logo

Gökyüzünü de yasaklasak mı?


İsmail Kılıçarslan
i.kilicarslan@gmail.com

Mektubu okuyunca kanım dondu. Aynen şunlar yazıyordu: “Türkiye’deki mülteciler, bizim ülkemize istilanız başarısızlığa uğrayacaktır. Türk halkı uyanıyor, bize düşman olduğunuzu ve nefret ettiğinizi daha berrak bir şekilde görüyor. Sizler Türkiye’yi yok edecek Yahudilerin araçlarısınız. Bundan dolayı her biriniz meşru birer hedefsiniz. Mülteciler, Türkiye’yi terk edin. Sizleri hedef alan saldırılar başlayacak.”

Yok yok. Böyle bir mektup henüz yazılmadı ülkemizde. Ama Bolu’dan sonra Mudanya’da olanlara bakarsak böyle bir mektubun yazılması an meselesi. Mektup işine döneceğiz. Ama önce bir başka duruma “uğrayalım.”

Takip edeniniz olmuştur. Mudanya Belediye Başkanı olacak “şey”, ilçesinin sahillerini Suriyeli mültecilere yasakladı. “Şey” diyorum çünkü “insan” denen türün envanterine alabileceğimiz biri değil Mudanya Belediye Başkanı.

Üstelik işin tuhafı şu: Mudanya’da kimse kimseye “nerelisin?” diye sormaz. Standart soru “nerenin maacırısın?” şeklindedir. Yani “nereden geldin buraya? Bulgaristan mı, Yunanistan mı, Bosna mı, Makedonya mı, Kosova mı? Nereden?”

Bu Mudanya Belediye Başkanı olacak “şey”e de, bu “şey”e destek verenlere de şunu söylemek istiyorum: Boşaltın Mudanya’yı kardeşim. Yaptığım araştırmalara göre ben Kolofonlular soyundan geliyorum. Bu topraklar milattan önce 700’lü yıllarda benimdi. Size üç gün mühlet! Artık yok öyle. Boşaltın.

Hiç komik değil, değil mi? Ama yine de Mudanya Belediye Başkan’ı olacak “şey”in aldığı karardan daha komik. İnsanlara sahili, şehri, hayatı yasaklamaktan daha komik yani…

Mudanya Belediye Başkanı olacak “şey”, sonraki aşamada Suriyeli mültecilere gökyüzünü de yasaklamalı bence. Nedir öyle gökyüzüne bakmalar falan. Burası bizim göğümüz kardeşim. Öyle her önüne gelen göğümüze bakamaz yani.

Çok daha sertini yazmak, çok daha yüksek sesle feryat etmek istiyorum.

Birine, birilerine “denize girmeyi yasaklamak”, ancak insan türünde görebileceğimiz bir hayvanlık türüdür çünkü. Birine, birilerine sırf “öteki” diye zalimlik yapmak, kibir taslamak, üstten bakmak “itlik”tir çünkü. Ve evet. Buradaki “itlik”, köpek dediğimiz hayvandan bağımsız olarak kullanılan bir Türkçe “terimdir.” Bu itliğin başımıza açacağı belaların haddi hesabı yoktur.

Dönelim mektup işine. Almanya’da bir grup “pislik ırkçı” bir süre önce Türklerin ve Müslümanların evlerine, işyerlerine mektuplar bıraktılar. O mektubun çevirisi şöyle: “Almanya’daki Müslümanlar, bizim ülkemize istilanız başarısızlığa uğrayacaktır. Alman halkı uyanıyor, bize düşman olduğunuzu ve nefret ettiğinizi daha berrak bir şekilde görüyor. Sizler Almanya’yı ve Avrupa’yı yok edecek Yahudilerin araçlarısınız. Bundan dolayı her biriniz meşru birer hedefsiniz. Müslümanlar Almanya’yı terk edin. Sizleri hedef alan saldırılar başlayacak.”

Bu mektuptan hemen sonra Almanya’da iki cami baskını yapıldı peş peşe. Kur’ân-ı Kerimler yakıldı, camiler talan edildi.

Tabii ki anlamayacak bizim “şey”ler ama yine de tane tane anlatmaya çabalayayım. Mudanya’da mültecilerin denize girmemesini destekliyorsan Almanya’da cami yakılmasına sesini çıkartamazsın. Zira senin güttüğün leş mantıkla Alman faşistinin güttüğü leş mantık aynıdır. Sen haklıysan Alman da haklıdır. Çünkü Almanya’daki Müslümanlar ve Türkler de “öteki”dir. Mültecidir, göçmendir, işçidir v.b. “Yerleşik” değildir yani.

