarda yayın yönetmenimiz olan Yusuf Kaplan’ın editoryal yazısındaki bir ifadeye atıf yaparak, “İmajinatif performans iyi bir şeyse Allah bize de nasip etsin” diye bir cümle kullanmıştı.

‘Algı operasyonu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi’ der demez aklıma düştü.

Sorduğum sorunun her durumda geçerli olabilecek bir cevabı var.

Algı operasyonu, ben yaptığım zaman iyidir, başkası yaptığı zaman kötüdür.

Benim işime geliyorsa, bilgidir, haberdir, gerçektir, işime gelmiyorsa manipülasyondur, algı operasyonudur.

Masanın bu tarafına geçersin, ‘gerçek’ dersin, öte tarafına geçersin ‘algı operasyonu’ dersin.

Batılılar ‘algı yönetimi’ tabirini daha çok tercih ediyorlar. ‘Algı operasyonu’ da algı yönetiminin bir unsuru olarak kullanılıyor.

Nasıl oluyor algı yönetimi?

Birkaç makaleye baktım. Bir iki ilmi not aldım.

‘Karşı tarafın duygularını, güdülerini, mantığını etkilemek için seçili bir bilgiyi, haberi, enformasyonu yaymak veya yalanlamak’ şeklinde oluyor.

Bazen hükümetler arasında yapılıyor, bazen hükümetlerle vatandaşları arasında…

Onlar arasında oluyorsa, vatandaşla vatandaş, medyayla vatandaş, medyayla medya arasında da oluyordur mutlaka.

Önce amacını belirliyorsun, muhataplarının durmasını istediğin pozisyonu tespit ediyorsun.

Güvenilirliğini sağlamak için önyargıları, beklentileri kullanıyorsun. Yaydığın enformasyonun kendi içinde tutarlı olmasına özen gösteriyorsun.

Yaydığın bilgiyi güçlendirmek için birden fazla argüman ve üretilmiş vaka, olay belirliyorsun.

Çelişkileri önlemek için merkezi kontrol sağlıyorsun.

Yanıltıcı bilgiyi bütün kanallardan yayıyorsun.

Kullandığın bütün kanallar birbirini teyit ediyor.

Yanıltma kampanyasının özünü sadece az sayıda kişi biliyor.

Kendi yaydığınla çelişen bilgiyi gizliyorsun ya da imha ediyorsun.

Buna benzer birkaç madde daha var.

Baktım, ciddi iş.

Ah! Nerede o dört başı mamur algı operasyonları!

Şimdiki algı operasyonlarını ne tarafından çeksen eline geliyor.

İnsanlar, bir nalına, bir mıhına vurarak algı operasyonları yapıyor.

Çoğu zaman tek merkezden yönetiliyor ama, arada kendini aşan troller veya kendini aşan aktörler çıkıp operasyonu sulandırıyor!

Algı yönetiminin kullanılmadığı alan yok.

Evvela askerlikte, sonra ticarette, sonra hayatın bütün alanlarında.

Siyasetteki algı yönetimine ‘Siyasi pazarlama stratejisi’ deniliyormuş. Bunu da Wikipedia’da gördüm. Hani şu bakılması sakıncalı olan…

Daha çok seçim kazanmak için kullanılıyormuş. Siyasi partiler ya da aktörler ya piyasayı peşinden sürüklüyor ya da piyasayı takip ediyor.

Burada piyasayı takip etmek şu anlama geliyor: Anketlere, kamuoyu yoklamalarına bakıyorsun, halkın ne istediğini tespit ediyorsun, ona göre davranıyorsun.

Demek ki bizim siyasilerimiz iki metodu birden kullanıyorlar.

(Bu arada, bütün siyasi tarafların algı yönetimi ve algı operasyonu yaptığını söylemiş olduk.)

Niye böyle yapıyorlar? Yani siyasilerimiz, neden bize algı operasyonu yapıyorlar?

Müşterisi var da ondan.

Siyasilerin veya onların tarafını tutan medyanın kürsüden, gazete köşesinden, televizyon ekranından kendi taraftarlarına malzeme vermesi lazım.

Malzeme versinler ki kahve köşelerinde, iş yerlerinde, okulda, cami önlerinde bizim tezimizi savunabilsinler.

