logo

05 Mayıs 2019

Erol’un eksikliği hissediliyor


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

Tabii ki hissediyoruz, Erol Olçak’ın eksikliğini. (Biz, ‘Olçak’ diye tanıştık. Sonradan resmi soyadının ‘Olçok’ olduğunu öğrendik ama, hep ‘Erol Olçak’ diye andık. Yazarken resmi olanı yazmak lazım mı değil mi bilmiyorum. Dilim ‘Olçak’a daha kolay dönüyor.)

Erol, arkadaşımızdı. Derdimizle hemdert oluyordu. En azından gelip dertleşiyordu.

Yüzü gülüyordu. Kalbi gülüyordu.

Siyaset aleminde, kim düzgün, affedersiniz kim yavşak, onları da iyi bilirdi. Bilen adamla konuşmak lezzet verir.

(Yavşaklığın tedavisi bulunamadı henüz. Baksanıza yerden bitiyor, gökten yağıyor!)

Çalıştığı piyasada herkes ondan memnun olmayabilir. İş dünyasında oluyor bazen sıkıcı işler.

(Erol, bazı şeyleri sezmiş gibi, şehadetinden evvel birçok kimseyi ziyaret etti, helalleşti. Bunlardan bazıları müşterek arkadaşımızdı. Erolların dergâhında rüyadan anlarlar. Bir rüyanın delaletiyle vaki oldu bu helalleşmeler. Rüyayı da tabiri de anlattılar, dinledim. Yani haberdarım. Fakat şu anda yazasım yok.)

Rengi vardı, lezzeti vardı Erol Olçak’ın.

“Erol olsa şöyle derdi” diye konuşsak da arada bir, Erol’unki kadar ‘şık’ olamaz, kurduğumuz cümleler.

Fakat, şu anda ‘Erol’un eksikliği hissediliyor’ dememin sebebi, bir dost olarak Erol’u çevremizde görememekle alakalı değil.

Dikkatimi çeken, kuvvetli bir şekilde hissettiğim şey, bir ‘profesyonel’ olarak, Erol’un eksikliği.

Bilhassa şu seçim ortamında.

“Aynı yoldan geçmişiz biz

Aynı sudan içmişiz biz”

Daha önemlisi… “Aynı bağın gülüyüz biz.”

Bütün seçim kampanyalarının en güzel şarkısı herhalde budur.

Beste, güfte, Özhan Eren’e ait.

Fakat, prodüksiyon Erol Olçak’ın.

‘Dombra’ da muhtemelen, bütün seçim kampanyalarının en ‘kuvvetli’ şarkısıdır.

Ritmi, sesi, olağanüstü.

(Gezi gürültüsünün devam ettiği sıralardı. Gece geç vakit, İstinye Park’ta yemekten dağılıyorduk. Erol, arabasına bindi. Üstü açık, küçük, kırmızı bir araba. Markasını bilemem. Dombra’yı sonuna kadar açtı. Civardaki insanların şaşkın bakışları arasında bastı gitti.

O gün için riskli bir hareketti. Başımıza iş alabilirdik.

Erol’un hatırası -gözükaralığına dair- kayda geçsin diye anlattım.)

Seçimlerde yaptığı tanıtım filmleri de çok başarılıydı.

Erol’un yaptığı iş piyasaya çıktığı gün, seçimin havası değişiyordu.

Dost düşman herkes,“Erol bu işi biliyor” diyordu.

Mesela bir ‘Bayrak’ filmi vardı, hani YSK ‘parti propagandasında bayrak kullanılmaz’ diye yasaklamıştı.

Ne kadar başarılıydı!

Seçimin gidişatını puanlarla takip eden tipler vardır.

“Koy Cemalettin’i birinci sıraya, beş puan fazla alırsın.”

“Köylüye pırasa dağıt, en az üç puan.”

“Bak, Ramazan’da su içerken videosu çıktı en az on puan gitti.”

Gibi garip laflar.

Sanki puanların tarifesi var ellerinde…

Hangi işin puanı kaç, hiç anlamam. İki kelimede bir ‘kesin’ ‘kesin’ diye kendi lafının altını çizenleri de severim, zevkle dinlerim ama itibar etmem.

Mamafih, Erol’un ürettiği işlerin her seçimde Ak Parti’ye puan kazandırdığını zannediyorum.

