logo

En iddialı olduğu konuda, iddiasız Babacan!


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

Ali Babacan’ı nasıl bilirsiniz?..

AK Parti hükümetlerinde, çoğunlukla ekonomik konularda bakanlık yapmış bir isim.

Dışardan baktığınızda, başarılı da bulunan bir isim..

Şimdi birlikte olmak istediği, Zülfü Livaneli gibi isimlerin, “Ha ha.. Bu çocuk mu ekonomiyi düzeltecek” diye, onun üzerinden AK Parti’yi alaya aldıkları bir isim..

Son birkaç yılda, ekonomideki gel-gitler fırsat bilinerek..

Ali Babacan piyasaya sürülüyor..

“Babacan bakan iken, enflasyon % 7”lere inmişti.. Şimdi % 15’lerde.. Babacan gelirse, tekrar % 7’lere iner” diyorlar..

Takdimi böyle yapıyorlar.

Vatandaş da..

17 yıldır iktidarda olan aynı partinin verdiği yorgunluk sonucu..

“Acaba” diyor.

“Acaba, Ali Babacan ile, ekonomi yeniden AK Parti’nin ilk yıllarındaki verilerine döner mi?”

Döner mi?

Ali Babacan cevaplıyor..

Ekonomi konusunda hiç de iddialı olmadığını itiraf ediyor..

Dışardan, kendisini pazarlayanların, en yüksek itibar kazandırıcı verisini, bir çırpıda sıfırlıyor..

Nasıl?

Şu cümlesi ile:

“Toplumsal araştırmalarda ekonomi daha ön planda bir sorun. Ama şöyle bir geriye çekilip gelecek açısından değerlendirme yaptığınızda, ekonomi iner çıkar ama, özgürlük ve adaletle ilgili konular çok yakıcı konular.”

Ne demiş oluyor, Babacan?

“Ekonomi önemli değil, iner çıkar.. Bunlar normal şeyler.. Ben de işin başında olsam, zaman zaman ekonomi iner.. Zaman zaman çıkar.. Takmayın kafanızı, ekonomiye..”

Bunu söylüyorsa, O zaman Babacan’a, ne gerek var?

Babacan’ın kendisi, ekonomi konusunda iddialı değil ki, mevcut yönetim yerine, Babacan tercih edilsin..

Hakkını yemeyelim.

Babacan’a göre önemli olan ne imiş?

“Özgürlük ve adalet” imiş..

Çıkalım sokağa, soralım insanlara..

“Adalet ile sorununuz var mı?”

Soralım insanlara..

“Özgürlük ile ilgili sorununuz var mı?”

Kaç kişi..

Kaç tek kişi, “Benim adalet ile ilgili sorunum var” der..

Özellikle, siyasi iktidarın sebep olduğu adalet sorunu olduğunu söyleyecek kaç tek kişi vardır?

Veya..

Siyasi iktidar kaynaklı, kaç kişi özgürlük konusunda sorunu olduğunu söyleyebilir?

Sahibi iki yıldır Fransa’da kaçak yaşayan Sözcü gazetesinin elemanları haricinde..

Veya..

Genel yayın yönetmeni, üç senedir Almanya’da istihbarat örgütünün koruması altında yaşayan Can Dündar’ın Cumhuriyet gazetesi dışında..

Sokaktaki Ayşe Teyze, “Mutfakta sorunum var, Ali Bey” der ama.

“Benim özgürlük ile ilgili sorunum var” diyen kaç Ayşe Teyze bulabilirsiniz?

Mahallemizdeki Mehmet Amca, “Benim evin giderlerini karşılamada bazı sorunlarım var” der ama..

Kaç tane Mehmet Amca, “Benim özgürlük ile ilgili sorunum var, Ali kardeşim” der?..

Gördüğünüz gibi..

Ali Babacan, hayatında bir kuş tutacaktı..

“Ekonomi alanında, şunu şunu yapacağız” diyerek, belki de saf insanlarımızın aklını çelecekti..

