logo

‘İmam Hatip okulları bir fikrin itirazıdır’

Kadıköy İmam Hatip Lisesi’nin düzenlediği iftar programında konuşan Başbakan Erdoğan, “Ayrımcılık olsun diye söylemiyorum. İmam Hatip okulları, bir direnç olarak ortaya çıktı; aslında, bir fikrin isyanıdır, bir itirazıdır, bunun için ortaya çıktı” dedi. Bu arada Erdoğan çiftinin 36. evlilik yıldönümü sahnede kutlandı.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Uzunçayır mevkisinde bulunan Kadıköy İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenen iftarın ardından bir konuşma yaptı.

ERDOĞAN ÇİFTİNİN 36. EVLİLİK YILDÖNÜMÜ KUTLANDI
Bu arada, bugün evliliklerinin 36. yılı olan Başbakan Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’a da jest yapıldı.

Emine Erdoğan’ın kürsüye davet edilmesinin ardından Başbakan Erdoğan, kendisine verilen 36 gülden oluşan demeti eşine takdim etti. Ardından kızları Sümeyye Erdoğan ile Esra Albayrak ve torunu Mahinur Albayrak’ı da sahneye çağıran Erdoğan, aile fotoğrafı çektirdi.

Kadıköy İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne, başkan ve ekibine, tüm üyelere bu güzel buluşmayı tertip ettikleri için, sofralarındaki ekmekleri, suyu kendileriyle paylaştıkları için teşekkür eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hiç kuşkusuz bütün imam hatip okullarının benim nezdimde müstesna bir yeri var. Her şeyden önce bir imam hatip mezunu olmak herhalde bize bu hakkı tanıyor. Bunun yanında tabi 4 çocuğumun hepsi de imam hatipli. Her ne kadar Kadıköy İmam Hatip’le Kartal arasında bir yarış, rekabet olsa da biz onu paylaştırdık. İki oğlum Kartal Anadolu İmam Hatip’ten, iki kızım da Kadıköy İmam Hatip’ten mezun olmak suretiyle burada dengeyi sağlamış olduk.”

‘BİZ KÖKÜ MAZİDE OLAN ATİYİZ’
Kağıthane’de dev bir Başbakanlık Arşivi kurduklarını anımsatan Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bütün ileri teknolojiyi de kullanarak orada onu kurduk. Yeter ki yeni yetişecek bu nesil inşallah orada tarihini öğrensin, orada bizim o tarihi vesikaları inceleme imkanı bulsun ve geleceğe de farklı baksın. Çünkü biz kökü mazide olan atiyiz, buna böyle bakıyoruz.

‘İMAM HATİP OKULLARI BİR FİKRİN İTİRAZI’
Allah’a hamdolsun bütün saldırılara, bütün engellere ve engellemelere rağmen bu aziz millet tarihinin, köklerinin ve ruhunun unutulmasına müsaade etmedi. Şunu bir ayrılık veya ayrımcılık olsun diye söylemiyorum. İmam Hatip okulları bir direniş, bir direnç olarak ortaya çıktı. İmam Hatip okulları aslında bir düşüncenin isyanıdır, bir fikrin adeta isyanıdır, bir itirazıdır, bunun için ortaya çıktı.”

Başbakan Erdoğan, bu buluşma vesilesiyle yavrularının yetişmesinde emeği geçen tüm hocalarına şükranlarını sunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aralarında ahirete irtihal eden varsa onları da rahmetle yadediyorum. İmam Hatip okulları çok ciddi bir toplumsal ihtiyacın neticesinde ortaya çıktı. Uzun yıllar boyunca devlet ile millet arasındaki kopukluk, gençlere milli ve manevi değerleri öğretecek okulların bir ihtiyaç haline gelmesine sebep oldu ve bunun neticesinde bu adımlar atıldı. Bizde devlet maalesef vatandaşına göre şekil almak yerine, vatandaşına şekil vermeye çalıştı. Hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de okullar çocuklarımızı, gençlerimizi belli bir kalıba sokmaya çalışıyor, adeta torna tezgahından çıkmış gibi tek tip vatandaşlar üretmenin mücadelesini veriyordu.”

