logo

10 Temmuz 2019

‘Faiz belası’


Taha Akyol
t.akyol@gmail.com

Amerika, Avrupa, Japonya en kapitalist ülkeler değil mi? Orada faizler çok düşük, hatta bazen sıfır gibi… Amerikan Merkez Bankası FED bir ara faizi yüzde 2’li rakamlara yükseltti, dünyada doların değeri arttı, ama şimdi faizi aşağı çekeceği anlaşılıyor.

Bizde ise faiz yüzde 20’li rakamlarda!

Olur mu böyle şey?!

Hem Merkez Bankası da kim oluyor? Milletin seçtiği siyasilere karşı “bağımsız” olabilir mi?

Murat Çetinkaya’nın görevden alınmasıyla bu tür sözler yoğunlaştı.

Devlet Bahçeli de dün “Merkez Bankası başkanı bir bürokrattır görevini layıkıyla yapan kalır yapamayan gider” dedi…

 

SERMAYE VE FAİZ

Evet gelişmiş kapitalist ülkelerde faiz çok düşüktür çünkü o ülkelerde “sermaye birikimi” yüksektir. Düşünün ki, bizim 500 büyük şirketimizin net satış geliri 300 milyar dolardır; Amerikan perakende satış devi Walmart’ın satış geliri ise 514 milyar dolardır!

Sermaye birikimi böyle yüksek olduğu için oralarda faizler düşüktür. Hatta sermaye dışarıda gidecek yer arar.

Gelişmekte olan ülkelerde ise faiz daha yüksektir, çünkü “sermaye” yetersizdir. İlaveten risk faktörü de faizi yükseltir. Hele de popülist politikalarda enflasyon patlamışsa faiz de onun üstünde olmak zorundadır.

Bugün Türkiye böyle bir süreçten geçiyor.

Kriz olmasaydı da Türkiye çok uzun yıllardan beri, gelişmiş ülkelerdeki faiz oranlarının birkaç puan üstünde faiz vererek “sıcak para” çekiyor; dış ticaret açığımızın bir bölümünü böyle finanse ediyoruz.

Dostlar arasında faizle ödünç tefecilik sayılabilir ama ekonomik bir enstrüman olarak faiz ne kadar karmaşık bir konu ve niye emirle çözülemiyor, görüyorsunuz.

OSMANLI’DA FAİZ SORUNU

Nitekim tarihin bütün dönemlerinde faiz Osmanlı’da yüksek, Avrupa’da düşük oldu.

Çünkü Osmanlı’da sermaye birikimi çok düşüktü. Saygın iktisat tarihçilerimizden Mehmet Genç hocamıza göre, Kanuni zamanında bile Avrupa “nüfus, üretim hacmi, sermaye stoku, teknoloji ve enerji kapasitesi bakımından 4-5 katı büyüklükleri kontrol ediyordu!” (Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi, Ötüken Yay. s. 35)

Tüzel kişilikli “şirket” kavramı 19. yüzyıla kadar bilinmiyordu. Bu konuda Timur Kuran’ın Osmanlı ve Avrupa ekonomilerini mukayeseli inceleyen “Yollar Ayrılırken” adlı kitabını önemle tavsiye ederim. (Yapı Kredi Yay)

Şeyhülislamlar yüzde 12 civarında faize onay vermek zorunda kalırken, şirketlerin yaygınlaşmış olduğu Avrupa’da faiz yüzde 4-5 düzeyindeydi.

Devlet Galata sarraflarından yüzde 15 faizle borç alıyor, hele vergi toplama aracı olarak kullanılan mültezimler yüzde 30-40’a varan tefecilikle halkı soyuyor, üretim yapısını mahvediyorlardı.

Osmanlı ekonomisin çöküşü böyle kendi içinden olmuş, modernleşme adımları sayesinde 19. Yüzyılda yavaş da olsa bir gelişme sürecine girmişti. Bu konularda iktisat tarihçisi Şevket Pamuk’un eserlerini mutlaka okumak gerekir. (İş Bankası Yay.)

Halife Sultan ve Şeyhülislamlar emirle “düşük faiz” getirmeyi bilmiyor muydu? Bu yönde teşebbüsler daha kötü sonuçlar verdiği için vazgeçilmişti.

YENİDEN REFORM

Bugün de “düşük faiz, ucuz kredi” kavramı elbette kulağa hoş geliyor; belirli sektörlerde böyle teşvikler olmalı da…

Fakat genel ekonomide faizi düşürmenin yolu Merkez Bankası’nı “söz dinler” haline getirmek değil, bağımsızlığını güçlendirmek, sermaye arzını arttırmaktır.