Toplumun büyük çoğunluğunun özgürlük ve adalet konusunda bir sorunu yok iken..

O, ekonomiyi “Olur böyle şeyler” diye yorumlayıp, “özgürlük ve adalet”i önemsediğini söyleyerek, kendi kuyusunu kazmış oldu..

Öyle ki.. Böyle bir konuda, konuştukça da battığının farkında bile olmadı..

Şöyle diyor Babacan:

“Geçenlerde üniversite sınavlarında yüksek başarı elde etmiş bir grup gençle uzun bir sohbet yaptık. En büyük şikayetleri de kendilerini ifade edememeleri.. Özgür bir tartışma ortamı olmaması Türkiye’de.. Tweet atmaktan korkar hale gelmişler. Fırsat eşitliğinin olmamasından da şikayet ediyorlar. Gençlerde adalet hissi çok yüksek.”

Sorduğu soru oranında üniversiteye girebilen gençlik, henüz hayata da atılmamış oldukları halde, hangi alanda fırsat eşitliği olmadığını söylüyor, pek belli değil ama..

Tweet atmaktan kim korkuyor, pek anlaşılmıyor.

Hemen tüm toplumun sosyal medya hesabı olan bir ülkede, milyonlarca tweet atılan Türkiye’de..

Kim korkuyormuş, tweet atmaktan?

En rezil küfürleri edenlerin dışında..

En alçak hakaret sözcükleri kullananların dışında, bana bir tane, attığı tweet sebebi ile soruşturulan insan gösterebilir mi Babacan?

Gösteremez. Ama aynı röportajında, aynı Babacan, kendisini bakın nasıl yalanlıyor:

“Bilgiye artık çabuk ulaşıyorlar. Matbaanın icadı tarihte nasıl bir dönüm noktasıysa, bu akıllı telefonlar da bir o kadar bir dönüm noktası tarihte. Herkesin cebinde dünyaya açılan bir pencere var. Artık çocuklar anne babalarını her şeyi bilen olarak görmüyorlar, ellerinin altında telefonlardan açıp bakıyorlar, ‘Bak böyleymiş’ diyorlar. Dünyayla daha entegreler. İyiyi görüyorlar. İyiyi gördükleri zaman daha azıyla tatmin olmuyorlar. Çok doğal.”

Eeee?

Dünyaya açılmışsın.. Ana-babanı beğenmiyorsun.. Cep telefonunu açıp, anında doğrusunu öğreniyorsun..

Daha ne istiyorsun, Babacan?

Kendi kendini yalanladığının da mı farkında değilsin?

Son olarak da..

Üç dönem kuralını hatırlatıp, destek veriyor Babacan..

İfadeleri aynen şöyle:

“AK Parti’nin en önemli ilkelerinden biri de 3 dönem kuralıydı. Bu basit bir kural değil. Günlerce, haftalarca tartışmalardan sonra o kural yazıldı. Ve ilk kuruluşta üç dönem kuralı ‘Üç dönem nokta’ şeklindeydi. Üç dönemden sonra ciddi bir insan kaynağı değişikliğini öngören bir kuraldı o. Sonra o kural kademe kademe gevşetildi. En sonunda da MKYK’nın inisiyatifine bırakılan ve istisnalar uygulanabilen bir hale geldi. Ömrü uzun olan kurumlarda ilkeler ve kurallar baki, ama insanlar fani. Dolayısıyla insan kaynağı yapısının belli bir zaman içerisinde yavaş yavaş tazelenmesi gerekiyor ki kurallar kalıcı olsun. Aksi halde kişisel inisiyatifler, görüşler, dürtüler ağır basmaya başlayabiliyor. O zaman kurallara kimse bakmamaya başlıyor. Bu bir tuzak ve tehlike. Bu yüzden bu ilkelerin sadece lafta kalmaması lazım.”

Bu sözleri sarfeden Babacan, kendisi üç dönem milletvekilliği yaptı.. Kural gereği kenara çekildi.