Bu tek tip vatandaş arzusunda dinin, dini ve manevi değerlerin olmadığını anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Çocukların ve gençlerin tarihlerinden, ecdatlarından, kendi topraklarından, tüm milli ve manevi değerlerinden soyutlanmış şekilde yetişmesi maalesef hedefleniyordu. Bu, milletlerin ve medeniyetlerin başına gelebilecek en korkunç tehlikeydi. Bir millet, bir medeniyeti kendi köklerinden, kendi ruhundan, kendi özünden koparmak, kendi tarihinden ve ecdadından koparmak o milleti tamamen yok etmek, yeni fakat yapay bir topluluk inşa etmek anlamına gelir.”

Erdoğan, tarih içinde nice milletin, nice medeniyetin bu şekilde yok edildiğinin görüldüğünü belirterek, şunları söyledi:

“Dikkatinizi çekiyorum, milletler ve medeniyetler katliamla, işgalle, soykırımla değil, onları millet yapan köklerinin koparılmasıyla tarihten silindiler. Bir millet dilini unutursa, o artık başka bir millet, daha doğrusu başka milletlerin mahkumu olur. Bir medeniyet kendisini inşa eden kaynakları unutursa, o artık başka bir medeniyet, daha doğrusu başka bir medeniyetin esiri olur. İşte bizim ülkemizde, bizim topraklarımızda bir dönem bunu denediler, bunu başarmak istediler. Bütün köklerimizde, bizi biz yapan bütün değerlerimizle aramıza mesafeler koymak bize özümüzü, ruhumuzu unutturmak istediler. Bakın şurada İstanbul’un çeşitli semtlerinde dünya tarihinin en değerli eserlerini içeren kütüphanelerimiz var. Dünyada eşi benzeri olmayan kitaplar, yazma eserler var. Kardeşlerim, en iyi eğitimi almış doktor olmuş, doçent, profesör olmuş insanlarımız bile o eserleri okuyamıyor. O eserlerdeki bilgi ve hikmetle buluşamıyor. Ne anlamı var “

Başbakan Erdoğan, “Adeta şah damarı kesilmiş bir insan yaşar mı?” diye sorarak, şunları kaydetti:

“Yaşamaz. İşte tarihinden, ruh kökünden, o kitaplarından koparılmış bir nesil de yaşayamaz. İşte şimdi biz bunun mücadelesini veriyoruz. İmam hatip neslinin üzerindeki en büyük görev, bu eserleri ayağı kaldırmak, geleceğe çok daha farklı bir şekilde bakmaktır. Ben bunu başaracağınıza inanıyorum. Bırakınız bin yıl öncesini, yüz yıl öncesiyle bile irtibat kurabilmek, yüz yıl öncesini bile anlayabilmek maalesef kolay kolay mümkün olamıyor. Gidin Süleymaniye Kütüphanesi’ne, orada bizim büyüklerimizden çok Hans’ı görürsünüz, Georghe’u görürsünüz. Adam Osmanlı dilinde yetişmiştir, özel merak saikiyle o konuda yetişmiştir. Orada bizim eserlerimizi incelemek üzere çalışmalar yapıyordur. Biz bu hale düşmemeliydik ama bizi bu hale düşürdüler. Burada iyi niyet arayamayız.”

Erdoğan, okulda bir kısım öğretmenlerinin kendilerine “Cenaze yıkamayı öğrenmek için mi buraya geldiniz?” dediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Şecaat arz ederken sirkatin söylüyordu. Aslında her Müslümanın kendi cenazesini yıkayabilecek bilgiye sahip olması en önemli görevidir. Eğer Müslümansa, Müslüman değilse zaten onun için böyle bir şeye de gerek yok. O onu hemen katlar, paketler gönderir. Ama Müslümanın durumu öyle değil, Müslümanın inancının bir gereği var. Onların anladığı manada ‘gassal’ diyorlarsa bize, evet gassalız. Bunu da bilmeleri lazım, bu da bizim için bir şereftir.”

“Bir yandan çağın en modern müfredatı uygulanırken, diğer yandan bizi tarihimize, kültürümüze, ecdadımıza, öz kaynaklarımıza bağlayan müfredat uygulandı imam hatiplerde” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Önümüzü kestiler ama şimdi biz önünüzü açtık. Çünkü bize ‘imam hatip okulundan mezun olduktan sonra üniversiteye gidemezsin’ dediler. Sadece bizim dönemimizde ‘Yüksek İslam Enstitüsü’ne gidersiniz’ dediler. Ne yaptık Fark dersi adı altında imam hatip okulunda okuduğumuz dersleri imtihanla o zaman 6 ders… Mesela ben Eyüp Lisesi’ni de ayrıca bitirdim. Orayı da bitirdikten sonra iktisada gitme şansını yakaladım. Bu zulümlerden atlaya atlaya geldik. Şimdi katsayı kaldı mı Kalktı. Şimdi istediğin yere gidebilir misin Niye, çünkü sizlere karşı yapılan bir haksızlık var. Bu haksızlık, bu prangalar artık kırıldı, atıldı bu ülkede, bu ülkenin evlatlarının önündeki engeller böylece kalktı. Şimdi hangi meslek lisesinden mezun olursa olsun, hangi imam hatipten mezun olursa olsun düz liseli, fen, Anadolu hangi hakka sahipse artık imam hatip nesli de o hakka sahip.”