2001 döneminde Bahçeli’nin de ortak olduğu Ecevit hükümeti döneminde, TCMB Kanununda yapılan düzenlemelerle bankanın bağımsızlığı sağlanmıştı. Siyaset müdahale edemesin diye başkan ve yöneticilerin görev süreleri kanunla ‘ayrıcalıklı’ olarak düzenlenmişti. Bütçe açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse edilemeyeceği hükmü konulmuştu! (Madde 56)

AK Parti iktidarının 2002-2010 döneminde Türkiye’ye yabancı sermaye akmasında o reformların ve AB sürecinin payı çok büyüktü.

Ama şimdi Merkez Bankası’nın bağımsızlığını daraltma ve bütçeye Merkez Bankası’ndan kaynak aktarma yönünde endişelere yol açan uygulamalar yapılıyor.

Ekonomi tarafını iktisatçılar yazıyor, söylüyor. Benim dikkat çekmek istediğim husus şu: Hukuk devleti siyasi iktidarın sınırlandırılmasıdır; Merkez Bankası’nın bağımsızlığı hukuk devleti ilkesinin bir parçasıdır. Piyasalarda bu konularda kaygılar yaratan uygulamalar geçici ferahlama sağlasa bile biraz sonra daha büyük sorunlara yol açıyor.

Yeniden hukukun üstünlüğü, yeniden reform; başka yolumuz yok.

(KARAR)

Etiketler:
Share
182 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bireyleşme, kadın erkek ve tarikatlar

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Demek ki, kişinin birey olduğunun farkına varmasıyla tek adam olma anlamında bireyselleşmesi farklı şeylerdir. Bat’ıda Aydınlanma dedikleri şey beraberinde bu aşırı bireyselliği getirdi. Kilisenin dogmatik bilgileriyle yetinmek zorunda bırakılan Batılı için Aydınlanma kaçınılmazdı. O birey olduğunu ancak bu yolla fark edebildi. Ama aydınlanma ‘insanın aklının dışında bir rehber kabul etmemesi’ diye anlaşılınca Batılı birey biraz fazla aydınlanmış olacak ki, gözleri kamaştı, kendinden başka otorite göremez oldu. ‘Aydınlanma’ deyince elbette Bat...
  • Sana bunu nasıl anlatsam?

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. İkindiden sonra güzel bir bahçe bulduysam, hele de mevsim yazsa, şöyle bir içlenip “Allah” derim. Çünkü bilirim ki Allah’tır O. Allah’ı bilirim. Rabbi bilirim. Rızkı bilirim. Şükür etmeyi bilirim. “Ne veriyorsan bana razıyımdır ben ona” demeyi alışkanlık haline getirmişimdir. Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. Biri gerçekten bir derdini anlatıyorsa dinlerim onu. Önemli bir mesele konuşulduğunu düşünüyorsam cep telefonuna gitmez elim. Çoğunlukla bağlanmasam da olur internete. Sokaklara bağlanmasam olmaz ...
  • Barış Pınarı’nın anlamı

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Barış Pınarı Harekâtı’nın başlangıcından bu yana dünyanın her tarafından aykırı sesler duyulmaya başladı. Türkiye’nin halen yürütmekte olduğu Fırat’ın doğusuna yönelik barış harekâtı Türkiye açısından güney sınırlarımızın güvenliğini gerçekleştirme bağlamında bir anlam taşıyor. Türkiye ile aynı kulvarda yer almayanlar ise bu olayı kendine göre değerlendirmeye girişiyor. Türkiye karşısında hasmane tutumu benimseyen ülkeler bizim için barış çabasından ibaret olan bu harekâtı savaş diye niteleyebiliyor. Ülke içinde de doğrudan telaffuz etmek...
  • Barış Pınarı oyunbozan harekettir

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Küresel sermaye ile bu sermayeye büyük ölçüde hâkim içeride ve dışarıdaki İsrail’in hizmetçisi olan ABD komünizmin yayılması tehlikesine karşı Yeşil Kuşak projesini; yani sözde İslâm’ı destekledi. 1990’lardan sonra Sovyetler dağılıp sözde komünizm tehlikesi ortadan kalkınca, İslâm’a verdiği destek stratejik olduğu, samimi olmadığı, kullanma niyetine bağlı bulunduğu için geçici desteği terk ederek asıl projesi olan BOP’u devreye soktu. 1 Mart 2003’te meş’um tezkere reddedilince artık Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı açık-kapalı vaziyet alma d...