logo

10 Temmuz 2019

Evrensel hakikat değişime kapalı olamaz


Mehmet Ocaktan
m.ocaktan@gmail.com

Günümüzde Müslüman dünyanın sorunlarını konuşmaya başlarken, hemen herkes Müslümanların gerek düşünsel, gerekse bilimsel alanda kendilerini yenileyip yeni bir fikri inşa sürecini başlatamadıklarının altını çizmektedir. Ancak bu konudaki bütün değerlendirmeler, “Ne yapıp edip yüzyıllara dayanan geleneğimizi dağılıp yok olmaktan kurtarmalıyız” cümlesiyle sonuçlanmaktadır.

Oysa İslam toplumlarının temel sorunu, geleneği ‘bilimsel zihniyetle’ ele alıp değerlendirememesidir. Maalesef mevcut kültürel ve toplumsal yapının korunmasını savunan güçler, özgür düşünceye çok da fırsat tanımamaktadırlar. Nasr Hamid Ebu Zeyd’in “İlahi Hitabın Tabiatı” kitabında belirttiği gibi, “Bilimsel zihniyet, gelenekle ilgili olan ve çürümeye yüz tutmuş sosyal yapıyı koruyup destekleyen ideolojilerin altındaki zemini kaydıracaktır.”

***

Bilmek gerekiyor ki, bilimsel zihniyeti gerçekleştirebilmenin teminatı, kültür ve düşünce dünyamıza hakim olan ideolojik zihniyeti aşmakla mümkündür. Yoksa geçmişte söylenenleri aynen tekrar ederek değişim ve yenileşmeyi sağlamanın da, yeni bir dil inşa etmenin de imkanı yoktur. Çünkü günümüz İslam toplumlarının karşı karşıya olduğu kültürel ve sosyal tehdit geçmişle mukayese imkanını aşan bir farklılık arzetmektedir. Dolayısıyla bugün geleneği reddetmeden, ama gelenekçi eğilimi aşan yeni şeyler söyleme zarureti bulunmaktadır.

Artık çağdaş dünyanın şartlarıyla yüzleşmeden, aklın ve kültürel bilincin değerini hafife alarak günümüz Müslüman toplumlarının halen yaşamakta olduğu sosyal çöküntüye ve kültürel geriliğe çözüm üretmek mümkün değildir.

Kuşkusuz bu yaklaşım, esas itibariyle dini günümüz dünyasının şartlarında yeniden yorumlamayı ve anlamayı da zorunlu kılmaktadır. Zira tarihsel süreçte, daha çok geleneksel Arap-İslam kültür havzası içindeki gerici eğilimlerin şekillendirdiği dini anlayış biçiminin günümüzün insanıyla buluşması mümkün değildir.

Maalesef, zihin dünyaları hala geçmişin klasik İslam kültüründe yaşayan İslam uleması, dinin evrensel mesajını modern zamanlara taşıma kabiliyetinden mahrumdur. Bu yüzden de Nasr Hamid Ebu Zeyd’in altını çizdiği gibi, bazıları gerçek kurtuluşumuzun, fert ve toplum hayatındaki en ince ayrıntıya varıncaya kadar, ekonomik, sosyal ve siyasal hayatımızın tamamına İslami hükümleri tatbik etme ve hakim kılmada ifadesini bulan bir İslam’a dönüşle mümkün olacağı kanaatini taşımaktadır.

Oysa her çağın kendine özgü kültürel ve sosyal şartları sosyolojik yapısı bulunmaktadır. Dolayısıyla her çağın şartlarına göre değişen reel gerçekliği dikkate almayan bir anlayış, bize ekonomik, sosyal ve siyasal bir tasavvur sunamaz. İşte bu yüzden eskiyi aynen taklit eden gelenekçi anlayışın, dinin evrensel mesajı bağlamında bugünün insanına söyleyeceği bir söz bulunmamaktadır. Geçmiş çağların şartları içinde işlevsel olan dini söylemi hiçbir yoruma tabi tutmadan bugün aynen tekrar edenler bilmeliler ki o günün insanları “Kendi dönemlerini yaşamışlar, ictihadda bulunmuşlar, bir kültür meydana getirmişler, bir felsefe oluşturmuşlar ve bir düşünce inşa etmişlerdir. İşte bütün bunların toplamı, onlardan devraldığımız kültürel mirastır (gelenek). Bu gelenek, hala bilincimizi şekillendirmeye devam etmekte ve farkında olarak veya olmayarak davranışlarımızı etkilemektedir. Bu geleneği nasıl görmezden gelemez ve bir çırpıda silip atamazsak, aynı ölçüde onu olduğu gibi de kabullenemeyiz. Dahası, bize düşen onu yeniden biçimlendirmek, çağdaş verili durumla uyuşmayan yanlarını ayıklamak, olumlu yönlerini desteklemek ve bu yönleri yeniden elden geçirerek çağımıza uygun bir dille yeniden şekillendirmektir.” (İlahi Hitabın Tabiatı, s, 42)