Vesikasını arasam bulurum.

2011 seçimlerinde ‘Aynı Yoldan Geçmişiz Biz’ şarkısı ortaya çıkınca, kamuoyu yoklamalarında birdenbire Ak Parti’nin puanları yükselmişti.

Bu şarkıları, malum, Erol bestelemiyordu. Sözlerini de yazmıyordu. Filmlerin senaristi de değildi, rejisörü de…

Fakat, bir zekası, tecrübesi, vizyonu, halkın nabzını tutacak bir bakışı vardı.

Şimdi, şarkıları, türküleri dinliyorum, gevşek.

İz bırakacak, hatırda kalacak bir prodüksiyon yok.

Bir iki kişi ‘madır mudur’ ediyor ama, ne eski iştah, ne eski coşku…

Bakalım, seçime kadar havayı değiştirecek, ahaliyi uyandıracak bir parlak fikir çıkacak mı?

(KARAR)

Etiketler:
Share
767 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Anlamanın ölçüleri 1

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Geçen hafta Konya’da idik. Birkaç sanayici arkadaş (Mustafa Koruyucu, Hüseyin Gökalp, Yusuf Akay), mademki Allah bize kazandırıyor, biz de kazandıklarımızın bir kısmıyla O’nun dinine hizmet edelim diye Rihle adıyla bir ilmi faaliyet başlatmışlar. Çoğunluğu İlahiyatlı olan üç yüz elli kadar vasıflı öğrenci seçip Türkiye’nin, hatta İslam dünyasının her tarafından davet ettikleri hocalarla yoğun dersler yapıyorlar. Katılan öğrenciler, düzenli devam şartının dışında hiçbir ücret ödemiyor. Bu hizmeti üstlenen arkadaşlarımız da değme ilahiyatçılara ...
  • * Aslında ABD’ye teşekkür ederiz. * Patriot’ları vermedi, S400 aldık.

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin S400’ler konusunda dik duruşu, ABD’de tam bir akıl tutulmasına yol açtı. Daha doğrusu, ABD’nin kendi içindeki bölünmeyi, iktidar farklılaşmasını, zaaflarını bir kez daha açığa çıkardı. Tehditler, şantajlar havada uçuşurken, S400’ler Türkiye’ye gelmeye başladı. Ama ABD yönetimi tavır belirlemekte zorlandı. Pentagon başka bir şey dedi, Beyaz Saray başka bir şey dedi. İsrail lobisi başka bir şey dedi. En sonunda, bizim için de oldukçahayırlı olacak bir karar verilebildi: Türkiye F35 programından çıkarıldı. Kendi savunma yatırımla...
  • Hakim değerler sistemi ve eğitim

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Sema Maraşlı hanımefendinin bazı ifadelerini sert ve gerektiği halde müsamahasız bulsam da çocukların ve gençlerin eğitimi konusunda aşağıya alacağım sözlerine imza atarım: “…Tabii bu arada çocuklarımızın hatalarında kendi paylarımızı da göz ardı etmeyelim. Çocuklarımızı iyi yetiştiremiyoruz; kabul edelim. Güzel yetiştirenlere sözüm yok, istisnalar kaideyi bozmaz. Fakat genel anlamda bir sorun var. Saygılı olsunlar diye baskı yaptık; bağımlı ve korkak oldular. Özgüvenleri gelişsin diye müdahale etmedik; saygısız oldular. Korkak olmasınlar di...
  • “Babaannem faceApp’lanınca derse geç kaldım”

    19 Temmuz 2019 YAZARLAR

    “Fotokopi için bekliyorum. Biliyorum geç kaldığımı. Yok ya uyku filan değil. Sabah sabah babaannem ‘bana yaşlanma şeysi yap’ dedi. Evet, bu telefonuma FaceAPP indir demenin babaannecesi. ‘Ne yapacaksın hiç gerek yok’ dedim. İkna edemedim. Ne dediysem boş. ‘Babaanne mahrem bilgilerin ele geçer bunlar veri topluyor filan’ diye korkutmaya çalıştım. ‘Benim ne verim varmış!’ dedi. Bir de bana haber geçti: ‘Dünyada 50 milyon kişi uygulamış bunu. Elle gelen düğün bayram’ diye. ’Ya diyemiyorsun ki babaanne sen 76 yaşındasın hangi yaşlanma efekti laz...