Hatta eli artırayım. Anadolu’da yerleşik Türkmenler Mudanya’da yerleşik “maacırlara” karşı bir “ötekileştirme” başlatırsa hiç sesini çıkarmaması gerekir senin mantığında birinin. Sağdan soldan gelip adamın toprağına çökmüşsün yani.

Sevgili lümpen faşist, sevgili popüler ırkçı, sevgili pislik.

Öyle değil işte. Burası Anadolu’dur. Burası Türkiye’dir. Seni zor durumda kabul edip bağrına bastığı için, 1492’de Yahudileri kabul edip bağrına bastığı için, 1917’de Beyaz Rusları kabul edip bağrına bastığı için Anadolu’dur, Türkiye’dir burası.

Türk diye de zaten bir “ırka” demezler. Öyle olacak olsa Mudanya’da yerleşik bir tane Türk bulamayız. Öyle olsa, Suriyeli mültecilerin arasındaki Türkmen kardeşlerimiz sizden 100 kat falan daha fazla Türk çıkar.

Senin o lanetli, pislik, çukur zihniyetine rağmen insanı, insanlığı, hayatı savunan adama derler Türk diye. Denizi, göğü yasaklayan adamdan değil Türk, Türk’ün kapısına bağladığı enik olmaz.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
206 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adalet tek boyutlu değildir

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adalet deyince bizde kısaca her hak sahibine hakkını eksiksiz verme anlaşılır demiştik. Bizdeki kullanılışı hem adaleti hem de kıst’ı anlatır. Çünkü adalet, hukuku herkese eşit uygulama, kıst ise herkese hakkı olanı vermedir. Paylar her zaman eşit olmayabilir. Bu sebeple mesela miras eşit taksim edilmez ama ‘kıst’ anlamında adildir. Adalet üzerine konuşanlar onun farklı açılardan çeşitlerinden söz ederler: Yönetimde adalet, yargıda adalet, siyasi adalet, misliyle mukabelede adalet, sosyal adalet ve ailede adalet gibi. Bunların her birinin açıl...
  • “Adam evli çoluklu çocuklu”

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Tefrika roman: Bölüm 10 Olayları hatırlıyorsunuz. Balık beyinli değilsiniz ya! Babaannemin salonunda babaannemin ninesine ait olmadığın bildiğim, ama onun öyle olduğunu iddia ettiği devasa çerçeveleri duvara raptediyoruz. Biz dediğime bakmayın hayatımda ilk defa gördüğüm kot gömlekli genç bir adam elinde matkap bekliyor. (Hatırlamıyorsanız geçen Cuma’ya şöyle bir göz atmanızı tavsiye edeceğim.) Girişteki duvar ile devasa çerçeve birbiriyle buluşturulunca kot gömlekliyi matkabıyla birlikte girişte bıraktık . Biz babaannemle salona geçtik. ...
  • Katılım bankalarında büyük değişim

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Dün sözünü ettiğim Tebliğ’de benim bildiğim ilk defa resmi olarak bu bankaların “faizsiz bankalar” olduğu şöyle kaydedilmiştir: Faizsiz bankacılık danışma komitesi MADDE 4 – (1) Bankalar, faaliyetlerinin faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla bünyesinde bir danışma komitesi tesis etmekle yükümlüdür. Danışma komitesi yönetim kuruluna bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu madde yıllardır devam eden bir özlemi sona erdirmiştir. Evet bu bankaların bütün işleri “faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına” uygun ...
  • Oktar davası nereye gidiyor?

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adnan Oktar hakkında açılan davanın duruşmaları başladı.. İfadeler alınmaya devam ediliyor. Örgüt içinde yer alıp, daha sonra itirafçı olanların beyanlarına henüz başlanmadı.. Oktar, örgütün ikinci adamı Tarkan Yavaş ifadelerini verdiler. Örgütün içindeki üçüncü, dördüncü isimlerin ifadeleri ile duruşmalar devam ediyor.. Ama bakıyorum, toplumu en fazla rahatsız eden konular hakkında ne ciddi bir soru var.. Ne de sanıklardan bir açıklama.. Gizli saklı şu suçu işlemişler.. Gizli saklı bu suçu işlemişler.. Bunlar iddia e...