***

Şu bir gerçek ki gelenek, her çağın kendine özgü anlayışından, tarihin gelişim evresinden bağımsız bir olgu değildir. Bir bakıma her kuşağın kendi ihtiyaçları doğrultusunda ortaya koymuş olduğu yorumlar toplamıdır gelenek… Kısacası gelenek durağan, değişime kapalı evrensel hakikatler bütünü değil, tam aksine farklı nazariyelerin tarihin belli dönemlerinde kendi kültürel, sosyal ve siyasal düşüncesini belli bir toplumda tahakkuk ettiren bir olgudur. Eğer evrensel hakikat bizim için bir değer ifade ediyorsa, bu hakikati değişimle ve dünya gerçekliği ile birlikte okumak zorundayız.

(KARAR)

Etiketler:
Share
155 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bireyleşme, kadın erkek ve tarikatlar

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Demek ki, kişinin birey olduğunun farkına varmasıyla tek adam olma anlamında bireyselleşmesi farklı şeylerdir. Bat’ıda Aydınlanma dedikleri şey beraberinde bu aşırı bireyselliği getirdi. Kilisenin dogmatik bilgileriyle yetinmek zorunda bırakılan Batılı için Aydınlanma kaçınılmazdı. O birey olduğunu ancak bu yolla fark edebildi. Ama aydınlanma ‘insanın aklının dışında bir rehber kabul etmemesi’ diye anlaşılınca Batılı birey biraz fazla aydınlanmış olacak ki, gözleri kamaştı, kendinden başka otorite göremez oldu. ‘Aydınlanma’ deyince elbette Bat...
  • Sana bunu nasıl anlatsam?

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. İkindiden sonra güzel bir bahçe bulduysam, hele de mevsim yazsa, şöyle bir içlenip “Allah” derim. Çünkü bilirim ki Allah’tır O. Allah’ı bilirim. Rabbi bilirim. Rızkı bilirim. Şükür etmeyi bilirim. “Ne veriyorsan bana razıyımdır ben ona” demeyi alışkanlık haline getirmişimdir. Modası çoktan geçmiş bir adamım ben. Biri gerçekten bir derdini anlatıyorsa dinlerim onu. Önemli bir mesele konuşulduğunu düşünüyorsam cep telefonuna gitmez elim. Çoğunlukla bağlanmasam da olur internete. Sokaklara bağlanmasam olmaz ...
  • Barış Pınarı’nın anlamı

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Barış Pınarı Harekâtı’nın başlangıcından bu yana dünyanın her tarafından aykırı sesler duyulmaya başladı. Türkiye’nin halen yürütmekte olduğu Fırat’ın doğusuna yönelik barış harekâtı Türkiye açısından güney sınırlarımızın güvenliğini gerçekleştirme bağlamında bir anlam taşıyor. Türkiye ile aynı kulvarda yer almayanlar ise bu olayı kendine göre değerlendirmeye girişiyor. Türkiye karşısında hasmane tutumu benimseyen ülkeler bizim için barış çabasından ibaret olan bu harekâtı savaş diye niteleyebiliyor. Ülke içinde de doğrudan telaffuz etmek...
  • Barış Pınarı oyunbozan harekettir

    13 Ekim 2019 YAZARLAR

    Küresel sermaye ile bu sermayeye büyük ölçüde hâkim içeride ve dışarıdaki İsrail’in hizmetçisi olan ABD komünizmin yayılması tehlikesine karşı Yeşil Kuşak projesini; yani sözde İslâm’ı destekledi. 1990’lardan sonra Sovyetler dağılıp sözde komünizm tehlikesi ortadan kalkınca, İslâm’a verdiği destek stratejik olduğu, samimi olmadığı, kullanma niyetine bağlı bulunduğu için geçici desteği terk ederek asıl projesi olan BOP’u devreye soktu. 1 Mart 2003’te meş’um tezkere reddedilince artık Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı açık-kapalı vaziyet alma d...