Ekrem İmamoğlu mağdur mu edildi?

Yoksa CHP oy mu çaldı?

Veya, ekonomimiz çok iyi mi gidiyor, çok kötü mü gidiyor?

Dış güçler mi bizi bozuyor, biz mi dış güçleri?

Söylesinler, hepsinin müşterisi var.

(Gerçi, ekonomide gerçekler çoğu zaman algı operasyonlarını bastırır. Parasının hesabını bilmeyenler ayrı da, normal vatandaş parayı harcayınca bitiyor.)

Vatandaş bilir işini.

Hepsini ayıklar.

İşine gelen algı operasyonuna kendisini teslim eder.

İşine gelmeyen algı operasyonuna kendisini kapatır.

Vatandaş kendini teslim edince ‘çok akıllı’ dersin, teslim etmeyince ‘kalın kafalı.’

(KARAR)

Etiketler:
Share
115 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Basiretsizliğin ve ferasetsizliğin bedeli

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Ekrem İmamoğlu üç aşağı beş yukarı 31 Mart'taki kadar oyla kazansaydı, 'Gasp edilen hakkını geri aldı, adalet tecelli etti' denip geçilebilirdi; ama dünkü seçimin neticesinde bundan fazlası var: Adaletin tecellisi + maşeri vicdanı yaralayan eylem ve söylemlerin ağır faturası. 31 Mart'ta AK Parti'li Binali Yıldırım'a oy vermiş olan pek çok seçmen de bu sefer CHP'li İmamoğlu'ndan yana oy kullanarak faturanın şişmesine katkıda bulundu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İmamoğlu ve CHP'ye karşı varını yoğunu orta...
  • Evet, bir şeyler oldu…

    25 Haziran 2019 YAZARLAR

    Ali İhsan Bey bu kez ne der bilinmez ama dün sahiden bir şeyler oldu. Bir gelenek sürdü. 1946 seçimlerinde hile yapan CHP’yi 14 Mayıs 1950’de sandığa gömen, 1960 darbesine karşı 1961 seçimlerinde Demokrat Parti’nin devamı olan partileri sandıkta önde çıkaran, 83’de darbeci Evren’in işaretine rağmen oylarını Özal’a veren, 89 yerel seçimlerinde Özal’ın belediye başkanlarını çalıştırmayız tehdidine karşı ANAP’ı cezalandıran, 94 yerel seçimlerinde yok sayılan, soruşturmayla tehdit edilen, medyada linç edilen Erdoğan’ı seçen, 2007’de Anayasa M...
  • ABD İran’la hangi gerekçeyle savaşacak?

    24 Haziran 2019 YAZARLAR

    İran’ın ABD’ye ait bir İnsansız Hava Sahası’nı Hürmüz Boğazı’nda vurmasıyla birlikte Körfez’de son zamanların İran-ABD soğuk savaşında heyecanlandıran yeni bir aksiyon sahnesine şahit olduk. Bu sahnenin arkasından ABD’nin hemen bir karşı hamle yapması yönünde özellikle İsrail’den ve tabii ki ABD’yi İran’la bir an önce savaşta görmek isteyen SA ve BAE cephesinde bir beklenti oluştu. Trump ilk anda bu beklentiye sözleriyle cevap verse de kısa süre içinde bu sahneyi bir ABD saldırısının izlemesinin çok da gerçekçi olmayacağı görüldü. Neticede İ...
  • Öcalan’ın mektubu kamuoyuna neden geç açıklandı?

    24 Haziran 2019 YAZARLAR

    Bilindiği gibi 31 Mart seçimlerinde FETÖ, Kandil, HDP ve bileşenleri ‘Millet İttifakını’ açıkça desteklemişlerdi. PKK ile organik ilişki içinde olan HDP’nin ve FETÖ’nün verdiği destek sayesinde CHP adayı İmamoğlu kıl payı seçimi kazanmıştı. Pentagon’un desteklediği terör örgütleri ile Türkiye arasında devam eden mücadele bu kez Pentagon ve CIA tarafından 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimlerine taşınmış görünüyor. Pentagon’un kontrolünde olan Kandil ve HDP 18 Haziran’da Öcalan tarafından avukatlarına verilen ve 23 Haziran seçimlerinde de...