Hem o kuralı destekliyor, hem de kenara çekildikten sonra, şimdi bir anlamda hülleli şekilde, muvazaalı şekilde, yeniden siyasete dönmek istiyor.

“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” derler adama..

Üç dönem kuralı doğru ise..

Sen niye siyasete dönüyorsun?

Hani yenilenmek gerekiyordu?

Yanındaki Beşir Atalay ve diğerleri.. Hepsi üç dönem milletvekilliği yapmış..

Hani yeni gençler?

Görüyorsunuz işte.. Tayyip Erdoğan gibi bir lideri devirmek için yola çıkanların hali pürmelalini..

Bir röportajda nasıl döküldüklerini..

Bir de bunlar, Allah korusun, yönetime gelecek olurlarsa.. Vay halimize!

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
151 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Maskeli balo ya da kuruntu

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Böyle bir kıssa okumuştum: Adamın birinin, bir gece yarısı arabasının lastiği pat­lamış. Otomobilden inip tekeri onarmaya teşebbüs etti­ğinde bakmış ki, krikosu yok. Uzakça bir mesafede gö­rünen bir ışığı fark edince: “Gidip oradan kriko isteyeyim, demiş, gene de talihli sayılırım!” Işığa doğru yürürken de aklından geçiriyormuş: Şimdi bu adam, gecenin bu saatinde kendisini rahatsız ettiğim için kızacak, belki benden bir miktar para bile isteyecek. Eğer böyle yaparsa, ben de ona, bu yaptığının komşuluğa sığmadığı­nı söylerim. Gene de ona, ...
  • Adaletin olmazsa olmazları

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Şu beş temel esasın korunmasının İslam’ın ana hedefi ve gerçekleştirmek istediği öncelikli değerler olduğu bilinir: Yaşama hakkı (hayat), inanma hakkı (din), düşünme hakkı (akıl), Mülk edinme hakkı (mal), onur ve haysiyet hakkı (ırz). Bunların her birine aynı zamanda özgürlük de diyebilirsiniz. Bunlara ‘beş zorunlu umde’, zaruriyyat-ı hamse denir ve İslam’ın diğer bütün hükümleri bunların gerçekleştirilmesi içindir. İnsanlar bu temel haklar mümin olanla olmayan için fark etmez. İnsan olan herkes bu haklara sahiptir. Yine bilindiği gibi İslam ü...
  • Suret-i haktan atış yapma

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Soner Yalçın, Sözcü’nün 6 Eylül 2019 tarihli nüshasında Ak Parti’den ayrılıp parti kurmak isteyenlerin partiyi ve dolayısıyla halkı böleceklerini, bu bölünmenin İslam tarihi boyunca hep olageldiğini, bu olayın kendisine, iktidar hırsının Tebük seferi dönüşünde bazı büyük ashabın da içlerinde bulunduğu bir grubu Peygamberimiz’e (s.a.) başarısız kalan bir suikast tertip etmeye sevk etmesini, iktidar hırsının bu noktada kalmayıp O’nu eşine öldürtüp yerine geçmek istemelerini, O’nun vefatından sonra da bölünmenin devam etmesini… hatırlattığını yazm...
  • Öcalan teröristti de, Demirtaş değil miydi?

    22 Eylül 2019 YAZARLAR

    Bir propagandadır gidiyor.. CHP’nin “Biz Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen eşbaşkanın partisi ile işbirliği yaptığını söylediğimizde. Hemen karşımıza çıkıyorlar: “Ha ha.. Siz de Apo’nun kardeşini TRT’ye çıkarıp, seçimde ondan medet umdunuz.” Saadet partisinin bile, “PKK’lıların cenazelerine katılmayan milletvekillerine disiplin soruşturması açarım” diyen eşbaşkana sahip çıkan HDP ile bazı bölgelerde işbirliği yaptığını söylediğimizde, “Ha ha.. AK parti de tam seçim öncesinde, avukatların Abdullah Öcalan’a ziyaretine izin verip, ord...