GÜLEN CEMAATİNE ELEŞTİRİ
Anneler ve babalardan çocuklara sahip çıkmalarını isteyen Erdoğan, şöyle dedi:

“Sakın ha şu paralel yapının da tezgahına, tuzağına düşmeyin diyorum. Aman ha! Burada, çok dikkatli olacağız. Çünkü bu ülkeyi ulusal güvenliğimizi tehdit noktasında adımları atan bu yapı, inançlarımızın istismarını yaptı. Bu devleti, bu milleti, bölüp parçalayıp buradan kendi çıkarlarının peşine düştüler. Evet… İnşallah onlara bu fırsatı vermeyeceğiz. Yaptıkları yanlarına kar kaldı sadece, bundan sonra onlar da bunun bedelini farklı ödeyecekler. Şu anda istedikleri kadar essinler, gürlesinler. Her zaman bir şey söylüyoruz, biz kefenimizi giyerek yola çıktık. Böyle de devam edeceğiz. Ölüm haktır, biz buna inanmışız. Ne olacak sonunda? 2.5 metre buna artık küp de diyebilirsiniz, bir mezara gömecekler, hoca efendi musallada ‘er kişi niyetine’ diyecek, hanımsa ‘hatun kişi niyetine’ diyecek, ondan sonra da defnedecekler. Eğer hayır işlediysen onlar seninle gelecek. Şer işlediysen onlar seninle gelecek. Bu kibrin, gururun bir anlamı var mı? Ne varsa tevazuda var. Bize tevazu yakışıyor. Tevazu yaraşıyor. İnşallah, bununla da bu yolculuğumuzu devam ettireceğiz.”

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda yaklaşık bir ay kadar sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değindi. Erdoğan, “Artık, vekillerin seçtiği bir başkan değil, milletin aslının bizzat kendisinin seçtiği bir başkan, bir cumhurbaşkanı Türkiye’de görev üstlenecek. Böyle bir dönem başlayacak. İşte bunu sizlerle paylaşmamız lazım. Onun için de özellikle sizlere çok büyük görev düşüyor. Bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız, aydınlık yarınların Türkiyesini inşallah 10 Ağustos’tan sonra çok daha farklı bir şekilde inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, konuşmasının sonunu duaya ayırdı. Erdoğan, duasında şu ifadelere yer verdi:

“Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif’in milletimiz için, İslam dünyası için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Başarılarla dolu bir gelecek hepinize niyaz ediyorum. Birliğiniz daim olsun, beraberliğiniz daim olsun, sakın ha birbirinizi kırmayın. Bugüne nasıl ulaştıysak Ya Rab, bizi Ramazan Bayramı’na öyle ulaştır. Ya Rab, Mısır’da çok çekilenler var, Suriye’de çok çekilenler var, Irak’ta çekilen ızdıraplar var, Libya’da öyle, Myanmar da öyle, Patani de öyle… Nerede Müslüman varsa orada maalesef dert var, üzüntü var. Ya Rab, oradaki kardeşlerimize de birlik, beraberlik, uyanış nasip et ve her zaman onların yanındayız, bundan sonra da yine onların yanında olacağız. Yaklaşık 22 gün, Irak’ta biliyorsunuz esir kalan şoförlerimiz vardı. Şimdi yine aynı yerde 40 kadar bildiğiniz gibi Başkonsolosluk görevlilerimiz var. Temennimiz inşallah onların da sağ salim ailelerinin yanına gelmesi, kavuşmasıdır. Bu bayram, bu ramazan, onlara da bir hüzün kaynağı olmasın istiyoruz. Bu duygular içinde duamızın kabulünü Rabbimden niyaz ediyorum.”

Etiketler: » » » » » » » » » » » » »
Share
783 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.